AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
ABD ile kriz neyin krizi?

Süleymaniye'deki subay ve erlerin Amerikalılar tarafından tutuklanıp esir alınmasıyla patlak veren krizi anlamaya çalışıyoruz. Hükümet teenni ile hareket ederken muhalefet olayın üzerine üzerine gitmekte, krizden anlaşılması imkansız neticeler elde etmenin çabası içerisinde gözükmektedir. Seferberlik önerenlere bile rastlanması gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir gelişmedir.

Öncelikle bu olayın bir tesadüf ve birilerinin işgüzarlığı ve kişisel tasarrufu ile gerçekleşen bir gelişme olmadığını kabul etmemiz lazım. Basınımızda dile getirildiği gibi Süleymaniye bölgesindeki Amerikalı bir albayın kişisel tasarrufu ile gerçekleşen bir olay değildir. Peki nedir? Gelişmeleri alt alta koyduğumuzda bunun ince bir hesabın, planlamanın ve belli yerlere yönelik mesaj gönderme çabasının bir ürünü olduğu anlaşılır.

Türkiye'ye bu olayla bir mesaj verilmek istendiği kesin.

Türkiye'nin uzun yıllardır Kuzey Irak'ta askeri güçleri var. Bu bölgede askeri güçleri tutmasının anlaşılabilir sebepleri bulunuyor. Ancak başkaları bizim ileri sürdüğümüz bu gerekçeleri acaba nasıl anlıyorlar? Sanıyorum olayı anlaşılır kılacak ana soru işte budur. Yani Türkiye'nin Kuzey Irak'ta asker bulundurmasını nasıl anlıyorlar?

Türkiye yıllardır bir terör belasının içinde. Kuzey Irak'ta doksanlı yılların başından beri ciddi bir otorite boşluğu var ve bu boşluktan Türkiye'ye karşı terör olaylarını yöneten ve yürüten kesimler yararlanmaktadır. Türkiye'den çıkarılan terör gruplarının bu bölgeye yerleştikleri ve buradan eylemlerine devam ettikleri biliniyor.

Türk ordusu bunun önüne geçmek için Kuzey Irak'ta bulunuyor. Bu anlaşılabilir bir gerekçedir. Ancak başkaları da bunu böyle mi anlıyorlar? Mesela bölgenin en önemli güçleri olan Talabani ve Barzani bunu böyle mi görüyor? Bugün onlarla ittifak halinde bölgeye yerleşmiş bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve bölgenin diğer ilgilileri nasıl görüyorlar?

Tezkere krizinin devamı mı?

Bir başka husus ise ABD ile Türkiye arasında tezkere dolayısıyla yaşanmış olan kriz. Tezkere iki devlet arasında ciddi bir krize yol açmış ve taraflar kendi konumlarını yeniden tanımlama noktasına gelmişlerdir. Tezkere öncesinde iki ülke arasında sürdürülen görüşmelerde Türk ordusunun Kuzey Irak'a girmesi sorunu ciddi anlaşmazlık konusu olmuştu. Amerika'ya sağlanacak destek karşılığında bile bölgeye Türk askerinin yerleşmesine pek olumlu bakmayan bir ABD'nin tezkerenin reddi ile ortaya çıkan gerilim ortamında bu bölgedeki Türk askerinin varlığına olumlu bakması mümkün olabilir miydi?

Gelişmeler şunu gösteriyor, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta etkin bir unsur olarak bulunması, bölgenin geleceğinde belli roller üstlenmesi ve nüfuzunu artırmaya çalışması hem ABD'yi hem de bölge güçlerini rahatsız etmektedir. Türkiye'nin buradaki varlığı terörle ilişkilendirilse bile muhataplar bundan başka maksatlar ve sonuçlar çıkarmaktadırlar. Dolayısıyla Türkiye'nin maksadı konusunda bir belirsizlik hali olduğu söylenebilir. Bu nedenle Türkiye'nin maksadı konusunda muhatapları tatmin edecek bir çaba içerisinde olması gerekiyor.

ABD Türkiye'yi gözden çıkardı mı?

Gelişmeler nedeniyle akla gelen bir başka husus ise ABD'nin Türkiye'yi gözden çıkardığı ve artık Ortadoğu politikasında Türkiye'ye ihtiyaç duymadığıdır. Yani yarım asrı aşan ittifak ilişkileri giderek sona ermekte ve ABD bölgede Türkiye'nin yerine ikame edeceği yeni müttefikler bulmuştur. Dahası Irak'a yerleştiğine göre müttefik bir Türkiye'ye ihtiyacı yoktur.

Bu tezin hiç de sağlıklı bir temele oturmadığını belirtmeliyiz. ABD'nin Türkiye'nin yerine ikame edeceği bir başka güç bulmasının imkansız olduğunu ve aslında böyle bir gücün de bölgede bulunmadığını söylemeliyiz. Ne Irak, ne de biri başkası Türkiye'nin rolünü oynayamaz. Türkiye olmadan Ortadoğu'da etkin olmanın imkanasız olduğunu söylememiz bizim fazlasıyla hoşumuza gidiyor, ancak gerçekten bölgede Türkiye'nin rolünün ve etkinliğinin ne olduğunu hiç tartışmıyoruz. Türkiye'nin bölgede etkin potansiyel bir gücü var. Tarih ve coğrafya faktörü önemlidir. Ancak bunu Türkiye ne kadar kullanıyor ki? Türkiye sadece bu tür olağanüstü dönemlerde bölge gücü olduğunu hatırlamaktadır.

Türkiye'nin bölgeye yönelik olarak izlediği politika, bu bölgede beş asır egemen olmuş, bölge toplumlarıyla kaderi paylaşmış bir ülkenin politikası mıdır? Türkiye 1950'ye kadar bölgeye sırtını döndü, 1950-1965 arasında Batılı sömürgeci müttefikleriyle birlikte görüldü, 1965'lerden sonra ise sınırlı ilişkiler geliştirmeye yöneldi. Soğuk savaş yıllarında ABD ile birlikte hareket etti, bugünse ne yapacağını bilememenin sıkıntılarını yaşıyor.

Kendimizi dev aynasında görmeksizin öncelikle ABD'nin bölgede ne yapmak istediğini iyi okumamız ve buna göre yeni politikalar oluşturmamız gerekiyor. Evet Türkiye Ortadoğu'dadır ve hep bu bölgede mevcut komşularıyla birlikte olacaktır. Komşularımıza kendimizi iyi anlatmamız, komşularımızı da iyi anlamamız, beraber yaşamamızın ön şartı olmalıdır.


10 Temmuz 2003
Perşembe
 
DAVUT DURSUN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED