|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
9 yıldır film çekmeyen Mesut Uçakan, ay sonunda yeni filmi 'Anka Kuşu' için kamera arkasına geçiyor. Toprak Sergen, Rutkay Aziz ve Okan Yalabık'ın rol alacağı film, yaratılışın hikmetini arayan bir yönetmenin yaşadıklarını konu alıyor.
ÖMER ÇAKKAL
Sinema Ajans'ın yapımcılığında görüntü yönetmenliğini Uğur İçbak, sanat yönetmenliğini Mustafa Ziya Ülkenciler'in üstlendiği Anka Kuşu'nun müziklerini 'Sesler' albümüyle çıkış yapan Hakan Aykut yapacak. Felsefeyi sinemaya taşımak istiyor 35 mm formatıyla drama türünde çekilecek Anka Kuşu, yabancılaşma sorunu yaşayan bir yönetmenin yaratılışının hikmetini kavrama sancıları sonucunda kendisi ile yüzleşmesini konu alıyor. Gişe rekoru kıran 'Contact' ve 'Matrix' gibi filmlerde kendini açıkça hissettiren hayatın gizemini kurcalama çabasından yola çıkan senaryosuyla son dönem Türk sinemasının ıskaladığı bir konuyla iddialı bir çıkış yapmayı hedefliyor. Uçakan, 'Anka Kuşu'nda bugüne kadar ancak felsefenin konusu olabilmiş metafizik endişeleri sinemayla yüzleştiriyor. Neden film yapmıyordu? Uçakan'ın idealist bir yönetmenin şahsında toplumsal açmazları harmanlayan, özellikle günümüz kent insanının içine düştüğü bunalımları sergileyen yapısıyla çağdaş bir trajedi olarak nitelendirdiği Anka Kuşu'nda Toprak Sergen, Rutkay Aziz ve Okan Yalabık başrolde yer alacak. Hititler belgesel filminin yapımcısı Ali Kaygısız ve Ayhan Turgut'un prodüktörlüğünde çekimleri İstanbul, Ürgüp ve Gebze'de gerçekleştirecek Anka Kuşu için gün sayan Uçakan bugünlerde çekimler öncesinde ortaya çıkan doğal aksaklıkları gidermek ve filmi için sponsor bulmakla meşgul. Yoğun gündemi aralayarak sorularımızı cevaplayan Uçakan bunca zamandır ortalarda olmamasının planlı bir durum olmadığını belirtiyor. Yönetmen durumu şöyle anlatıyor: "Yakın zamana kadar çoğumuzun iliklerine kadar işleyen ekonomik krizler, siyasalların getirdiği karikatürize baskılar, bu baskılar karşısında ille de ayakta kalma telaşıyla, küfre yaranma psikozuna giren ve bu sayede köşeleri kapan karton tipler; ya da makam, şöhret ve para karşısında davalarını yele veren kendilerine geçmişte idealist denilen insanlar, toplumda iyice katmerleşen ahlaki ve sanatsal duyarsızlık, ucuzlaşan piyasa ve son tahlilde kimliksiz, seviyesiz bir popülizm, bizim gibi hayata karşı, hem ahlaki hem estetik bir duruş sergileme çabasında olan ve neye mal olursa olsun seçici davranan sanat adamlarını bir köşeye fırlattı ve yalnızlaştırdı" "Bir dönemler sinemada savunuculuğunu yaptığı büyük kitle, yeni projelerinde Uçakan'a hiç destek olmadı mı?" sorusuna ise samimi ama acı bir cevap veriyor: 'İdealler bile çıkara endekslendi' "Hayır. Bana en acı gelen yanı da dünyayı birlikte kurtarmaya çıktığımız insanların ufak bir tıkırtı, küçük bir kum fırtınası karşısında sergiledikleri korkaklık ve geçen yıllar sonunda bütün o kutsal davaların çıkara endekslenmesi. Sanırım bu dönem o görkemli cemaatlerin, dava adamlığının, saf hizmet duygularının bir bir çöktüğü karanlık bir dönem olarak anılacak. Bunun üzerinde durmalı bence. Çünkü, bizim yaşadığımız acılar salt bize özgü değil. Toplumsal bir vaka ve pekçok entelektüel aynı cendereden geçti. Halen de geçiyor. Duruşlarını değiştirmeye yanaşmadıkları müddetçe, şu an zirvede duran nice büyük yönetici, nice büyük iş adamı dostları da olsa bu sonuç değişmeyecek. Acı şekilde gördük ki, büyük sanatçı olmanın, ne olursa olsun idealizmini korumanın hiçbir önemi yok. Salt, o andaki çıkara uygun olup olmamanın bir önemi var. Biz kimsenin tavuğuna kışt demedik, sadece filmimizi çektik, açık dürüst, samimi.. Politik ihtiraslarımız olmadı, el etek öpmedik, hiçbir liderle biat anlaşması yapmaya yanaşmadık. Sanatçıydık çünkü, filmlerimizde bütün cemaatler yanyana gelip gözyaşı döküyordu, heyecanlanıyordu. Hiçbir zaman şöhretimizi ticarete dönüştürmeyi düşünemedik. Sonra da kendimizi hep dışta buluverdik." Ahlaki ya da estetik kaygılarım vardı 1978'de başladığı yönetmenliğe 1995'te çektiği 'Ölümsüz Karanfiller'le ara veren Uçakan bu süre içinde film teklifleri aldığını ama seçici davrandığı için film yapamadığını söylüyor: "Çok teklif geldi, ama hep seçiçi davrandık. Ya ahlakî tavrımıza uygun bulmadık, ya da estetik endişemize. Bugün onun faturalarına katlanıyoruz, ama bu bizi üzmüyor. Aksine, bunun film çekmekten çok daha büyük kazançlar getirdiğine inanıyoruz. Bizim üzüntümüz, serzenişimiz, hayretimiz daha çok bizim duruşumuzdan korkan belli köşeleri kapmış dostlarımız! Bence sinemaya neden bu kadar ara verdiğim sorusunun cevabı daha çok onlarda gizli." 'İyi yüzebilmem için dua edin'
Peki daha çok politik yönü ağır basan filmlerle adını duyuran Uçakan'ın filmografisinde son projesi 'Anka Kuşu' nereye oturacak? Soru, heyecanını gizlemeyen Uçakan'ı adeta kışkırtıyor: "Daha önce kıyısından köşesinden dokunduğum metafizik arayışlara bu filmde büyük bir cesaretle, hem de büyük çığlıklar atarak balıklamasına dalıyorum. İyi yüzebilmem için dua edin. Çünkü, artık insanların daldıkları ölüm uykusundan uyanabilmeleri için bu çığlıkların gerektiğine inanıyorum."
|
|
|
|
|
|
|
|