T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R
Aşkın şiirli atlası

Serkan Özburun'un "Aşkoloji-Doğu ve Batı Edebiyatından Aşk ve Tutku Şiirleri Antolojisi" adlı 4 ciltlik, 4 bin sayfalık çalışması Kaknüs Yayınları'ndan çıktı. Geniş zamanlı ve geniş coğrafyalı antoloji, Türkçe'deki en kapsamlı aşk şiirleri antolojsi olma özelliğini taşıyor.

Aşkoloji; aşk, şiir ve antoloji geleneğinde nereye oturuyor dersiniz...

Genel kabul gören görüşe göre antolojinin ilk örneklerine Antik Yunan ve Roma'da rastlanıyor. Meleagros'un M.Ö. 1.y.y.'da derlediği Stephanos antoloji türünün ilk örneği sayılıyor. Agathias, 6.y.y.'da konularına göre bir antoloji hazırlamış. Batı'da bu doğrultuda birçok çalışma var. Bizde ise antolojinin ilk örnekleri bilindiği kadarıyla nazire mecmuaları. Ömer İbn Mezid'in 1436'da hazırladığı Mecmuatü'n-Nezair 83 şairin 397 şiirine yer vermiş. Sonrasında şuara tezkireleri bu işi üstlenmiş. Ali Şir Nevai'nin 1492'de hazırladığı Mecalisü'n-Nefais ile Sehi'nin Heşt Behişt'i (1538) bu alanda başarılı örnekler. Edebiyat tarihimiz boyunca onlarca örneği olan tezkirelerin sonuncusu Fatin'in Hatimetü'l-Eşar'ı (1582). Bunların tümü şarkı anlamda antolojiler olup, şair ve şiir seçimlerinde belli bir dizgeden yoksundur.

19. y.y'dan sonra antolojiler

19. y.y.'a gelindiğinde antoloji, müntebahat denilen seçkilerle çıkarıyor karşımıza. Bunlar Batılı anlamda antolojiler olup, Rıza Tevfik'in Letaif-i İnşa'sı, Ziya Paşa'nın Harabat'ı, Ebuzziya Tevfik'in Numune-i Edebiyat-ı Osmaniye'si, Mehmet Celal'in Osmanlı Edebiyatı Numuneleri önemli antolojiler. Cumhuriyet dönemi antoloji çalışmalarının hızlandığı ve çeşitlendiği bir dönem. Cumhuriyet döneminde hazırlanan antolojileri çeşitliliklerine göre şöylece tasniflemek mümkündür : Genel Antolojiler: Başlangıçtan Bugüne Türk Şiiri gibi... Tematik / Şematik Antolojiler: Divan Şiiri gibi... Dönemsel Antolojiler: 20. yy. Türk Şiiri gibi... Son olarak da Tematik Antolojiler... İşte Aşkoloji, aşk ve tutku temelinde hazırlanan bir antoloji olmaklığıyla burada bir yer bulur kendine.

Biraz da teknik karneden bahsetsek...

Aşkoloji kendi kulvarındaki antolojilerle mukayese imkanı olan bir yapıya sahip değil. Çünkü geçmişten günümüze değin hazırlanan aşk şiiri antolojileri belli bir sistematikten yoksun. Çoğunlukla yüz sayfayı aşmayan bu çalışmalar daha çok ticari kaygılar taşıyor. Hepsi de aynı şairlerin aynı şiirlerine yer veriyor, hatta çoğunda hazırlayanın ismi bile yok. Fakat yine de bu alanın en önemlileri arasında Eray Canberk, Erdal Alova, Cevat Çapan, İnci Asena, Nurhan Kavuzlu, Hasan Ali Kasır, Sedat Umran sayılabilir. Dolayısıyla Aşkoloji alanında ilk olması yönüyle kendi içkriterlerini, sistematiğini kendisi oluşturmak durumunda kalmış bir eser.

Yöntem aynı, yol farklı

Sistematik hususunda mümkün olduğunca diğer antoloji sınıflarının yönteminden faydalanmış, fakat kendince bir yol takip etmiştir. En evvela Doğu ve Batı'nın tüm önemli şairlerinin, bildik bilmedik aşk şiirlerine olabildiğince çok yer vermeye çalışmıştır. Bunu yaparken şairlerin dönemini, etkisini, şiirini mümkün olduğunca yansıtmaya çalışmıştır. Varolanı aşmak gibi bir düşünceyle hazırlanan Aşkoloji, Divan, Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet, 75 sonrası şairlerine yer verirken, aralarında kıyıya itilmiş, görmezlikten gelinmiş kimi şairlerin şiirlerine yer vermezlik etmemiştir. Dünya edebiyatına gelince, Türk okurunu şimdiye dek Şark şiirinin örneklerine yeterince muhatap olmayışı dikkate alınarak Çin, Japon, Hint, Fars, Pakistan, Azerbaycan, Avustralya, Mısır, Arabistan, Cezayir, Tunus, Fas gibi ülkelere ağırlık verilmiş Afrika, Asya, Latin Amerika, Amerika ve Avrupa kıtası şairlerinden pek çok şiire ev sahipliği etmiştir. Tüm bunların ötesinde Aşkoloji, milattan öncesinin ve hemen sonrasının yüzlerce aşk şiirine yer vermesi yönüyle de dikkat çekicidir. Demem o ki Aşkoloji'de şiir var, aşk var, tutku var, yeniler ve sürprizler var. Ve elbette bunların bir sistematiği var...

Bu her biri birer "fırınlanmış tuğla" kalınlığındaki dört cilt, şiir camiasına nasıl bir soluk üflüyor sizce?

Ben, herşeyden önce bir aşk ve tutku şiiri antolojisine bu kadarlık (sizin tabirinizle tuğla kalınlığında) bir imkan verilmiş olmasını şiir ve şairin bir başarısı olarak görüyorum. Zira bugüne değin hazırlanan antolojilerde karşılaşılan başlıca sorun sayfa sınırlamasıydı.

Geniş zamanlı soluk

Aşkoloji ile birlikte yayım dünyası bir aşk şiiri antolojisinin 4.000 sayfa basılabileceğine şahit oldu. Fakat elbette ki antoloji çalışmaları için bu yeterli değil. Zira bu çalışmamızda istemeyerek de olsa binlerce şiiri dışarda bırakmak durumunda kaldık. Nasıl bir soluk üflediğine gelince, Aşkoloji bir şiir ve şair toplamı olması yönüyle dünyanın farklı coğrafyalarında aşkın kendini nasıl ifade ettiğini, tarihsel, dinsel, kültürel, ekonomik faktörlerin ikili ilişkilere ne gibi etkilerde bulunduğunu yansıtması açısından çeşnili bir soluğa sahip.

KAPSAMLI BİR ANTOLOJİ

Serkan Özburun'un hazırladığı Kaknüs Yayınları'nın yayımladığı 4 ciltlik 4 bin sayfalık 'Aşk ve Tutku Şiirleri Antolojisi'; 'Aşkoloji' aşk ve tutkunun tüm çeşitlerini içinde barındıran tematik bir antoloji olarak, türünün en kapsamlı örneğini teşkil ediyor. İnsanlığın ilk dönemlerinden başlayarak, dünyanın her ülkesinin önemli şairlerinin aşk ve tutku şiirlerini içeren bu eser, kişioğlunun tarihsel serüveninde aşk hususunda ne gibi bir yol izlediğini gözler önüne seriyor. Bu şiirler sadece aşk şiiri olarak değil, tarih öncesinde kadın-erkek ilişkilerini, davranış kalıplarını, cinslerin birbirlerine bakış açılarını yansıtması itibariyle de önem taşıyor. Eser, Türk okurunu Batı dünyası şiirlerinin yanısıra Şark'ın şiirleriyle de tanıştırıyor. Sırasıyla Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet dönemi ve '75 sonrası şairlerine yer veren Aşkoloji hiçbir şairi ihmal etmiyor. Tel: 0216 3410865

  • KONUŞAN: CEMAL SÜER

  •  
    Barış Manço 'eski köyümüzün yeni ozanıydı'
    Merhum sanatçı Barış Manço'nun şarkı sözleri üzerine yapılan bir araştırma, sanatçının 69 eserinde 38 atasözü ve 283 deyim kullandığını ortaya çıkardı.
    'Salonlarımız Amerika ile yarışıyor'
    Türkiye'de birçok alanda gözlenen teknolojik gelişmeden sinema sektörü de nasibini aldı. Anadolu Film Merkezi (AFM) Sinemaları Teknik Müdürü Şahan Armağan, 1990'lı yıllarda kullanılan kömürlü projeksiyon makinalarının yerini, son derece modern, dijital teknoloji ile çalışan projeksiyon makinalarına bıraktığı ifade ederek, "Bugün AFM sinemaları, teknoloji alanında Amerika ile yarışır düzeye geldi. Amerika'nın en gelişmiş sinemasında hangi cihazlar kullanılıyorsa, AFM'de de aynı cihazlar kullanılıyor" dedi. Sinemalardaki karadüzen teknolojinin ortadan kalkması ile birlikte, artık 'makinist ses', 'makinist ışık' tarzındaki seyirci protestolarının da ortadan kalktığını anlatan Armağan, AFM sinemaları dahil birkaç sinemanın son teknoloji ile imal edilmiş otomasyona dayalı dijital makinalarla müşterilerine kaliteyi sunduğunu kaydetti.
  • OKTAY MEHMET


    Güle Güle'den sonra dokunaklı bir film: Gülüm
    Kariyerinde yer alan Kemal Sunal filmlerinin yanısıra Yılmaz Güney ile birlikte Sürü ve Düşman filmlerine de imza atan ve 1986'de ara verdiği yönetmenliğe 14 sene sene sonra dönerek büyük beğeni toplayan 'Güle Güle' adlı filme imza atan Zeki Ökten'in yeni filmi Gülüm vizyonda. Filmin senaryosu Güle Güle'de olduğu gibi yine Fatih Altınöz'e ait. Yönetmenliğini Zeki Ökten'in üstlendiği Gülüm'ün başrollerini, Tarık Akan, Okan Bayülgen, Rutkay Aziz ve Nebahat Çehre gibi oyuncular paylaşıyor. Gülüm, aradan geçen yılların toplumsal ilişkilerde ve değer yargılarında yarattığı erozyonlar, kuşaklar arası görüş farklıları üzerine eski usûl bir Türk filmi.
    GÜLÜM
    Yönetmen: Zeki Ökten Senaryo: Fatih Altınöz Müzik: Melih Kibar Görüntü Yönetmeni: Ertunç Şenkay Oyuncular: Tarık Akan, Okan Bayülgen, Rutkay Aziz, Nebahat Çehre, Sümer Tilmaç

    Allah dostlarının hayatlarıyla tanışalım
    Altınoluk dergisinin son sayısı Allah Dostluğu kapağı ile çıktı. Her ay okurlarına hediye ettiği çocuk eki Altınçocuk'un yanısına bu aydan itibaren gençler için Söz Ola isimli bir ek çıkardığının müjdesini veren Altınoluk, Yazı İşleri Müdürü Ahmet Taşgetiren'in Dostluğun Şifresi isimli yazısı ile başlıyor. Mahmut Sami Ramazanoğlu, Ali Ulvi Kurucu ve geçtiğmiz haftalarda vefat eden büyük alimi Muhammet Hamidullah ile ilgili hatıralar dergide öne çıkarken, Prof. Yaşar Kandemir Müslümanca yaşama üslûbu konusunda bir yazı yazıyor. Tel: 0 212 6710700
  • 14 Şubat 2003
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED