T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tahribat, sadece savaşta mı?

Geçen Cuma, Şehzadebaşı'nda namazı kılmıştım. En az on yıldır camiin tamiratı sürüyor. Tamir edilen yerler de akıyor, rutubet kaplamış bir halde, ne kadar küf ve toz varsa, ön saftakilerin üzerine dökülüyor!..

Sadece Şehzade Camii mi?

İstanbul'da bulunan otuz kadar selatin, bir on misli de vakıf ve sadrazam camiini hesaba katarsanız, binlerce cami ve mescid bugün yıkılma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelmiş durumda....

Ramazan'da da Aşağı Gureba/Valide Sultan Camii'ne bir teravih akşamı gitmiştik. Camiin hali perişandı. Yer yer çatlaklar vardı, halılar param parça idi...

Valide Sultan Hanım, ruhu şad olsun, milyonlarca altın tutarında servetini vakfetmiş, hastane ile beraber, mektep, medrese ve camilerde ibadet yapılsın diye, bir sürü eser bırakmıştı.

Bunları bile biz hâlâ koruyamıyor, yakılmalarına ve talan edilmelerine göz yumuyoruz!...

Bunun tamir ve imarı, herhalde vakıflara bakan bakanların işi. Öte yanda ise, o güzelim kütüphane ve arşivlerimiz yok olup gidiyor!..

Bir Millet Kütüphanesi ne halde? Acaba kültür bakanı bir rapor istemiş mi? İhaleciler kimin adamı, kültürümüzden ve tarihî yapılarımızdan bir haberleri var mı?

Şu Diyanet'in arşivlerini bir ele alın: Süleymaniye'deki Meşihat Dairesi'ndeki onbine yakın sicil defteri ile, mahzenlerdeki binlerce evraktan dolayı, yeni bakan Sayın Aydın'ın bir rapor isteği bulunur mu?

Zira, kırk yıl öncesinde, İstanbul'a geldiğimizde, burası bir âşıklar yuvası idi: Botanik Enstitüsü'nde okuyan gençler ile diğer tıbbıyeli arkadaşları, Haliç'e baka baka sarmaş dolaş, ders (?) çalışırlardı!..

Şimdiki bakan ve mebuslar da, birer üniversite öğrencisi olarak, oraya gelip ya maaşlarını alır veya aylık programlarını tesbit ettirirlerdi.

Öte yanda da merhum Bekir Haki, Ömer Nasuhî gibi son devrin bakıyyetü's-suyuf hocaları, ürkek ve bitik bu "modern botanikçileri" seyrederlerdi!..

Bunlar sadece bu kadar değil ki?

Bu millet bu yeni iktidara, bunları düzeltsin diye iktidarı verdi.

Hem de İlim Yayma Cemiyeti'ne arpa, buğday, bulgur, un ve şeker veren; binası için okula demir-çimento bağışlayan adamlar bugün rahmetlik oldular.

Amma onların ruhunu bu bayram günlerinde şad etmek için, esnafın bize yadigâr kalan eserlerini canlı tutmak kadar büyük bir fırsat olamaz!

Diyelim ki, Bağdat'ı Hülagu yaktı yıktı, şimdi de ABD ortaya çıkıp yok etmeyi planlıyor.

Hatırlatalım ki, Bosna'yı, Sebrezika'yı Hırvat veya Sırplar yerle bir etmiştir, ama, seksen yıldır savaş görmemiş bu topraklardaki tarihî ve kültürel değerlerimizi kim yerle bir edip el-aleme birer parti binası veya bir saz ve eğlence yuvası haline getirmiştir?

"İçimizdeki beyinsizler" mi acaba?

Öyle ise, günümüz iktidarı, bu hasta ruhları tedavi etmekle kendini yükümlü saymalıdır.

Zira, böyle giderse, bu cami ve tarihî binalar bizim üzerimize çöker, yakıp yok edilen tarihî vesaikle de, hesap gününde, bir bir sorumluların yakasına yapışılır!..

Eski adı ile "Evkaf Nezareti"ne bakan bakan ile, Diyanet ve Kültür'e bakan bakanla, özellikle de tarihî dokuyu korumakla yükümlü olan "Çevre Bakanı"nın el birliği ile, fethin 550. yılında, bakalım nasıl bir kültürel ve tarihî mirası yeni nesle aktaracaklar?

Çünkü, Osmanlı'nın 700. kuruluş etkinlikleri çevresinde, bir "17 Ağustos depremi" bahanesi ile, devrin Cumhurbaşkanları'nın 9. Senfoni aşkına, her şeyi ortada bırakıp, bir yüz yıl daha beklemeyi yeğ tutmuştu!..

Şimdi de bu tarihî tahribatın önünü almada, 550. fetih yılı, yeni bir fırsattır...

Fakat, fethin 500. yılında "Fetih Cemiyeti"nin ortaya koyduğu eserleri tekrar basmakla bir yere varılmış olmaz!..

Milletin ekonomik hayatı dışa bağımlı. Amma iç dünyası ise mana ve vecd ile dolu....

Manevî ve kültürel değerlerine sahip milletler, her zaman dış tehlikeleri bertaraf edecek gücün hepsine zamanla kavuşur.

Bin dört yüz yıllık İslam toplumunda, irili-ufaklı 160 kadar devletin kurulması, bunun bir isbatı, bir ilânıdır!...

58. Hükümet'in, bayram günlerinde yaya yürürken sürünenleri de unutmaması gerektiğini söylemek istiyoruz!..

Doğru değil mi? Yoksa bizi "tekzip" ediniz!..


www.sadikalbayrak.com

14 Şubat 2003
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED