AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Hayat kutsaldır

Irak'ta Türk işçisi Murat Yüce'nin kurşuna dizilmesi, birçok şeyin gözden geçirilmesi için "örnek olay" niteliğindedir.

"Şiddetin teröre dönüşmesi" üzerinde daha önce de durmaya çalışmıştım.

Başlı başına şiddetin bir yöntem olarak seçilmesi ciddi sıkıntılar doğuruyor.

Çok açıklıkla söylemeliyiz ki, bu olayın ne cihatla, ne İslam'la, ne insaniyetle hiçbir alakası yoktur.

Masum insanların hayatı üzerinden siyasi hesap yapmaya hiçbir örgütün, devletin veya kurumun hakkı ve yetkisi olamaz.

Her savaşın veya mücadelenin kendine göre meşru amaçları olabilir, ancak meşru bir hukuku da olmalıdır.

Hukuk yok olduğu anda, haklar da ayaklar altına alınır, meşru bir amaç da ortada kalmaz.

Karşı tarafın hiçbir hukuk tanımaması, aynı yöntemleri kullanmayı meşru kılmaz.

Hiçbir kutsalı olmayan insanlarla mücadele etmek, hiçbir kutsalı yokmuş gibi davranmayı gerektirmez.

Ekmek parası için çalışan masum insanları kaçırıp öldürmenin meşru bir izahı olabilir mi? Bu görüntüleri izleyen insanların İslam'a karşı antipati duymasını sağlamayı başarmak bir kazanç mıdır? Böyle bir propaganda yürütmek Irak halkına ne sağlar?

Bu olayın kendisinden görüntülenerek propaganda malzemesi olarak kullanılmasına kadar her anı tam bir "rezalet"tir, bir "vahşet"tir.

ABD'nin Irak'taki varlığı kabul edilemez bulabilirsiniz, kullandıkları yöntemlerden açık ve gizli amaçlarına kadar her husus son derece tepki göstermeye de açık olabilir. Zaten bugün dünya üzerinde ABD'nin yaptıklarını alkışlayan bir Allah'ın kulu da yok. Buna karşı tepki göstermek değil, göstermemek anormal olurdu. Ama bu tablolar ne Irak'a, ne Irak halkına, ne de İslam'a bir fayda sağlıyor. Sadece toplum üzerinde korku salan illegal örgütlerin kendi reklamlarına bir yararı var.

Vatan savunması son derece anlaşılabilir bir amaçtır. Ancak bugün Irak'ı örgütlerin eğitim ve toparlanma üssü haline gelmesi acaba ne kadar bu amaca matuftur?

Terör sadece bir yöntem değildir, aynı zamanda bir amaçtır. Çünkü varlığını devam ettirebilmesi terörün devam edebilmesine bağlıdır.

Irak'ın işgali ve sonrasında yaşananlar herkesimi rahatsız etti. Ama bu kaosun ve istikrarsızlığın sürmesi başta Irak halkı olarak kimseye yarar sağlamıyor. Örgütlerin böyle pozitif bir amacı olduğu da çok şüpheli. Çünkü istikrar ortamında örgütler varlık sebeplerini yitirirler. O zaman anlamak lazım ki, silahlı örgütlerin kafasıyla bir ülkede huzuru ve istikrarı sağlamak mümkün değildir.

Irak halkı kendi iradesiyle kendi yönetimini ele almalıdır. Bunun uydu bir yönetim olmaması da herkesin arzusudur.

Murat Yüce'nin öldürülmesi olayını ABD'nin bir oyunu olarak görmek de yine problemli bir bakıştır. Olup biten her olayın arkasında ABD'nin olduğunu düşünmek ABD'ye bir uluhiyet atfetmeye dönüşüyor. Oysa ABD'nin gücünü Irak'ta yeterince gördük! Böyle bir bakış, yanlışlıkları perdelemeye ve başa çıkılamaz güçler üretmeye sebep oluyor.

Her olayın arkasında birileri olabilir, bu olaylar birilerinin işine de yarayabilir. Ama her olup biteni birilerine atfederek göz önündekileri temize çıkarmaya çalışmanın da yanlış olduğunu artık anlamalıyız.

Yanlışlara kızıp yanlış yapma lüksümüz olmadığı gibi, yanlışlar üzerine doğru inşa etmek de mümkün değildir.


5 Ağustos 2004
Perşembe
 
YALÇIN AKDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED