|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yunan edebiyatının tanınmış isimlerinden Petros Markaris ikinci polisiye romanı 'Alan Savunması'nda Sherlock Holmes kadar zeki olmayan kahramanına katili bulduruyor.
TONGUÇ ÖZGÜVEN
Romanınızda katili okura gösteriyorsunuz. Böyle yaparak klasik polisiyeyle siyasi polisiyenin bireşimini yapıyorsunuz? Evet, siyasi polisiyede, biraz klasik polisiye kalıplarını kullanıyorum. Katil önünüzde olacak ve sezmeyeceksiniz. Bu bir oyundur ve ben bu oyunu seviyorum. Sevdiğim için hem göstermeye, hem göstermemeye çalışıyorum. Bugünkü modellerde katili saklamak tercih ediliyor. Akdeniz polisiyesinde bir atılım var. Bu akım, polisiyedeki yerleşik Anglo-Sakson geleneğine karşı durabilir mi sizce? Akdeniz polisiyesinde ortak konular buluyorsunuz. Mafya, satılık memurlar, devlet, rüşvet... Hep bu konular etrafında dönüyor kurgular. Avrupa'nın kuzeyinin romanı çok daha farklı. Siyasi polisiye ya da toplumsal polisiye dediğimiz tür toplumun meseleleriyle ilgilidir. Akdeniz ülkelerinin meseleleri de ortak, bu yüzden aynı konular öne çıkıyor. Ve bence bugünkü Avrupa polisiyesi Anglo-Sakson veya Amerikan polisiyesinden daha iyidir. ABD'de doğdu ama Akdeniz bölgesinde gelişiyor bu tür. Alan Savunması'nda cinayet soruşturması fazla uzun sürüyor, ama gerçekçi yürüyor. Komiser Haritos gibi orta halli bir karakteri de gerçekçi polisiye yazmak için mi seçtiniz? Anlatmak istediğim tabii bu komiser çok zeki değil, herşeye hemen çözüm bulan insanüstü bir varlık değil. Ama durmadan çalışıyor, koşturuyor. Ben diyorum ki polisler aslında böyledirler. Bir ipucunun peşinde aylarca koşarlar. Ayrıca romanda vermek istediğim bir başka şey halkın polise bilgi vermekten sürekli kaçtığıydı. İlk polisiyeyi yazarken en büyük zorluğum 'ben bir polisi nasıl sempatik yapacağım' sorusu idi. Detektifler sempatik görünebilir ama polislere öyle bakılmaz. Bu yüzden orta halli bir polis yaratmaya karar verdim. Eşiyle çekişiyor, kızını okutmaya çalışıyor falan.
Araya araya buluyor katilin izini
Polisiye edebiyat tarihi herşeyin bir açıklamasını bulan zeki detektiflerle doludur. Bu kahramanlar, sıradan polislerden ve detektiflerden farklıdırlar. Çok az konuşurlar, pek şaşırmazlar, ama buldukları çözümlerle okuyucuları şaşırtmayı başarırlar. Poe'nun Dupin'i, Doyle'un Holmes'u ve Christie'nin Poirot'u bunlardan en bilinenleridir. Yunan edebiyatının tanınmış isimlerinden Petros Markaris ise, farklı bir şey yapıyor ve pek de zeki olmayan, olabildiğine sıradan polislere cinayet çözdürüyor.
|
|
|
|
|
|
|
|