AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Ankara neden açıklamıyor? Amerika işgalci mi, değil mi?

Vietnam'da 57 bin Amerikan askeri öldü. 153 bin 303 ABD askeri de yaralandı. Savaş sırasında ayda ortalama 528 Amerikan askeri öldürüldü. Bu sayının günlük ortalaması 17 asker. Bugün Irak'ta günde ortalama bir ABD askeri öldürülüyor. İşgal güçlerine yönelik saldırılar, gün geçtikçe daha örgütlü bir görüntü veriyor ve şiddetini artırıyor. Yani, günlük ortalamanın bir askerle kalmayacağı açıkça ortada.

Ortadoğu'nun genelinde yükselen Amerikan karşıtlığı Iraklı direnişçiler için ciddi moral ve lojistik destek oluşturuyor. Irak'ta ideolojik grupların şiddet eylemleri değil, ülkesi işgal altında olan insanların vatan savunması için hazırlık yaptıkları, direnişi sadece Saddam Hüseyin'in Baasçıları'nın değil, Saddam'a da karşı olan insanların şekillendirdiği, direniş ruhunun camilerden yükseldiği ne zamana kadar gizlenebilecek?

Bu açıdan, Saddam'ın oğullarının öldürülmesi hatta kendisinin de öldürülmesi veya ele geçirilmesi işgalcileri rahatlatmayacağı gibi, uluslararası baskıyı daha da artıracak. "Artık Saddam yok, oğulları da yok, kadrosu büyük oranda ele geçirildi. O zaman işgal hangi gerekçeyle sürdürülüyor" sorusunun sorulmasına neden olacak. Bu arada güçlenerek devam edecek olan direnişin Saddam'a bağlı olmadığı, "Sünni karakterli bir özgürlük mücadelesi" olduğu da ortaya çıkacak.

İşgal valisi Paul Bremer'in iddia ettiği gibi, Saddam'ın oğullarının öldürülmesinden sonra ABD askerlerine saldırıların azalıp azalmayacağını hep birlikte göreceğiz. Kuzey'de Kürtler'in Amerika ve İngiltere ile işbirliği, güneyde ise Şiiler'in Amerika-İran ilişkilerine endekslenen sükunetine karşı Sünni bölgeden yükselen mücadele, bugünden ülkenin üç parçaya ayrıldığı görüntüsünü veriyor. Bunun zamanla daha da pekişmesi kuvvetle muhtemel.

Türk askerlerine "Barış Gücü" değil, "İşgal Gücü" diyecekler

Türkiye'de Irak'a asker gönderme tartışmaları neden sadece Türk-Amerikan ilişkileri çerçevesine hapsediliyor? Oysa konunun bölgesel ve uluslararası hukuki ve siyasi boyutu çok daha önemli. Üstelik bu boyut, Türkiye'yi daha fazla ilgilendiriyor. Konu Türk-Amerikan ilişkileriyle sınırlı tutularak aslında kamuoyu yanıltılıyor. Türkiye, öncelikle Amerika ve İngiltere'nin Irak'taki varlığını tanımlamalı ve bu varlığın ne anlama geldiğine bakarak ne tür bir maceraya giriştiğine, bunun Türk dış politikasına gelecek yıllarda nasıl yansıyacağına, bölge ülkeleri ve dünya tarafından nasıl algılanacağına, Türkiye'nin uluslararası hukuka bakışına nasıl darbe vuracağına ondan sonra karar vermeli.

BM Güvenlik Konseyi'nin Irak'la ilgili olarak yaptığı toplantıda konuşan Genel Sekreter Kofi Annan, "Irak'ta 'askeri işgal'in bir an önce sona erdirilmesi ve demokrasiye geçilerek, halkın kendi kendini yönetmeye başlaması" çağrısı yaptı. Yani Annan, Irak'taki Amerikan-İngiliz varlığını "işgal" olarak niteliyor. Dünyanın geneli bu varlığı "işgal" olarak tanımlıyor. Fransa, Almanya ve Rusya gibi, Amerika-İngiliz cephesine karşı duran ülkeler durumu "resmen" işgal olarak tanımladıklarını açıkladılar.

Türkiye, bu durumu nasıl tanımladığına dair şimdiye kadar hiçbir resmi açıklama yapmadı. Ankara, Amerika ve İngiltere'nin Irak'taki varlığını, bu ülkede bulunan 150 bin askeri resmi olarak nasıl tanımlıyor? Ben bugüne kadar bu konuda resmi bir açıklama veya tanımlama duymadım. Önce bu açıklama yapılmalı, ondan sonra Türkiye'nin hangi gerekçeyle Irak'a asker göndereceğine karar verilmeli.

Irak'taki durum en kaba ve çirkin haliyle bir işgal. Bunun hukuki ve siyasi açıdan başka bir tanımı yok. Ayrıca, "Irak'a barış gücü" veya "istikrar gücü" gibi nitelemeler, kelimenin tam anlamıyla yüz kızartıcı bir yalan. Amerika ve İngiltere egemen bir ülkeyi açıkça işgal ediyor, bununla da kalmayıp çevresindeki ülkeleri de işgalle tehdit ediyor, sonra bu ülkede tutunmakta zorlanınca başka ülkeleri yardıma çağırıyor. Ne adına? İşgali güçlendirmek adına.

Cengiz'in ordularına karşı yapayalnız

"Barış gücü" nereden çıkıyor? Türkiye, bölgeye barış adına mı yoksa işgali pekiştirme adına mı asker gönderecek? "Barış operasyonu"na kim karar verdi, de Türkiye barış adına asker gönderecek? Göndereceğimiz askerler, Irak halkı ve dünya tarafından işgal güçleri olarak nitelenecek.

İşgale karşı olan Fransa, Almanya, Rusya, Çin ve dünyanın ezici coğunluğu, Irak'a BM gücü gönderilmesini ancak bunun için ön şart olarak 150 bin kişilik işgal gücünün Irak'ı terketmesini istiyor. Türkiye bu tezi neden dikkate almıyor? Yoksa Türkiye de Amerika, İngiltere ve İsrail gibi, meşruiyetin tek kaynağının artık güç olduğu teziyle "Bush-Şaron doktrini" ile mi hareket ediyor?

İşgalin Irak'la sınırlı kalmayacağını, ancak direnişin Amerika'nın bölgesel projelerini ertelemesine yol açacağını, bölge ülkelerinin işgali pekiştirmek için Amerika ve İngiltere'ye destek vermesi durumunda önümüzdeki yıl tehdidin bir başka bölge ülkesine yöneleceğini, sürecin böyle ilerlemesi halinde bölge ülkelerinin birer birer ABD'nin tuzağına düşeceğini, Amerika'nın her işgaline destek vermeyi alışkanlık haline getiren Türkiye'nin, zamanla, "Cengiz'in orduları" karşısında yapayalnız kalacağını göremeyen kimse kaldı mı bu ülkede?


24 Temmuz 2003
Perşembe
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED