|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ankara dünyaya yalnızca Ankara'dan baktığı için, Türkiye'nin dışında biryeri göremiyor. Ankara dünyaya en azından İstanbul'dan bakabilseydi, bugün hem Bağdat'ta, hem de Kerkük'te olurdu. Ankara Bağdat'ı, Şam'ı, Kudüs'ü, Mekke'yi ve Medine'yi 1917 yılında Avrupa'ya bıraktı. Bir daha geriye dönüp bakmadı. Çünkü Ankara Ankara'yı kaybetme korkusuna kapılmıştı. Avrupa Kudüs'ü teslim alan Avrupa olmaktan çoktan çıktı. Ancak Türkiye hâlâ Avrupa travma sınırı etkisinden kurtulamadı. Türkiye yetmiş yıldan beri Sevr sendromu yaşıyor. Sevr öyle bir korku ki Türk toplumunun genlerine işlemiş. Bu yüzden, Ankara bırakın, Londra, Paris ve Berlin'i İstanbul'dan bile korkuyor. Dikkat edin, İstanbul'un Fatih tarafından Anadolu insanına armağan edilişinin 550'nci yılı Türkiye'nin her yerinde hatırlandı. Ankara'da hatırlanmadı. Çünkü Ankara korkunun başkenti. Ankara kendinden bile korkar. Bunun için Ankara, Ankara'nın dışında bir yeri görmez. Türkiye'nin dünyaya Ankara'nın içinden değil, dışından bakmasını öğrenmesi gerekir. Ankara'dan dünyaya bakılırsa, yalnızca Güney Doğu Anadolu görünür. Bütün Türkiye'yi görebilmek için, Brüksel ve Washington'dan önce İstanbul'dan bakılmalıdır. İstanbul'dan Türkiye'ye bakılırsa, yalnızca Diyarbakır, değil Edirne'den Hakkari'ye kadar bütün Anadolu görülür. Ayrıca Bağdat, Şam, Tahran, Erivan, Tiflis, Bükreş, Sofya ve Atina da görüş alanının dışında kalmaz. Türkiye dünyaya artık, Ankara'nın içinden değil, Ankara'nın dışından bakmalıdır. Türkiye Ankara'ya cumhuriyet döneminde olduğu gibi, yalnızca Ankara'dan bakarsa, kendinden başka kimseyi göremeyecek. Türkiye son elli yılda dünyada kendinden başka kimseyi göremediği için, kendi toplumuyla, kendi kültürüyle kendi insanıyla savaşıyor. Türkiye cumhuriyet tarihi boyunca "dış" düşmanlarıyla değil, "iç" düşmanlarıyla uğraştı. Türkiye dünyaya Ankara'nın dışından bakarsa, önyargılarıyla birlikte "iç" ve "dış" düşman korkusundan da kurtulacak. Türkiye'ye düşman olarak korkuları yetip, artıyor. Dünyada korkudan daha büyük düşman yoktur. Düşmanı korkulan bir ülke, bırakın komşu ülkeleri kendisini bile göremez bir duruma düşer. Ankara bütün Türkiye'yi göremediği için, gücünü de göremiyor. Oysa dünya Türkiye'nin gücünü biliyor. Ancak Ankara bu gücü değerlendirmede, zorluk çekiyor. Türkiye gücünü görebilmek için, Ankara'ya Brüksel, Washington, Pekin, Tokyo ve Delhi'den bakmalıdır. Dünyaya Pekin'den bakılırsa, yalnızca Doğu Asya görülür. Delhi'den bakılırsa Hindistan'dan başka ülke görülmez. Dünyaya Brüksel'den bakılırsa, bütün Avrasya'nın görülmesi yanında Afrika'da büyük ölçüde görüş alanının içine girer. Türkiye Washington'dan bakarsa, Avrasya ve Afrika'yla birlikte, Latin Amerika ve Avustralya'yı da görür. İslam olmasaydı, Avrupa Avrupa olmazdı. Müslüman İspanya ve Osmanlı'nın Avrupa'daki varlığı, Katolik, Ortodoks, Protestan Avrupa'yı ayakta tuttuğu gibi, Müslümanlar'ı da Avrupa'da eriyip gitmekten korumuştur. Avrupa'nın varlığı Amerika'yı var etmiştir. Avrupa olmasaydı, Amerika olmazdı. Avrupa ve Amerika bir bütünün iki yüzüdür. Ancak Avrupa'yı Avrupa yapan İslam'dır. Anadolu, Kanuni'nin Anadolusu olabilmek için, dünyaya hem Brüksel, hem de Washington'dan bakmalıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |