|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Milli Eğitim Bakanı Doç. Hüseyin Çelik içinden tanıdığı üniversitelerin şimdiki yapısını yetersiz buluyor. Bunun sebebini YÖK Yasası ve YÖK'ün çalışma tarzı olarak gördüğünü de saklamıyor. Çare için düşündüğü de belli: Yasayı elden geçirerek yöneticileri de değişmiş YÖK'e yeni bir hayatiyet kazandırmak... Bakan Çelik ve bürokratlarının son biçimini verdikleri yeni YÖK Yasası'nın tatile girmeden Meclis'e sevk edilmesi bekleniyor. Bakanın tespit ve teşhislerinde haklılık payı büyük. Türkiye'de en önemli sorun gerçekten de yüksek öğretim düzeni. Okuma yazma oranını yükselterek, temel eğitime ayrılan yılları artırarak büyük bir kalkınma hamlesi gerçekleştirilemiyor; bütün gelişmiş ülkeler, durumlarını, yüksek öğretim kalitesine borçlular. Eğitimde kalite ise, geniş bir vizyon ile akademik özerklik istiyor. YÖK, bugünkü yapısıyla, bu özelliklerden mahrum. YÖK'ün şimdiki başkanının kişiliğinden kaynaklanan bir sorunu daha var. Kemal Gürüz, kalkınmaya kararlı bir ülkenin yüksek öğretiminden sorumlu bir yetkili olarak görmüyor kendisini; onun dikkati daha çok eğitimin 'ideolojik' temelleri üzerinde yoğunlaşıyor. Tam bir bilimsel özgürlüğe sahip olunması gereken bir eğitim kademesinde, gençler, Kemal Gürüz'ün dar ideolojik tercihleri kıskacındalar. İdeolojik saplantılar, kalkınmayı tersine etkileyen 'meslek liselerine karşı tavır' olarak da kendisini dışa vuruyor. Bu arada, başkanın beğenmediği rektörler istifaya zorlanıyor, rektör ve dekan seçimleri tartışma doğuruyor... Toplumun büyük bir bölümünün üzerinde birleştiği, üniversite çağındaki öğrenciler ile ailelerinin ise çoğunlukla tasvip ettiği bir konu YÖK'ün elden geçirilmesi... Muhalefet de aslında YÖK'ü doğru dürüst savunmuyor; CHP'li pek çok eski öğretim üyesi, geçmişte, "YÖK değişmeli" görüşünü açık bir dille ifade etmişlerdi. Belli sütunlar dışında, medya da, YÖK'te değişimin karşısında değil. Ancak, yine de, YÖK Yasası'nın aceleye gelmesinden endişeliyiz. Üniversite kapısında yığılan gençleri yüksek öğretimden yararlananlara eklediğinizde elde edeceğiniz rakam, konunun muhatabı olan ailelerin sayısını verecektir. Milyonlarca aile. Böylesine geniş muhatabı bulunan bir konunun kamuoyu tarafından etraflıca tartışılmasında yarar var. Daha da önemlisi, eğitim ve öğretim gibi herkesi ilgilendiren konularda yapılacak yasal düzenlemelerin sağlıklı bir zeminde gerçekleştirilmesi gereğidir. Şu andaki yönetime duyulan tepki yüzünden yanlış yapma ihtimali bile tereddüt kaynağı olmalı. Avrupa Birliği ile uyum yasalarını gerçekleştirmek için geceli-gündüzlü çalıştığı şu sırada, Meclis'e, bir de YÖK Yasası çıkarma görevi yüklenmesi ne derece doğrudur? Doğru davranış, yaygın tartışmalarla dört başı mâmur hale getirilmiş bir tasarıyı gündemi yalnızca bu konuyu görüşmek olan Meclis ortamına taşımak, muhataplarının içlerine sindirerek kabul edecekleri bir yasaya ve yeni bir yüksek öğretim düzenine ülkeyi kavuşturmaktır. Meclis'in bundan sonraki yasama dönemi aslında iktidara bu fırsatı sunuyor. Üniversitelerin açılacağı günlerde başlayacak yeni dönem ve bu sebeple üniversiteler gündemin ilk maddesine oturacak. Bu arada, şimdiki YÖK başkanı ile bazı üyelerin görev süreleri de aynı günlerde sona erecek... Böylece, Meclis, iktidarı ve muhalefetiyle, şahıslara indirgenmişlikten uzak bir ortamda, ideale yakın bir yasayı çıkartabilir. Gençlerimiz bunu hak ediyorlar. Milli Eğitim Bakanı Çelik'in iyi niyeti... Üniversite ve yüksek okullardaki seviyeden şikâyeti olanların beklentileri... İktidardaki Ak Parti'nin 'kalkınma' konularına verdiği özel önem ile şimdiki YÖK'ün ideolojik yaklaşımı arasındaki farklar... Bunları tartışmaya bile gerek yok. Ancak, yine de, 'günübirlik' olanı aşıp 'kalıcı' ve ülkemizi ileriye taşıyacak bir yüksek öğretim düzenine toplumla birlikte ulaşmak hedeflenmelidir. Biraz daha bekleyebiliriz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |