|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ankara'da yollar her zamankinden daha mecburi bir istikametin izinde, Türkiye'yi istemediği bir savaşın tarafı olmaya doğru götürüyor. Amerika ile sürdürülen pazarlıkların detaylara inildikçe tatsızlaşması ve genel görüntünün ekonomik pazarlık düzeyine indirgenmiş olması, bu tatsızlığı her geçen saniye gerilime de dönüştürüyor. Bu tabloda, pazarlıklarla ilgili hemen her bilgiyi ABD ve Türk medyasına sızdıran hatta, masadaki yardım paketinin hacminin 26 milyar dolar olduğunu Beyaz Saray Sözcüsü düzeyinde açıklayan Amerikalılar'ın payının büyük olduğu anlaşılıyor. Böyle bir atmosferde ziyaret ettiğimiz Ak Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'dan gelinen son noktayı dinledik. Ancak, kriz diplomasisi o kadar hızlı işliyor ki, Erdoğan'la görüştüğümüz sırada ABD'nin, Türkiye'nin isteklerine yönelik cevap dosyaları Dışişleri Bakanlığı'na ulaşmış, detaylar yeniden masaya yatırılmıştı bile... Dışında kalamazsan en az zararla atlat
Tayyip Erdoğan'ın ve hükümetin çizgisi artık biliniyor. Bu çizgi, savaşsız bütün seçenekleri sonuna kadar denemek ve beklemek ama savaş önlenemezse ortaya çıkacak tablodan en az zararla kurtulmak şeklinde özetlenebilir. Erdoğan, Türkiye'nin girişimiyle hayata geçirilen 6'lı Bölgesel Girişim'in savaş karşıtı tavrını sürdüremediğini ve hatta Almanya-Fransa -Belçika cephesinin bile sağlam duramadığını düşünüyor. Bu düşüncesini de Türkiye'nin tutumunun bir gerekçesi olarak ortaya koyuyor. Ak Parti lideri, Türkiye'nin bulunduğu noktayı şu cümleyle özetliyor: "Yokuz demek, bizi işin dışında tutmuyor." Politika bu eksene oturunca, o zaman da ABD'nin müdahale gücünün yanında yer almanın şartlarını da belirlemek gerekiyor. Zira, Türkiye'nin müzakere ya da gerçekçe deyilme "direnme limiti" de buradan başlıyor. Erdoğan, askeri ve siyasi konularda anlaşmanın hemen hemen sağlandığını ve bu konularda pürüz kalmadığını söylüyor. Bu durumda anlaşmazlık ekonomik konularda yani; Türkiye'nin ABD'den talep ettiği hibe, yardım ve kredi miktarı ile bu yardımların ABD Kongresi kararııyla tahakkuk etmesi noktasında düğümleniyor. Ancak, Kongre kararının hem zor, hem de 2 aydan önce mümkün olmadığı için de teminat için başka bir çözüm bulunması gerekiyor.
ABD'nin müzakere mantığı
Teminat için aranan yeni çözümün rakamsal ifadesi de hemen hemen belli oluyor. Türkiye iki rakamlı ve milyar dolar cinsinden bir paranın köprü kredi yoluyla hemen Hazine'nin hesabına geçirilmesini istiyor. Böylelikle, Washington'un yaklaşımının iyi niyetli olup olmadığı ve ileriye yönelik, sözlerini yerine getirip getirmeyeceğinin test edilmiş olacağı da varsayılıyor. Ancak, ABD'nin dün verdiği cevabın bu talepten uzak ve dahası, Türkiye'nin isteklerini karşılamada tatmin edici bir hacimde olmadığı da anlaşılıyor. Bu tatminsizliğıin ortaya çıkaracağı ilk sonuç, hükümetin ABD askerine konuşlanma ve sınırdan Irak'a geçme yetkisi veren ikinci tezkereyi askıya almasıdır. Yani, kriz içinde kriz politikası... Amerika'ya karşı bir müttefikin göstermesi gereken toleransı sergilediğini düşünen Ankara, bu yeni kriz politikasını sürdürmekta zorlanacak olsa da en azından haklı olduğunu düşünüyor.
Hemen evet!
Aslına bakılırsa, Türkiye ile pazarlığı büyük bir ustalıkla para düzeyine indirgeyen ve çizgiyi Türkiye'de yapacakları alışverişlerin KDV'den, akaryakıt temininin de vergiden muaf olması noktasına kadar çeken ABD'nin sergilediği tutum; stratejik müttefik konseptinin oldukça dışına çıkmış bulunuyor. Bu durumun yarattığı rahatsızlık, Ak Parti çevrelerinde de hissediliyor. Washington'un, hem Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizi ustalıkla kullanması, hem de bundan daha önemli olmak üzere Irak'ta müdahale sonrasına ilişkin stratejik hedeflerini Ankara ile paylaşmaması rahatsızlık doğuruyor. Hükümetin ikinci tezkereye, "evet" ya da "hayır"dan hangi cevabı vereceği üzerindeki belirsizliğin dün biraz daha arttığı anlaşılıyor. Amerika, Türkiye'nin taleplerine karşı cevaplarını bekletmeden göndererek; bu kararın hem "evet" olmasını hem de acilen verilmesini istediği ilan ediyor. Ankara şimdi zor bir karar verecek. İşin ilginç ve dramatik tarafı ise şu... ABD, üzerine düşeni yapsa da yapmasa da ateşten top, her şartta Türkiye'nin kucağında bulunuyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |