|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir siyasi partinin hükümet icraatlarını eleştirmesi, halka dönerek bu icraatların yanlış olduğunu söylemesi onun en temel işlevlerinden biridir. Adeta bu varlık nedenidir. Siyasi partilerin temel işlevlerini birkaç madde altında özetleyecek olursak "hükümet politikalarını eleştirme ve alternatif politikalar geliştirme" işlevi ilk üç dört temel işlev arasında yer alır. Zaten çok partililiğin anlamı da budur. İktidar sorumluğunu elinde tutan kadronun eylem ve icraatları muhalefetteki partilerce eleştirilecek, farklı çözümler geliştirilecek; bunlar topluma bir biçimde anlatılacak ve toplum da önüne konulan farklı politika seçenekleri arasından tercih yapabilme imkanı bulacaktır. Siyaset tekil ve standart uygulamaları değil farklı ve çoğul uygulamaları gündeme getirmektedir. Siyaseti anlatırken başvurulan basit bir kalıp var; eğer bir konuda farklı ve birbirinin alternatifi uygulamalar eşit derece tercih imkanına sahipse orada siyaset yapılabilir. Şayet tek ve asla değişmez, farklı, alternatifsiz bir durum söz konusu ise orada siyaset olmaz. Mesela Anayasamız'da değişmesi dahi teklif edilemeyen maddeler var. Bu maddeler üzerinde siyaset yapılamaz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bunu kabul etmesi ve aksini asla düşünmemesi gerekiyor. Hükümeti generallere şikayet… Bir siyasi partinin hükümetin birtakım icraatlarını ve takip etmekte olduğu politikaları beğenmemesi normal. Aksi asla düşünülemez. Zaten iktidarın icraatlarını tümüyle onaylasa o zaman ayrı bir kişilik olmaz! Ama tasvip etmediği ve eleştirdiği icraatlarını dönüyor halka anlatıp şikayet edeceğine Silahlı Kuvvetler'deki generallere, devletin üst düzey yöneticilerine, bürokratlarına bir mektupla bildiriyor. Onyedi sayfalık metnin içeriği çok önemli değil. Önemli değil demem, sözün gelişi; elbette önemli, ancak ben metnin içeriğine bakmıyorum, olayın kendisiyle ilgilendiğimden önemli değil diyorum. Yani metinde söylenenler gerçekten çok önemli şeyler olabilir, hatta Türkiye için hiç kimsenin düşünemediği, yaratıcı zekanın ürünü öneriler de olabilir. Metnin kendisine saygı duymamız gerekir. Neticede bir siyasi partinin ülke yönetimiyle, bazı icraatlarla ilgili fikirleri, çözüm önerileri ve kaygılarını dile getiriyor. Bunu yapması lazım. Sorun metin değil, sorun böyle bir metnin bir siyasi parti tarafından generallere, bürokratlara ve devletin üst düzey yöneticilerine gönderilmiş olması ve özet olarak da "hükümete müdahale edin, uyarın!" anlamında bir talebi dile getirmesi, çağrıda bulunması. Siyasi parti, generalleri değil halkı uyarmalı… Söz konusu mektubun basına yansıması üzerine ilgili parti yöneticileri "uyarıyı görev bildik" diyerek yaptıklarını savunma telaşı içerisinde gözükmektedirler. Dikkat edin uyarıyı halka değil generallere yapmaktalar! Neden size oy verecek halkı değil de generalleri, üst düzey bürokratları uyarıyorsunuz? Geçtiğimiz aylarda bazı üniversite yöneticileri ile öğretim üyeleri de Ankara'da "Ordu göreve!" pankartları altında yürümüş, bunun açık bir darbe çağrısı olduğu eleştirileri yapılmıştı. Yürüyüşe katılanlar da "uyarı görevi yaptık"larını belirtmişlerdi. Acaba bu iki olay arasında bir benzerlik, yakınlık yok mu? Her iki olay da Türkiye'de aydının ve siyasetçinin zihin dünyasını ele vermesi bakımından eşsiz öneme sahip. Bunlar demokrasi açısından sorunlu zihin yapısını ele veren ilk olaylar değil. Sanıyorum son da olmayacaktır. Altmışlı yıllarda Kemalist Sol olarak nitelenen kesim zinde güçlerle işbirliği halinde bir darbeyi gerçekleştirmenin özlemi içerisinde idi. 12 Mart muhtırasının bekledikleri darbe olduğunu sanmaları üzerine ertesi günü sol parti ve örgütlerin yaptıkları açıklamalar, verdikleri destekler, yapılan kutlamalar o tarihteki gazete sayfalarında olduğu gibi duruyor. Herhalde bundan yüzü pembeleşenler vardır… MHP de bir zinde güçler özlemi içerisinde mi yoksa? Gazeteler MHP'nin 12 Eylül'ü özlediğini yazıyor. Ancak 12 Eylül'de fatura çıkarılan partilerin başında MHP vardı. Bu partinin 12 Eylül özlemi içerisinde olması düşünülemez. Olsa olsa rakipleri yok edecek "bizden bir darbe" özlemi herhalde! Türk aydını ve siyasetçisi demokrasi dışı yöntemleri zihninden silmiş değil. Rakip partiler ve kadroların iktidarlarına kendi yanlısı darbeleri veya demokrasi dışı oluşumları alkışlamaya devam ediyor. Askerin ve bürokrasinin bir siyasi aktör olarak devrede olmasına hem destek hem de cesaret veriyor. Sorun işte burada! Bu ilkesizlik Türk siyasetinin en ciddi zihin problemini oluşturuyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |