T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Küresel gösteriler yeni dönemin habercisi...

Kelimenin tam anlamıyla tüm dünya ayakta. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nin Irak'a yönelik savaşının haksızlığı, yanlışlığı, gayr-i ahlakiliği, sömürgeci amaçlar taşımasına karşı içinde insanlık, medeniyet, ahlakilik ve yüce değerler taşıyan herkes "Savaşa Hayır" sözünü daha yüksek sesle telaffuz etmek için sokağa dökülmüştür.

Irak'a karşı savaşın iki baş aktörü ABD ve İngiltere'nin muhtelif şehirlerinde milyonlarla ifade edilen savaş karşıtlarının yürümesi ve kendi hükümetlerinin politikalarına karşı çıkmaları çok anlamlıdır. Avustralya'dan İspanya'ya, Litvanya'dan Arjantine kadar bütün ülkelerde ve şehirlerde insanlar emperyalist emeller için olduğu artık iyice anlaşılan savaşa karşı olduklarını haykırmaktadırlar.

Bu gösterilerin ABD ve İngiltere'yi savaştan vazgeçirip geçirmeyeceğini kestirmek zor. Zira savaş yanlısı şahinler, ülkelerinin sokaklarında yürüyen milyonlarca insanın haykırışlarına değil Irak'taki petrol bölgelerine bakmakta, işgal sonrasında buradaki petrolün nasıl yönetileceğine ilişkin hesaplar yapmakla meşguller.

Mr. Blair; ölen bir milyon insanın sorumluluğu kimde?

T. Blair Londra'da yürüyen bir milyon kişiye dönerek Irak'ta Saddam'ın otuz yıllık iktidarı döneminde bir milyondan fazla kişinin öldürüldüğünü söyleyerek bunların daha da önemli olduğuna işaret etmektedir.

Bu tam da Merd-i Kıpti hikayesini gündeme getiriyor.

T. Blair'e şu soruyu sormak gerekmez mi? Otuz yıldır Irak'ta Saddam'ın iktidarına göz yuman, onu ayakta tutan ve ifade edildiği gibi bir milyona yakın insanı öldürmesine izin veren kendileri değil mi? Neden şimdiye kadar Saddam'ın cinayetleri gündeme getirilmedi de bugün gündeme getiriliyor?

Bu sorular Saddam'ın otuz yıllık iktidarı dönemindeki cinayetlerini, insanlık dışı uygulamalarını, kendi halkına yönelik vahşetlerini asla haklı ve doğru göstermez. Sadece Batı'nın iki yüzlülüğüne işaret etmek istiyoruz. Halepçe'deki katliamı T. Blair yeni mi öğrendi? Hama'da Esed'in vahşetini Batı bilmiyor muydu? Bunlar karşısında o zaman ne yaptı? Sabra ve Şatilla kamplarında binlerce masum katledilirken bunun faillerine karşı Batı'nın yaptığı hiçbir şey yoktu! Bugün de İsrail'in her gün işlediği cinayetler karşısında kılı bile kıpırdamıyor.

Onun için T. Blair'in veya Bush'un kendi politikalarını meşru göstermek için kullandıkları Irak'taki insanlık dışı muamelelerle ilgili açıklamaları asla inandırıcı gelmiyor. Herkes biliyor ki ne ABD, ne İngiltere; ne de başkaları Irak halkını Saddam'ın diktatörlüğünden kurtarmak için bir çaba içerisindeler; temel amaç petrol ve enerji kaynaklarına konmaktır.

Soğuk Savaş'tan yeni döneme?

19. yüzyıl ortalarında Batı dışı dünyayı paylaşım yarışına dönüşen sömürgecilik 20. yüzyılın ortalarına kadar emperyalist, sömürgeci imparatorlukların dünyaya egemen olmasını sağlamıştı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan "de-kolonizasyon" hareketiyle sömürge imparatorlukları çözülüp sömürge altındaki uluslar bağımsızlıklarını kazanınca yeni bir dünya sistemi ortaya çıktı. Uluslararası sahneye çıkan onlarca ulus-devlet sömürgeciliğe, emperyalizme ve ırk ayırımına karşı mücadeleye girişti.

Dünya iki kutuplu bir yapıda iken karşıtlar arasında bir denge vardı ve bu dengenin korunmasıyla barış sağlanıyordu. Savaş sonrasının kurumları olan Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi, Avrupa Konseyi, NATO vb. kurumlar bu yapıya uygun şekilde oluşturulmuştu. Kutuplardan biri çökünce bu kurumların eski işlevlerini görmesi zorlaştı ve bugün çatırdıyorlar.

Soğuk Savaş döneminde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bir ülkeye silahlı müdahale kararı almak imkansızdı. Daimi üyeler karşıtlarının tasarılarını veto ederlerdi. Genel Kurulda çoğunluk Üçüncü Dünya ülkelerinde olduğu için de Batılı ülkelerin lehine bir karar alınması imkansızdı. Dolayısıyla emperyal ve sömürgeci amaçlara sahip büyük devletlerin BM'yi kullanarak politikalarına meşruiyet oluşturmaları mümkün olmuyordu.

Sistemin çöktüğü 1990'dan bu yana gelişmelere bakıldığında ABD'nin BM ve Güvenlik Konseyi'ni istediği gibi kullandığı ve kendi politikalarını onaylattığı görülüyor.

ABD'nin BM ve onun organlarını, NATO ve diğer kuruluşları kendi amaçları için istismar etmesine daha fazla tahammül edilemez. Irak savaşına karşı yürütülen gösterilerin, ABD'nin keyfiliklerine, istismarına ve hukuksuzluklarına dur demek için güçlü bir kamuoyu desteği sağlaması ve adil bir dünya sistemi için uygun zemin oluşturması beklenir.


20 Şubat 2003
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED