|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 'kamu yönetimi reformu' ile ilgili yasal düzenlemeyi yeniden görüşülmek üzere Meclis'e geri göndermesinde şaşılacak bir yön yok; Sn. Sezer'in temsil ettiği çizginin kamu yönetiminde köklü değişikliklere karşı olduğu zaten biliniyordu. Esas şaşırtıcı olan, yasanın, gazeteler tarafından 'lâiklik dersi' olarak yansıtılan 'türban yasağına aykırılık' gerekçesiyle veto edilmesidir. "Kamu yönetimi ile türban yasağı arasında ne ilinti var?" diyecekleri baştan uyaralım: Cumhurbaşkanı Sezer, yasanın 'kamu yönetiminin işleyişi' ile ilgili 5. maddesinde yer alan, "Ayırımcılık ve temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı düzenleme ve uygulama yapılamaz" ilkesinde böyle bir ilinti buluyor. Yasada kullanılan "Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi" ifadesiyle devlet görevlileri, "Hizmetten yararlananlar" diye de özellikle öğrenciler hedef kitle olarak belirlenmiş; Sn. Sezer bu görüşte, buradan hareketle de, "Düzenleme ile hedef kitleler için türban yasağının kalıdırılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır" diyor gerekçesinde. Ahmet Necdet Sezer'in 'türban yasağı' konusunda 'kişisel' bir tavrı olduğu biliniyor. Üyesi ve sonra başkanı bulunduğu sırada Anayasa Mahkemesi'nin verdiği konuyla ilgili kararlara yansıyan görüşünü Cumhurbaşkanı Köşkü'ne taşındıktan sonra da koruyor; yasağın kaldırılmasına veya uygulamanın yumuşatılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili bir konuya bu denli 'kişisel' yaklaşmak onun konumundaki 'hukukçu' biri için hayli yadırgatıcı. Ancak, yasayı veto gerekçesinde yer alan şu görüş 'hukukî' tartışmaları bütünüyle imkânsız kılacağı için ayrıca çok sakıncalı: "Ulusal ve ulusalüstü yüksek mahkeme kararlarında açıklanan içerikleriyle gerek anayasa gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kuralları, Türkiye Cumhuriyeti'inde türban konusunu geriye dönülemeyecek biçimde gündemden çıkarmıştır." Herhangi bir hukukî konunun 'geriye döndürülemeyecek biçimde gündemden çıkartılabileceği' olağanüstü tehlikeli bir kabuldür. Cumhurbaşkanının üzerinde titizlendiği bilinen lâiklik, veto gerekçesinde ileri sürülenin tam tersine, değişen zamanla uyumlu olacak biçimde hukukun yenilenebilmesi anlamını da taşır. Hele, hukukta duraganlığı, yasakların değişmezliğini demokrasiye sığınarak savunmak asla mümkün değildir. 'Köktenci' anlayışa daha yakışan bu kabul geçerli olsaydı, evrensel hukuk, bugünkü düzeyinden epey geride kalırdı. Hukuk, "En iyisi size verdiğimizdir" düşüncesine karşı yürütülen mücadeleler sonunda çağdaşlaşabilmiştir. Biraz da bu sebepledir ki, anayasa mahkemeleri de, varoldukları ülkelerde, sistemi temel hak ve özgürlükler istikametinde sürekli yenilenmeye zorlamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) verdiği son 'türban' kararının temel gerekçesinin altında "Türkiye'de yasağı meşru kılan bir toplumsal zemin var" kabulü yattığı bir gerçek. AİHM yargıçları, Türk Anayasa Mahkemesi'nin iki kararını kendileri için de 'geçerli' saymışlar. Bu sonucun alınmasında, vaktiyle 'kökü dışarıda' diye yaftalanan uluslararası bazı örgütlerin dayanışmasını sezenler ve tezgâhaltı paslaşmaları fark edenler çıktı. Bunları bir tarafa bıraksak bile, Sn. Sezer'in 'yasa vetosu' gerekçesinden dışa vuran 'işbirliği' yine de gözden kaçacak gibi değil: AİHM, Türk Anayasa Mahkemesi'nin kararını kendi kararına esas alıyor, o kararı yazan kişi de, TC Cumhurbaşkanı sıfatıyla, AİHM'nin kararına atıfta bulunarak reform yasasını veto ediyor... Hani 'ulusçuluk' ve 'bağımsızlık' gibi kavramlarda duyarlı olduğunu bilmesek, AİHM kararı sonrasında, "Artık bu konu geriye döndürülemeyecek biçimde geride kalmıştır" diyebilen Cumhurbaşkanı Sezer'in, Türk hukuk sistemini Strasbourg'un ihtimamına terk ettiğini sanabiliriz. Türkiye çok şükür henüz o noktada değil; TBMM'nin kapıları açık kaldıkça kendi hukukî metinlerimizi kendimiz yazmaya devam edecek, geçerliliğini yitirmiş yasaları daha özgürlükçü yenileriyle değiştireceğiz. Türkiye'de 'reform' gerçekleştirmek her zaman sorunlu olmuştur; ama son 200 yılın Türk Tarihi, sonunda kazananın ve kalıcı olanın reform çizgisi olduğunun tanığı...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |