AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

D Ü N Y A
ABD'nin savaş yalanları

"Hükümetler özellikle savaşta yalan söyler" sözünden hareketle "Devlet Yalanları" konulu bir makale kaleme alan aylık Le Monde Diplomatique dergisinin başyazarı Ignacio Ramonet yazısında, son Irak savaşı dahil ABD'nin tarih boyunca girdiği tüm savaşlarda yalana başvurduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Amerikan ve İngiliz kuvvetlerinin Mezopotamya'daki "Zafer"inden üç ay sonra, haklı gerekçelere dayandığından zaten kuşku duyduğumuz "kitle imha silahlar"yla ilgili iddialarının yalan olduğunu öğreniyoruz. Bu dev oyunun içinde, Pentagon'un göbeğinde bulunan, entrikaların düzenlendiği gizli bir büro temel bir rol üstlendi: Özel Planlar Bürosu. Wolfowitz işin içinde bir "Devlet Yalanı" olduğunu kabul etti. Irak'a karşı bir uyarı saldısını meşrulaştırmak amacıyla "kitle imha silahları" tehdidinin ön plana çıkartılması kararının "bürokratik nedenlerle" kabul edildiğini itiraf etti. "Bir konuda anlaştık, diye belirtti, kitle imha silahları konusunda, çünkü bütün dünyanın kabul edeceği tek gerekçe buydu." Bush, BM'yi genel tutumundan caydırıp Irak'ın fethi projesine birkaç suç ortağı (İngiltere, İspanya) bulmak için umutsuzca bir savaş nedeni ararken, hiç duraksamadan en büyük devlet yalanlarından birini üretti.

Bu "Hırsız var!" diye bağıran hırsızın öyküsüdür. Geogre W. Bush 12 Eylül 2002'de BM Güvenlik Konseyi'de sunduğu, Saddam Hüseyin'e karşı hazırlanan ünlü suçlama raporuna nasıl bir başlık verdi dersiniz? Yalanlarla ve Meydan Okumalarla Dolu Bir On Yıl. Peki raporda "kanıtları" art arda sıralarken kesin olarak ortaya koyduğu iddialar neydi? Bir dizi yalan! Irak, diyordu özünde, El Kaide Örgütü'yle sıkı bir bağ kurmakta ve ABD'yi tehdit etmektedir, çünkü elinde "kitle imha silahları "(KİS) bulunmaktadır- iletişim danışmanları tarafından tavında dövülmüş ürkütücü bir ifade.

"Tüm zamanların en büyük zehirleme manevrası"

ABD ve İngiliz kuvvetlerinin Mezopotamya'daki zaferinden üç ay sonra, haklı gerekçelere dayandığından zaten kuşku duyduğumuz bu iddiaların yalan olduğunu öğreniyoruz. Amerikan yönetiminin KİS hakkındaki bilgileri değiştirdiği apaçık bir biçimde ortaya çıkıyor. General Dayton'un yönetimindeki 1400 müfettişten oluşan Irak Survey Group, bir kanıt oluşturabilecek en ufak bir unsurun gölgesine bile rastlamamıştır hâlâ. Sonra, Bush'un daha söz konusu suçlamaları ortaya atarken, gizli servislerinin hazırladığı ve bütün söylenenlerin yanlış olduğunu da öğrenmeye başlıyoruz. Kaliforniya temsilcisi demokrat Jane Harman'a göre, karşı karşıya olduğumuz şey "tüm zamanların en büyük zehirleme manevrası." Amerika, tarihinde ilk kez bir savaşın gerçek nedenleri hakkında kendi kendisini sorguluyor, oysa çatışma çoktan bitti...

Bu dev oyunun içinde, Pentagon'un göbeğinde bulunan, entrikaların düzenlendiği gizli bir büro temel bir rol üstlendi: Özel Planlar Bürosu (Office of Special Plans, OSP) 6 Mayıs 2003'te New Yorker'da yayımlanan bir makalede Seymour M. Hersch'in hakkında bilgi verdiği OSP 11 Eylül 2001'de savunma deportmanının iki numaralı adamı Paul Wolfowitz tarafından kurulmuş. Davasına inanmış bir "şahin" olan Abram Shulsky tarafından yöneltilen bu büronun görevi, farklı istihbarat birimlerinin (CIA, DİA, NSA) topladığı verileri çözümleyip birtakım sentezlerle varmak ve bunları hükümete iletmektir. Pentagon tarafından finanse edilen bir örgüt olan Irak Ulusal Kongresi'nin başkanı pek saygıdeğer Ahmet Çelebi ile yakınları sürgünde olan kongre üyelerinin tanıklarına bel bağlayan OSP kitle imha silahları tehdidini ve Saddam Hüseyin ile El Kaide Örgütü arasındaki bağlı alabildiğine şişirmiştir.

Powell: Bu kanıtlar tam bir bok...

Veteran Intelligence Professionals for Sanity adı altında toplanmış, eski CIA ve Dışişleri Bakanlığı uzmanlarından oluşan bir grup 29 Mayıs tarihinde Bush'a gönderdikleri bir yazıda, geçmişte istihbarat birimlerinin topladığı, dalavereler sonucunda skandallara yol açan belgelerin, "daha önceden de birtakım siyasal nedenlerle saptırılmış olduğunu, ancak hiçbir zaman, seçilmiş temsilcilerimiz bir savaşa izin vermelerini sağlayacak denli sistemli biçimde kandırmak amacıyla şimdiki gibi saptırılmadığını belirtmiştir. Colin Powell bile oyuna gelmiştir ve artık kendi siyasal geleceğiyle oynamaktadır. En tartışmalı bilgilerin açıklanması konusunda Beyaz Saray ve Pentagon'dan gelen baskılara karşı direnmeye çalışmıştır. 5 Şubat 2003 tarihinde Güvenlik Konseyi önünde yaptığı ünlü konuşmanın öncesinde Powell, Başkan Yardımcısı Richard Cheney'in kabine müdürü Lewis Libby'nin hazırladığı müsveddeyi okudu. Belge o kadar kuşkulu bilgiler içeriyordu ki, Powell öfkesine hakim olamadı, sayfaları havaya fırlatıp şöyle dedi: "Bunu okumayacağım. Bu tam bir bok..."

Bush ve Blair tam bir yalancı

Yani ABD Başkanı yalan söyledi. Bush, BM'yi genel tutumundan caydırıp Irak'ın fethi projesine birkaç suç ortağı (İngiltere, İspanya) bulmak için umutsuzca bir savaş nedeni ararken, hiç duraksamadan en büyük devlet yalanlarından birini üretti. Tek o değildi bunu yapan. Müttefiği, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Londra'da 24 Eylül 2002'de Avam Kamarası önünde şöyle diyordu: "Irak'ın elinde kimyasal ve biyolojik silahlar var. (...) Elindeki füzeler 45 dakika içinde ateşlenebilir."

Afganistan'a yönelik dezenformasyon merkezleri

Afganistan'a karşı girişilen savaşın başından bu yana, İngiliz hükümetiyle işbirliği içinde İslamabad'da, Londra'da ve Washington'da, Koalisyon Hakkında Haber Merkezleri kuruldu. Her biri çeşitli entrikaların düzenlediği gerçek birer propaganda bürosu olan bu Merkezler, Bush'un medya danışmanı Karen Hugues ve özellikle de Blair'in, siyasal imajla ilgili bütün konularda alabildiğine güçlü müridi Alistair Campbell tarafından tasarlanmıştır. Bakın, Beyaz Saray'ın sözcülerinden biri nasıl açıklıyor bu merkezlerin görevini: "Kanallar günde 24 saat boyunca kesintisiz olarak haber yayınlıyor; eh bu Merkezler de onlara her gün, günde 24 saat boyunca yayınlayacak haber temin ediyor...
Le Monde Diplomatique Türkiye, 15 Temmuz - 15 Ağustos 2003, Sayı 16.

Medya destekli "psikolojik savaş"

1960 yılında, soğuk savaşın en kızgın dönemlerinin yaşandığı bir ortamda, CIA bir kaç gazeteciye, Sovyetler'in silahlanma yarışında öne geçmek üzere olduğunu gösteren birtakım "gizli belgeler" verdi. Büyük medya hemen başkan adaylarına baskı yapmaya ve kıyametler kopartarak savunma paylarında ciddi bir artış talep etmeye başladı. John F. Kennedy sonunda, gelen baskılara dayanamayarak, denizden karaya balistik füzelerin (the missile gap) yapımı programına milyarlar ayıracağına söz verdi. Bunu yalnızca CIA değil, bütün askeri ve sanayi de istiyordu. Seçildikten sonra ABD'nin Sovyetler Birliği karşısında askeri bakımdan zaten üstün olduğunu öğrenecekti. 1964 yılında, iki muharip, Tonkin Körfezinde Kuzey Vietnamlıların torpido atarak kendilerine saldırdıklarını açıklar. Televizyon ve basın hemen olayı bir ulusal onur meselesi haline getirir. Misilleme yapılmasını ister. Lyndon B. Johnson Vietnam'a misilleme bombardımanları yapmak için bu saldırıları bahane eder. Vietnam savaşı işte böyle başlar, ancak 1975 yılında -bir bozgunla- sona erecektir. Daha sonradan, yine iki destroyerin mürettabatından öğreneceklerimize göre, Tonkin Körfezindeki saldırı baştan aşağı bir uydurmadır...

Devlet yalanları geleneği

Bu yalanlar ABD'nin tarihine damgasını vurmuş uzun bir devlet yalanları geleneğini yansıtıyor aslında. Bu yalanların arasında en pislerinden biri de Amerikan zırhlısı Maire'in 1898 yılında Havana körfezinde patlamasıyla ilgilidir; bu patlama, ABDnin İspanya'ya karşı savaşa girmesi ile Küba'nın, Porto Riko'nun, Filipinler'in ve Guam Adası'nın ilhakında bahane olarak kullanılmışıtır. 15 Şubat 1898 akşamı saat 21.40 civarlarında, Maine gerçekten de şiddetli bir patlamaya kurban gitmişti. Gemi Havana limanında sulara gömülmüş, 260 kişi yaşamını kaybetmişti. Popüler basın hiç zaman yitirmeden İspanyolları geminin gövdesine bir mayın yerleştirmiş olmakla suçlayıp ne denli barbar bir toplum olduklarını anlatmaya başladı; "ölüm kampları"ndan tutun da yamyamlıklarına kadar, işlemedikleri suç kalmamıştı tarih boyunca... Mart 1898'de York Journal'in çizimcisi Frederick Remington Havana'dan patronuna şöyle yazıyordu: "Burada savaş mavaş yok, beni geri çağırmanızı istiyorum." Haftalar boyunca her gün gazetelerin birçok sayfasını Maine olayına ayırdı ve intikam isteyerek bıkıp usanmadan şu sözleri tekrarladı. "Remember the Maine! In Hell with Spain" (Maine'i hatırlayın! Cehenneme git İspanya!). Tüm diğer gazeteler de onu izledi. New York Journal'in tirajı önce 30 binden 400 bine yükseldi, sonra da adım adım bir milyonun üzerine çıktı! Kamuoyu fokur fokur kaynamak üzereydi. Dört bir yandan baskı altında kalan Başkan William Mckinley 25 Nisan 1898'de Madrid'e savaş ilan etti. On üç yıl sonra, 1911'de, Maine'in patlamasıyla ilgili olarak kurulan bir soruşturma komisyonu makine dairesinde meydana gelen bir kazanın patlamaya yol açtığı sonucuna varacaktı...

SAVAŞ ÇIĞIRTKANI ÜLKELER MEDYALAR VE AYDINLAR

Propaganda organları haline gelmiş, savaş yanlısı büyük medyalar tarafından defalarca yinelenip güçlendirilen düzmece açıklamalar Fox News, CNN ve MSNC televizyonları, Clear Channel radyo kanalı (ABD'nde 1225 istasyon) ve hatta Washintgon Post ya da Wall Street Journal gibi önemli gazeteler aracılığıyla kusturana dek takrarlandı. Bu yalan suçlamalar tüm dünyada bütün "hadi savaşa" çağrılarının temel dayanak noktasını oluşturdu. Sözgelimi Fransa'da, Pierre Lelouche, Bernard Kouchner, Yves Roucaute, Pascal Bruckner, Guy Milliere, Andre Glucksmann, Alain Finkelkraut, Pierre Rigoulot. vb gibi birçok önemli kişilikler utanıp sıkılmadan bu suçlamaları diline doladı. Suçlamalar Bush'un bütün müttefikleri tarafından da aynı şekilde yinelendi. İçlerinde en gayretli olanından başlayalım; İspanyol Hükümetinin Başkanı Jose Maira-Aznar, Madrid Temsilciler Meclisi'nde 5 Şubat 2003'te yaptığı konuşmada suçlamaları şöyle onaylıyordu: "Saddam'ın elinde kitle imha silahları bulunduğunu hepimiz biliyoruz. (...) Ayrıca kimyasal silahları da olduğunu hepimiz biliyoruz. Birkaç gün önce, 30 Ocak'ta Aznar, Bush'un verdiği emri yerine getirerek ABD'ni destekleyen bir bildiri yazmıştı, "Sekizlerin Mektubu" adındaki bu bildiriyi imzalayanlar arasında Blair, Berlusconi ve Vaclav Havel de vardı.

 
İngilizler Blair'in istifasını istiyor
İngiliz halkı "Kelly olayı" nedeniyle Blair'in istifasını istiyor. İngiliz gazetesi Daily Star olayı cinayet olarak yorumlarken, İngiliz polisi Kelly'nin intihar etmiş olabileceğini açıkladı. ABD yönetimi de zorda.
Guantanamo'dan 30 esir serbest bırakıldı
ABD'nin Küba'daki Guantanamo askeri kampından yaklaşık 30 tutuklu serbest bırakıldı. Amerikan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, serbest bırakılan tutuklular ülkelerine geri gönderildi. Bakanlık sözcüsü tutukluların gönderildiği ülkeler arasında sadece Afganistan ve Pakistan'ı saydı. Serbest bırakılan 16 Afgan tutukludan bazıları, Amerikalıların kendilerine çok kötü davrandığını söylediler. Abdürrahman adlı tutuklu, Associated Press'e yaptığı açıklamada, tam 107 kere çok kötü şekilde cezalandırıldığını söyledi. Amerikan hükümetinden yapılan diğer bir açıklamada ise, gelecek hafta biraraya gelecek Amerikan, İngiliz ve Avustralyalı hukuk uzmanlarının, tutukluların geleceğini ele alacağı bildirildi.
ABD, BM'yi Irak'ta etkin kılmaya çalışıyor
Irak'taki işgal güçlerini hedef alan saldırıların artması üzerine, ABD yönetimi Irak politikasında değişiklik yaparak, BM'nin bu ülkede daha büyük bir rol oynaması için atağa geçti. Washington yönetimi daha önce BM'nin Irak'ta etkin olmasına karşı çıkarken, diğer ülkelerin Irak'a asker göndermelerini sağlamak veya ayda 4 milyar dolar'ı bulan maliyeti paylaşmak için uluslararası örgütün bu ülkede daha büyük bir rol oynamasını istiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, "Bu seçeneğe açığız. Bu konudaki temaslarımız sürüyor" dedi.
Bağdat'ta Amerikan askerine ateş açıldı
ABD askeri sözcüsü, Iraklıların açtığı ateş sonucu bir Amerikan askerinin daha öldüğünü açıkladı. Askeri sözcü, saldırının, ABD askerlerinin önceki akşam saatlerinde, Bağdat'ta devriye gezdiği sırada meydana geldiğini belirtti. Ölen askerin 1.Piyade Tümeni'nde görev yaptığı kaydedildi. Önceki gün Bağdat'ın batısındaki Felluce'de de bir ABD askeri bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti. Son saldırıyla birlikte, savaşın başlamasından bu yana ölen ABD askerlerinin sayısı 149'a ulaştı. 1991 yılındaki körfez savaşında toplam 147 ABD askeri ölmüştü.
Kaçırılan Cenin valisi serbest bırakıldı
Kaçırılan Batı Şeria'nın Cenin kenti valisi serbest bırakıldı. El Aksa Şehitleri Tugayı örgütünün yerel lideri Zekeriya Zübeydi, İsrail ile işbirliği yaptığı iddiasıyla 5 saat boyunca örgütün elinde tutulan Vali Haydar İrşad'ın (50) serbest bırakıldığını açıkladı. Zübeydi, İrşad'ın Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın ofisinden arayan ve adı açıklanmayan bir yetkilinin talebi üzerine serbest bırakıldığını belirterek, ''Benim için Arafat'ın emri, görüşme gerektirmez. Bu nedenle valiyi hemen serbest bıraktım'' dedi. Zekeriya Zübeydi, Arafat'ın İrşad ile ilgili olarak doğru bir karar vereceğini düşündüğünü kaydederken, Vali Haydar İrşad'ın Cenin yakınlarından bir mülteci kampına götürüldüğü belirtildi.
ABD 'Hi' ile imaj tazelemeye çalışıyor ABD, Ortadoğu'daki genç yetişkinler arasındaki imajını değiştirmek amacıyla, yeni bir dergi yayınlamaya başladı. Derginin adı, Hi. Hi dergisi, Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından destekleniyor. Yayına hazırlayanlar ise, Arap ve Arap aslıllı Amerikalılar. Amaçları, Amerikan değerlerinin anlaşılmasına yardımcı olmak. Aylık dergi, eğitim, teknoloji, müzik, sağlık ve Amerikan toplumunun diğer konularını içeriyor. Hedef kitle, 35 yaşın altındakiler.
20 Temmuz 2003
Pazar
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED