|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de yıllardır ihmal edilen genetik biliminin, dayatma ve yasaklar sayesinde ayakta durduğu ve son yıllarda ilerleme kaydettiği belirtildi. Ayrıntıları Ankara'dan Rıfat Yörük bildiriyor... "Zerzevatçılar Hali"nde bir basın toplantısı düzenleyerek görüşlerini kamuoyuna aktaran Genetiğe Gönül Verenler Derneği (Gen-Gön-Der) Genel Başkanı Prof. Dr. Yalım Kalıtım, genetikle yasaklar arasında kurduğu ilginç bağlantı yüzünden basın mensuplarınca soru yağmuruna tutuldu. Sarı, kırmızı ve yeşil renklerin herhangi bir şekilde yan yana gelmesinin devletin zinde güçleri tarafından "tehlikeli ve sakıncalı" bulunduğuna dikkat çeken Kalıtım, "Allah'ın verdiği temel yedi rengin üçünün sakıncalı ilan edilmesi yasakçılara gün doğururken, ülkemizde genetik biliminin gelişmesine katkı sağladı. Manav ve pazar tezgahlarını, süpermarketleri gözetim altına alan bazı zevat; özellikle limon, domates ve biberlerin kasıtlı bir şekilde yan yana getirilerek yasa dışı bir örgütü çağrıştıran manidar şekilde renk cümbüşü oluşturulduğuna inanıyorlar. Bu kişiler tarafından, sözkonusu sebzelerin üretimi ve tüketimi yasaklanamayacağı için radikal bir tedbir alarak 'Milli Genetik Laboratuvarı' kuruldu. Böylece pembe domates, gri biber ve mavi limon gibi sakıncasız sebze ve meyvelerin üretimine başladılar." Bu laboratuara genetik alanında uzmanlaşmış kişilerin çağırıldığına, 'güvenlik' amacıyla başlayan çalışmaların iyice geliştirildiğine ve ülkemizin en kapsamlı genetik araştırmalarının artık burada yapıldığına dikkat çeken Kalıtım, "Her ne kadar kötü niyetle kursalar da nihai platformda sonuç itibariyle bilime hizmet eden bu değerli insanlara huzurunuzda teşekkür ediyor ve kendilerine genetik kodlarıyla oynanıp kabaktan hıyara çevrilen yeni tür sebzeleri gönderiyorum" dedi. Askere mektup
Askere mektup yazdım, gönderemedim. Nasıl göndereyim, son gelişmeler elimi kolumu bağladı. MHP'nin generallere mektup yazdığının ortaya çıkması üzerine, Doğubeyazıt'ta askerlik yapan yeğenime yazdığım mektup elimde kaldı. Bir hafta-on günlüğüne izin alıp gelmesini, yokluğunda bozulan işleri halledip dönmesini istiyordum mektupta. Yani bu da MHP'nin yaptığı gibi bir nevi göreve çağırma.
İleride ortaya çıkması halinde ülkeye zarar vermiş olurum endişesi ağır basıyor. Artık telefonla görüştüğümüzde anlatacağım derdimi; başka yolu yok.
Fabrika ziyareti
- Bir günde kaç kutu üretiyorsunuz? Eski hükümetlerden birinin Sanayi Bakanı, yanındaki heyetle birlikte gittiği Amasya'da, yeni açılan bir ambalaj fabrikasını dolaşmaktadır. Bakanın Basın Danışmanı Ebubekir Kurban, bir ara gruptan hızlı hareket ederek uzun adımlarıyla ilerideki işçilerin yanına gider. Ayak üstü sohbet etmek niyetindedir. İşçiye günde kaç kutu yaptıklarını sorduğu sırada, göğsüne çok sert bir dirsek darbesi alır. Arka taraftan gelen birisi dirseğiyle vurmuştur. Ne olduğunu anlayamadan ikinci darbe gelmek üzeredir ki, adamın ellerini tutar ve "Ne oluyor be!" diye sertçe adama çıkışır. Adam dişlerini sıkmış vaziyette çenesini uzatarak açıklamasını yapmış: - Benn Amassya Valisiyimm!.. Ebubekir Kurban anlamış Vali Bey'in Sayın Bakan'a yol açmak için gayret ettiğini ve onu tanımadığını. Fakat göğsüne yediği darbenin acısıyla o da aynı şekilde dişlerini sıkarak sinirle cevap vermiş: - Ben de bakanın bassın danışmanıyımm!.. Vali Bey, dirseğini rastgele birinin göğsüne değil, baltayı taşa vurduğunu farkederek, bir şey olmamış gibi sormuş: - Kaç kutu üretiyorlarmış?
BORÇ VE ŞEREF İzmir'de bir bakkal, kara kaplı defterindeki veresiye hesapları canına tak edince, tezgâhın arka tarafına bir yazı asmış. Kocaman kâğıtta şöyle yazıyor: "Şerefli insan borcuna çare bulur, şerefsiz insan ise bahane!" GÜNÜN SÖZÜ
Ciddi bir söz, bir söylev kadar iyidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |