T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
AKP'nin siyasi mantığı…

Yeni Şafak'ın Genel Yayın Müdürü ve yazarlarıyla birlikte dün Ankara'da Tayyip Erdoğan'ı ziyaret ettik.

Ülkenin dış politika, hatta iç politika konusunda en kritik günlerin yaşandığı, en kritik kararların alınmak üzere olduğu şu günlerde Erdoğan'la yaptığımız uzun sohbet, doğrusunu söylemek gerekirse, son derece ilginç oldu.

Ancak açık olmak gerekirse yaklaşık iki saat süren bu görüşmenin en önemli ve uzun bölümü "of the record"du.

Aslında bu bölümde Tayyip Erdoğan'ın söylediklerinin mantığı ve içeriği bilinmeyen şeyler değildi. Ancak sarfettiği cümleler, yaptığı vurgular son derece doğrudandı.

Görüşmeden edindiğimiz izlenime gelince…

Tayyip Erdoğan, dolayısıyla iktidar partisi son günlerde yaşanan tartışmalara ve "git-gel görüntüsü"ne rağmen, kararını vermiş görünüyor.

Bu karar bir "tespit" üzerine kurulu: "ABD şöyle ya da böyle Irak'ı vuracak…"

Bu durumda para, asker ve siyaset konusunda ABD ile yürütülen görüşmeler, tabiri caizse pazarlıklar, Türkiye'nin savaşa ayak sürümesi gibi görünse de aslında kaçınılmaz Irak harekatının Türkiye'ye getirileri ve Türkiye'nin talep ettiği garantiler üzerine kurulu.

Anlaşıldığı kadar AKP, ABD'nin Türkiye'ye olan ihtiyacını iyi değerlendirmek istiyor ve tezkere konusunda ABD'nin önünde süre olduğunu düşünüyor.

AKP liderinin meseleye bakışını, -aslında kendisi de sık sık vurguluyor- madde madde şöyle özetlemek doğru olur:

1. Savaş ve düzen değişikliği kaçınılmaz

2. ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı (Kuzey cephesi şıkkı meselesi dışında) sınırlı, ancak Türkiye'nin ABD'ye ihtiyacı daha fazla.

3. Bu durumda Kuzey cephesi açılmazsa buraya bir fatura çıkar, sadece bu yıl 73,5 milyar dolarlık iç ve dış borç ödemesi olan, İMF'in desteğine ihtiyaç duyan Türkiye'nin, çeşitli dış yaptırımlarla düzeni altüst olabilir.

4. Ayrıca AB ülkelerinin ABD'ye yanaşması halinde Türkiye iyice yalnız kalabilir…

5. Dolayısıyla Türkiye Irak operasyonunun lojistik destek anlamında içinde olmalıdır…

Bu bakışın mantığı ise şu:

Türkiye bu aktif tavrıyla savaş sonrası belki bir şey kazanmaz, ama daha az kayıp verir.

Elbette Erdoğan ve AKP'nin şu konuda da hakkını yememek lazım:

Belli bir tarihe kadar barış için çaba gösterdiler, hâlâ bir tür göstermeye çalışıyorlar, dahası bu çabaların savaşı geciktirdiğinin farkındalar ve bundan memnunlar.

Ancak bunlar AKP'yi anlamak ve AKP'nin tavrını doğrulamak için yeterli mi?

Daha doğrusu Erdoğan'ın "iş sadece sivil bir tutum meselesi değildir, biz siyaset, devlet adamı sorumluluğunun gerektirdiği şekilde hareket etmek zorundayız" şeklinde doğrulamaya çalıştığı bu tablo nasıl yorumlanmalı?

Türkiye ve siyasi iktidar ABD'nin gücü ve gücün tehditleri karşısında sinmiş midir?

Yoksa uluslararası arenaya ilişkin uzun soluklu bir yorumla sevimsiz de olsa gerçekçi bir tavır mı almıştır?

Bizce daha çok birincisi…

Bir kere şunu AKP'nin görmesi gerekirdi. Savaşa destek verilmese de ABD bölgede Türkiye'den onu istikrarsızlaştırarak vazgeçecek bir durumda değildir. Zira mesele Saddam rejiminin devrilmesi değil, bölgenin emperyal birşekilde yeniden düzenlenmesidir ve Türkiye hiçbir güç için bu çerçevede hafifsenecek bir ülke olarak görülemez ve görülmüyor.

İkincisi siyasi iktidar uluslararası arenada olup biteni tüm boyutlarıyla okumaya yeltenmemektedir. Örneğin onbeş gün önce, "Araplar dağıldı, Fransa iki yönlü oynuyor ve ABD'ye dönecek, Almanya ise tecrit olacak, biz de kaçınılmazı yapalım" şeklinde özetlenebilecek resmi okuma, resmi bir tavra dönüşmüş, ne var ki uluslararası görüntü kısa süre içinde tümüyle değişmiştir.

Bugün de aynı şey olmakta, siyasi iktidar Türkiye'nin ABD ile Almanya-Fransa ikilisinin arasındaki sıkışmış konumu, bu ikilinin yaşayacakları muhtemel yeni bir kopuşu pek dikkate almadan, bir at yarışındaymışcasına ABD'nin üzerine oynayan, "kısa vadeli ve dar bakışlı bir strateji" izlemektedir.

Oysa siyaset ve devlet adamına düşen sıkıntılı ve kaçınılmaz sorumluluklar, uzun vadeli okumaları, tahminleri ve stratejileri gerekli kılar…

AKP Genel Merkezi'nde her şey vardı, ama işin bu "vizyon"u hiç yoktu.



20 Şubat 2003
Perşembe
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED