AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Win-Win diplomasisi ve bir ihanet belgesi

Afganistan'da Hamid Karzai'nin, Irak'ta İyad Allavi'nin ya da rejim değişikliği sonrası bazı ülkelerde oluşturulacak yeni iktidar kadrolarının, kendilerini iktidara getiren "ABD-İngiliz-İsrail cephesi"ne duydukları minnet borcu, gelecek nesilleri nasıl bir fatura ödetecek? Irak'taki işgali ve direnişi, Afganistan'daki kukla yönetimini ve bölünmeyi, Sudan'dan İran'a uzanan kuşakta hangi ülkelerin hedef alınacağını tartışırken, İslam coğrafyasına yönelik yeni düzenlemenin ne tür stratejiler üzerine kurulduğunu belki de yıllar sonra anlayabileceğiz. Kapalı kapılar arkasında ne tür anlaşmaların yapıldığını bu atmosferde öğrenme şansımız ne yazık ki çok az.

Osmanlı siyasal otoritesini dağıtıldığı Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Ortadoğu düzeninin yeniden dizayn edildiği bu günlerde, o zaman Osmanlı'ya karşı oluşturulan "şer ittifaklar"a benzer ihanetler yine gündemde. Sadece Ortadoğu değil, Orta Afrika'dan Güney Asya'ya uzanan coğrafya yeniden tanımlanırken, "ihanet geleneği"nin temsilcileri yine sahneye sürülüyor. Bu sefer Osmanlı yok ancak emperyal geleneğe direnme yolunu seçen ezici kitleler ve bir kuşak var. "İhanet geleneği"nin temsilcileri ile başkaldıran kuşak arasındaki kavga"yı kim kazanacak? Bu coğrafyanın gelecek yüzyılını etkileyecek olan çatışma devam ederken, kukla yönetimlerin iktidar karşılığında neler taahhüt ettiklerini nasıl anlayacağız?

Neden bunları yazıyorum?

Bizler Irak işgaline, rehine krizine, direnişe ve yeni hedeflere odaklanmışken Filistin'de yaşanan trajedi ürkütücü bir hal aldı. Gazze'de yaşanan yakım, embargolar, gıda ve ilaç sıkıntısı, bombalanan kentler, yıkılan evler, enkaz altında kalan insanlar, sokaklarda yaşamak zorunda bırakılanlar gündemimizden uzaklaştı. ABD'nin yeni Ortadoğu tasarımından en büyük payı kapan Ariel Şaron liderliğindeki İsrail yönetimi, Kuzey Irak'tan Sudan'a, Nil'den Fırat'a kadar etki alanını genişletip İran'a karşı nükleer komploya girişirken, Oslo Anlaşması ve Yol Haritası'nı çöpe atarak yeni bir genişleme takvimi başlatmanın hesaplarını yapıyor. Barışa ilişkin her planı sabote eden Şaron yönetimi, "barış"ı istismar ederek rahatsız edici bir plan uyguluyor.

"Win-Win Çözümü" adı verilen inisifayitifi konu alan üç bölümlük Rachel Neuwirth imzalı yazıda, iki prensip üzerinde duruluyor: Yol Haritası ve Oslo Anlaşması çöpe atılacak ve dış baskılardan bağımsız yeni bir yaklaşım benimsenecek... İlk bakışta masum gibi görünen yaklaşımın temelindeki düşünce hem şaşırtıcı hem de ürkütücü. 2 ve 3 Ağustos'ta yayınlanan iki bölüme göre, İsrail'in yeni yaklaşımı ile sadece Filistin toprakları değil, bütün Arap toprakları hatta bütün İslam coğrafyası tartışmanın içine çekiliyor.

Şu mantığa bakın: "22 Arap ülkesi ve sadece bir Yahudi ülkesi var. Arap toprakları 5 milyon milkare iken İsrail toprakları sadece 10 bin milkare. Arapların elindeki topraklar İsrail topraklarının 500 katı. Araplar toprakların yüzde 99.8'ine sahip. Arap olmayan Müslümanlar da 5 milyon milkare toprağı ktontrol ediyor..." Yani..? Yani İslam topraklarından aldığımız pay çok az.

İsrail yönetiminin, hem Yahudilerin hem de Filistinlilerin kazanacağını iddia ettiği "Win-Win Çözümü"nün temelindeki mantık bu. Sadece Filistin toprakları değil, bütün Arap toprakları tartışmalı hale getiriliyor. Bu da yetmiyor, Arap olmayan Müslümanların, yeni Türkiye'nin, Pakistan'ın, İran'ın, Özbekistan'ın ve daha bir sürü ülkenin toprakları pazarlık konusu yapılıyor. Bu ne faşist mantık... İsrail'in Kuzey Irak'ta, Özbekistan'da, Doğu Afrika'da ne aradığını gösteren bundan daha net örnek olur mu?

85 yıl önceki senaryo tekrar ediliyor

Bu tezi beslemek için kullanılan malzeme ise çok daha çirkin. 85 yıl önce yapılan bir Arap-Yahudi anlaşmasına atıf yapılıyor: Mekke Şerif'i Hüseyin'in oğlu Faysal ile Siyonist liderler Dr. Caim Weizmann ve Felix Frankfurter arasında yapıldığı iddia edilen bir anlaşma...

1919'da yapılan Paris Konferansı'nda Arap ve Yahudi delegelere arasında yapıldığı belirtilen anlaşmaya göre 1. Faysal, 1917 yılında açıklanan Balfour Deklarasyonu'nu ve Filistin topraklarının Yahudi vatanı olduğu iddiasını kabul ediyor. Asırlarca Osmanlı idaresi altında kalan toprakların Yahudilere satılması anlamına gelen bu bölgeye göre, Şerif ailesi İsrail devletine destek verecek, Yahudiler de Araplar'ı ekonomi ve teknoloji alanında destekleyecek. İngiltere ise anlaşmanın garantörü olacak. Şerif ailesi dünya Yahudilerinin Filistin topraklarına toplu göçüne yardım edecek...

"Hicaz Krallığı adına Emir Faysal" kimliği ile imzalanan anlaşmanın uygulanamadığı belirtiliyor. Ancak İsrail şimdi bu anlaşmayı gündeme taşıyarak yeni bir süreç başlatmak istiyor. Yahudiler ile Araplar arasında iyi ilişkileri kurulamamasının nedenini "Osmanlı baskısı"na bağlayan Faysal, Yahudiler ile Araplar'ın kuzen olduğunu, siyonist harekete destek verdiklerini, onlara her alanda destek vereceklerini, Araplar'daki cehaletin böyle bir işbirliğine tepki gösterebileceğini söylüyor.

Faysal'ın imza attığı 10 maddelik anlaşmada, "Müslümanlara ait kutsal bölgelerinin idaresinin Müslümanlara bırakılacağı" belirtilirken, bütün Arap toprakları tartışmalı hale getiriliyor. Yani Filistin'in satışı, İslam toprakları üzerindeki sömürgeci yönetimlerin kabulü karşılığında Şerif ailesine bir devlet sözü veriliyor.

Anlaşmanın ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak, İsrail'in "barış planı" bu tezi esas alıyor. "Win-Win Çözümü" bizleri Birinci Dünya Savaşı ile yeniden yüzleştirecek gibi. Barış söz konusu olduğunda İsrail'in bilinçaltında bütün İslam topraklarının tartışmaya açılması var. Sanki bu topraklar tartışmalı imiş gibi, İsrail kendi payının artırılmasını istiyor.

Hiçbir temsil yetkisi olmayan bir taşeronun imzaladığı ihanet metni, 85 yıl sonra nasıl karşımıza çıkartılabiliyorsa, Bağdat'a atanan CIA ve MI6 hizmetkarı kodronun attığı imzaların gelecek nesillere neler kaybettireceğini düşünmemiz gerekiyor. Afganistan ve Irak'ın işgalini, Büyük Ortadoğu Projesi'ni, yağma savaşını ve Irak direnişini bir de bu açıdan düşünelim.


5 Ağustos 2004
Perşembe
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED