AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Ne işin var orda?

Bütün dünya Irak işgalcilerine "Ne işiniz var orda?" diye soruyor ve Amerika-İngiltere ikilisi, bu sorunun cevabını vermekte zorlanıyor.

Hiç şüphesiz Irak halkı da işgalcilere "Ne işiniz var burda?" sorusunu soracak. Buna en çok onun hakkı var ve Irak'taki silahlı direniş bu sualin sıcak yansımaları...

"Kitle imha silahı" iddiasının uydurma olduğunu hâlâ ispat etmek için çaba göstermek gerekiyor mu? Bunu, ABD işgaline selam çakanlar bile artık aramıyor, çünkü Bush, Blair ve Şahinler çetesi, "kitle imha silahı" yalanının sürüklediği itibar erozyonundan kurtulmak için yoğun telaş içinde...

Geriye ne kalıyor?

"Irak'a demokrasi getirme" iddiası...

Sorar mısınız içinize, birileri altıncı-yedinci uyum paketlerini hayata geçirmek için AB'nin askeri müdahalesini aklına getirseydi, nasıl tepki verirdiniz? Baskıları yüreğinin başında hissedenler bile nasıl tepki verirlerdi? "Aferin İngiliz, Fransız askeri, geldin ve beni bu ceberutların elinden kurtardın" diyecek kaç kişi çıkardı?

Türkiye'de iktidarlar "Bu reformlar AB istediği için değil, Türk halkı buna layık olduğu için yapılıyor" gibi bir söylemi neden geliştiriyorlar? Bunun altında, halkımızın, "yabancı güdümüyle demokrasi getirme" projesini bağımsızlık damarına atılan neşter gibi algılayacağı endişesi şok mu?

Peki Iraklı neden bir işgale razı olsun?

İşgale razı olanlar her ülkede çıkar.

Hesapları işgalcinin hesabıyla bütünleşenler bulunur. Bunun Irak'taki örneği Barzani-Talabani çizgisidir. O çizgiyi, "Irak" diye bir ülkenin bütünlüğü açısından irdelemek gerektiğinde neler söylenebilir hiç düşündünüz mü?

Türkiye Amerikan işgaline uğrasaydı ve bu ülkede iki aşiret reisi çıkıp işgalcilerle birlikte hareket etseydi nasıl bakılırdı onlara?

İşgal edilen başkasının ülkesi olunca, sanki her şey içine kolayca siniyor birilerinin...

Oysa ateş düştüğü yeri yakar.

Aslına bakılırsa Barzani-Talabani çizgisinin bile ABD'yi "kalıcı bir işgal gücü" olarak düşündükleri var sayılamaz. Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır. "İşgalcinin gölgesindeki bir iktidar"ı Talabani-Barzani kabul etse -ki etmezler- yarınki Kürt çocukları etmez. Kaldı ki ABD işgaline karşı çıkan ve ABD'nin bombardımanına maruz kalan Kürt toplulukları da mevcut. Yani Amerikan işgali, uzun vadede Kürtler açısından bile tahammülü mümkün olmayan bir olgudur.

Genel anlamda Irak halkı, "Bize demokrasi bağışlayacak" diye Amerikan işgalini onaylar mı?

Kapılarının gece yarısı asker postalıyla tekmelenmesini, kadın-erkek, çoluk-çocuk, don-gömlek yataktan kaldırılmayı, kadınların çocukların bile duvara dayatılmasını, ellere kelepçe takılmasını, başlara çuval geçirilmesini, sonra birilerinin alınıp, bilinmeyen bir yere götürülmesini, orada insanlık dışı şartlar altında günlerce tutulmasını... Kim içine sindirir? Bunun neresinde demokrasi var, ne zaman demokrasi gelecek?

Size kim gelin dedi Allah aşkına Irak'a? Kim gelin de, sokaklarımıza hakim olun, evlerimizi kurşun yağmuruna tutun dedi?

Aslında eğer bir tek faydasından söz etmek mümkünse, Süleymaniye hadisesinin, Irak'taki işgal gerçeğini anlamamıza bir faydası oldu denebilir. "Başa çuval geçirme" hadisesini anladı Türkiye insanı... Bu yöntemi insanlara Amerikan birlikleri uyguluyor. Buna ilk olarak Afganistan'da tanık oldu dünya... Guantanamo'ya götürüldü başlarına çuval geçirilmiş insanlar... Suçlu suçsuz ayırt edilmeden toplanıp götürülenler.

Dünya hâlâ Guantanamo'nun hesabını sormadı Amerika'ya...

Amerika, Guantanamo'da demokratik ölçülere göre mi davranıyor, hukuk devleti mantığı içinde mi hareket ediyor. Guantanamo hukuku (!) na, iki İngiliz vatandaşının yargılanması söz konusu olunca, ABD'nin stratejik ortağı İngiltere bile tahammül edemedi. Şimdi tüm Irak Guantanamo oldu. İşgal askeri, keyfini bozan herkesin başına çuval geçiriyor. Böyle mi gelecek demokrasi Irak'a?

Amerikan yönetimi, tüm Irak halkını, vatanının işgali karşısında duyarsız kalacak sürüler mi zannetti?

İslam toplumları, zaten bu coğrafyanın kaç yerinde kanayan yürekleri görüp "mazlumiyet" psikolojisinin biriktirdiği isyan duygusunu büyütüyor. Bunun Irak'a yansıması, hiç şüphesiz "işgalciye isyan" olacak.

Bunu durdurmak mümkün değil.

Onun için işgalci ile elele görüntüsü verecek her davranış, ona el uzatanların imajını kemirecek.

Amerika, başkalarını da bataklığa çekmek yerine, tez elden, Irak'ı kendi insanına bırakmanın yollarını aramalı. Belki bunun için acil bir takvim ilan etmeli. Bunun için sür'atle BM ile işbirliği içine girmeli. Bunun için "Şahinler Çetesi"nin tüm dünyayı ıskalayan burnu havada üslubunu bırakmalı, amaç gerçekten "Irak'ta demokrasi" ise, onun işgal birlikleriyle olamayacağı anlaşılmalı. Irak halkının zihninde işgal ile demokrasinin birlikte algılanması önlenmeli. Demokrasi, onbinlerce Iraklı'nın canına mal olan bir nesne olmaktan çıkarılmalı.

Şu sıralar ABD'ye, "işgalin rantı"nı devşirecek yalakalar ya da "ABD mi? Her yaptığı doğrudur" diyecek ABD fanatikleri değil, "Yanlış yapıyorsunuz!" diyecek insanlar lazım. Türkiye'nin ABD'ye dostluğu olacaksa böyle olmalı! Bu coğrafyada cinayete daha fazla bulaşmasına mani olarak dostluk gösteriniz ABD'ye...


24 Temmuz 2003
Perşembe
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED