T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ben çok 'faydacı' buldum

Doğrusunu söylemek gerekirse, Ankara'ya AKP iktidarının Irak meselesine ilişkin politikası hakkında medya yoluyla edindiklerimden farklı bilgilere ulaşacağımı düşünerek gittim. İsterseniz önce , AKP Genel Merkezi'nde Genel Başkan Tayyip Erdoğan ve birkaç yakın çalışma arkadaşı ile yaptığımız toplantının bende bıraktığı izlenimi fazla gecikmeden hemen aktarayım: O toplantıya kadarki kanaatimde hemen hiçbir değişiklik olmadı... Yani bir bakıma küçük çapta bir "hayal kırıklığı" da diyebilirsiniz...

Ankara'ya giderken kafamda cevabını aradığım şöyle bir soru da vardı: Acaba, bazı yorumlarda karşılaştığımız gibi, AKP Genel Merkezi ile Başbakanlık arasında Irak politikasına ilişkin olarak az da olsa bir fark var mı? Elinizdeki yazıyı Erdoğan ile görüşmeden hemen sonra yazdığım ve dolayısıyla akşam saatleri için öngörülen Gül görüşmesi henüz gerçekleşmediği için bu sorunun cevabını maalesef henüz ben de bilmiyorum.

Peki, Erdoğan biz Yeni Şafak yazarlarına sorularımızın hemen tamamının konusu olan Irak politikasına hangi açıklamalarda bulundu?

Tahmin ettiğiniz gibi, konuşmaya Türkiye'nin her zaman olduğu gibi bugün de "barış"tan yana olduğunu hatırlatarak başladı. Ülkede gazetecilerin 21,20, 19 Şubat diye geriye gün saydıkları bir zamanda bu hatırlatmalar tabii ki bir "dilek" olmaktan başka bir şey ifade etmiyordu. Ve benim kişisel izleninim, Erdoğan'ın bundan sonraki tamamı "reel-politik" merkezli açıklamaları bu "dilek"in sadece bir dilek olmaktan bir adım ileriye gidemeyeceğinin bir bakıma deliliydi. ABD ile siyasi, askeri ve ekonomik alandaki görüşmeler (siz isterseniz "pazarlıklar" deyin) devam etmesine ediyordu ama Türkiye "casus belli" meselesinde sanki hiç de aktif bir rol sergilemiyordu. Erdoğan, haklı olarak siyasi sorumlulukları gereği her ihtimali inceden inceye değerlendirdiklerini söylüyordu. Ama yine bana göre, bu açıklamalar "siyasi" (iyi anlamında) olmaktan daha çok "teknik" diyebileceğimiz nitelikteydi. Hatta şöyle bir izlenim edindiğimi de söyleyebilirim: Erdoğan, Türkiye'nin Irak politikasına fazla "faydacı" bir açıdan bakıyordu. Bilmiyorum, belki de ben yanılıyorum.

Yazının başında söylediğim gibi bu ziyaretten Türkiye'nin Irak politikasına ilişkin çok daha doyurucu, ikna edici bilgilerle dönmeyi umuyordum. Ama öyle olmadı. Mesela, Irak'a yönelik bir harekat için Türkiye'nin BM Güvenlik Konseyi'nden yeni bir karar çıkmasını gerekli görüp görmediğini niçinleriyle birlikte doğru dürüst anlayamadık... Mesela, Türkiye'de halkın "ezici" çoğunluğunun "savaşa karşı" olmasının AKP üzerinde ne gibi bir etki yaptığını da (ya da yapmadığını) çözemedik... Mesela, Türkiye ile ABD arasında savaş esnası ve sonrası Irak'ı üzerinde "yazılı olarak" kayıt altına alınacağı söylenen "mutakabat"ın, uluslararası hukuk açısından ne gibi bir değeri olabileceği meselesini de kavrayamadık....

Yani sonuç söylediğim gibi... Ama Ankara ziyareti beni özellikle bir husus hakkında epeyce aydınlattı. Gerek Genel Merkez'de Erdoğan dışındaki AKP yöneticileri ile yaptığımız görüşmelerden, gerekse arkadaşların Genel Merkez dışında görüştükleri bazı AKP'li siyasetçilerden bana aktardığı izlenimlerden sonra şu sonuca vardım: "Tezkereler" meselesi tamam gibi! Tamamen "sezgisel" olarak, AKP'nin Meclis kadrosunun bu konuda epeyce "ikna olduğu" sonucuna vardım. İnşaallah yanılıyorumdur...

Bakalım akşam saatlerinde görüşeceğimiz Başbakan Gül ne düşünüyor?


20 Şubat 2003
Perşembe
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED