T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Kurban rezaleti"nin sorumlusu ayağa kalk!

Diğer bölgeleri bilemiyoruz ama bu Kurban'da büyük şehirlerde; özellikle İstanbul'da yaşayanlar unutamayacakları bir bayram yaşadılar. Unutulamayacak kadar meşakkatli, unutulamayacak kadar ıslak, unutulamayacak kadar çamurlu bir bayram... İstanbullular bu Kurban'da uğradıkları muameleyi kolay kolay unutamayacaklar.

Türk idari sisteminin 19 Ağustos depreminde yerle bir olması gibi; bir belediyecilik geleneği 11 Şubat günü, yönettiği ilçelerin, beldelerin, semtlerin insanına saygısı olmayan iradecilerin elinde kurban edildi. 12 milyonluk şehir, ibadetle geleneğin, imanla dayanışmanın bir arada yaşandığı bu en üzel günlerde, bu en anlamlı bayramda yağmura, kara ve çamura mahkum edildi. Kurban ibadeti, sur diplerinde kaçak et kesmek gibi suç muamelesi gördü, insanlar şehrin en kötü yerlerinde, en kötü şartlarda kurban kesmeye mecbur bırakıldı.

İnsana saygısı olmayan birkaç sorumsuz yüzünden kurban ibadeti, belki de "Müslüman İstanbul"un tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir eziyete dönüştü ve ilk kez bu kadar aşağılayıcı oldu.

Bu kafa; birkaç yıldan beri dindar vatandaşı Avrupa Birliği standartları safsatasınının karşısında bir suçlu gibi gösteren; kurban ibadetini ifa edenleri kana susamış yabaniler gibi ifşa eden "Müslümanlığından utanan kompleksli anlayış"ın vermek istediği zarardan daha fazlasını, bir kalemde verdi.

Kurban kestikleri için, gazete manşetlerinde ve TV ekranlarında köylülükle ve medeniyetten nasibini alamamakla suçlanan insanlar, bundan daha büyük bir hakareti belediyelerden gördüler.

Belediyeler ve hatta vilayet "geliyorum" diyen bir utancı elleri kolları bağlı seyrederek, İstanbul halkına unutulmayacak bir kötülük yaptılar.

Yüzyıllardır, halkın gelenek ve alışkankılarıyla oluşan bir düzen, "otorite"nin müdahalesiyle yerle bir oldu. Ve o otorite, bozduğu düzenin yerine yenisini koyamayınca da koskoca bir şehir kendi bayramında, kendi kurbanıyla rezil oldu.

Bu ayıba imza atanlara sormak lazım.
Hizmet heyecanınız mı kalmadı?
Şımardınız mı?

Yoksa, "Boşver, nasıl olsa vatandaşın sesi çıkmaz, bizi hoşgörür" diye düşünüp, olacakları umursamadınız mı?

İnsanların yağmura ve çamura teslim olmayacakları mekanlar bulmak, kurban kesimlerini oralara yöneltmek çok mu zordu?

Her yerde kurban satılmıyor, tamam.
Kurban kesim mekanları kısıtlandı, tamam.
Her önüne gelenin kurban kesmesini önlemek için yasaklar getirildi, tamam.

Ama, sadece yasak ve kısıtlama var. Bu yasakları ikame edecek bir hizmetin, yeni şartları kolaylaştıracak tedbirlerin esamesi okunmuyor.

Günlerden beri, yağmur ve kar yağdığı belli, kurbanlık satılan yerlerin çamur içinde olduğu besbelli. O şartlarda, o yerlerin civarında kurban kesildiğinde ortaya çıkacak manzarayı tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok.

Yok ama, belediyeler sözbirliği etmişçesine, her bölgede aynı vurdumduymazlıkla bu gerçeği görmezden geldiler.

Şimdi... Bu ayıbı elikolu bağlı seyreden bir anlayışın, yönettiği kente saygısı olduğu söylenebilir mi? Vergi tahsil ettiği, oy aldığı insanlara değer verdiği idda edilebilir mi?

Gerçek şu ki bu hal ve gidişin sonu, birkaç sene sonra İstanbul'da kurban kesmenin imkansız hale gelmesidir. Ya insanlar kurban için köylere kaçacaklar, ya da idare "iş kötüye gidiyor" diye bunu bahane bilip kurban kesim mekanlarını iyice daraltatacak. En sonunda da "kurban kesme eziyeti!"ne katlanmak istemeyen insanlar vekalete, bağışa zorlanacak.

Kurban'ın "bayram" gibi yaşandığı o günlere yeniden kavuşmak umuduyla, iyi bayramlar!..


14 Şubat 2003
Cuma
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED