AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Amerika, Avrupa, 'Asya Ekseni' ve yakıcı soru: Biz ne olacağız?

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğinin niteliğini ve 17 Aralık'ta verilecek kararın bölgesel ve küresel güç dengelerine etkilerini, Rusya lideri Vladimir Putin'in Ankara ziyaretinin anlamını, ABD ve AB'nin Ortadoğu/İslam coğrafyasına yönelik dönüşüm/kontrol projelerini, Karadeniz'de şiddetini artıran nüfuz savaşını, Doğu Akdeniz'deki meydan muharebesini, Asya/Pasifik'te gelişen dev ortaklıkları ve yeni küresel kamplaşma eğilimlerini sorgularken hep bir endişeyi, yakıcı bir sorunu öne çıkarmaya çalışıyorum: Bizler, bizim coğrafya, Atlantik'ten Pasifik'e uzanan yeryüzünün ana ekseni, Türkiye'nin merkezinde yer aldığı coğrafya ne olacak?

Dünya, medeniyet/kaynaklar/güvenlik stratejileri ekseninde yeniden yapılanırken, sistem bu çerçevede yeniden oluşurken, küresel iktidar yeniden paylaşırken, yüz yıldır esaretin, fakirliğin, zulmün, onursuzluğun, aldatılmışlığın, parçalanmışlığın ve aşağılamanın her türlüsünü yaşayan, işgallerin, toplu katliamların, etnik çatışmaların, kukla yönetimlerin her türlüsünü gören, bir ganimet olarak her gün yeniden paylaşılan bu coğrafyanın bir geleceği olacak mı?

Kudüs'ün, Mekke'nin, İstanbul'un, Bağdat'ın, İsfahan'ın, Kahire'nin, Cakarta'nın, Buhara'nın Washington'la, Brüksel'le, Berlin'le, Paris'le, Moskova ile, Pekin'le birlikte anılma, ya da geniş Osmanlı coğrafyasının Anglo-Amerikan cephe gibi, Avrupa Birliği gibi, Asya-Pasifik gibi bir güç olarak öne çıkma şansı hiç mi olmayacak?

Kara ve deniz ticaretini kontrol eden, dünyanın enerji kaynaklarını barındıran, korkunç bir nüfus dinamiğine sahip olan, yeryüzünün ve yeni küresel sistemin ağırlık merkezini oluşturan ancak ürkütücü bir adaletsizlik, ekonomik dengesizlik, siyasi satılmışlık ve özgüven eksikliği yaşanan bu coğrafyanın geleceği, sadece bizler için değil, dünya için de en büyük soru işareti. Şu gerçeği not edelim: Dünyanın geleceğini İslam coğrafyasının geleceği şekillendirecek. Yeniden paylaşım malzemesi olması halinde, küresel aktörlerin bu coğrafya üzerinde yürüteceği/yürüttüğü ganimet savaşının sonucu geleceğin dünyasını şekillendirecek. Tersi olması, Müslüman dünyanın bir güç olarak öne çıkması ve küresel iktidardan pay alması da geleceğin dünyasını şekillendirecek.

Bunun için ABD-İngiliz-İsrail cephesi bölgeyi siyasi ve kültürel açıdan dize getirmeye çalışıyor. Bunun için Avrupa Birliği, "İslam"ı kontrol altına almak için proje üstüne proje geliştiriyor. Bunun için Rusya, Çin ve Hindistan "İslam tehdidi" konusunda ABD ile aynı kanaati paylaşıyor. İslam'a ve Müslüman dünyaya yönelen küresel ittifakın hedefi, yeni bir gücün ortaya çıkıp oyunları bozmasına engel olmak. Yeni bir hissedara kapıları kapamak. Bunu 20. yüzyılın başında Osmanlı siyasal otoritesini yok ederek başardılar. 21. yüzyılın başlarında da, bu topraklardaki yüz yıllık birikime, siyasi, ekonomik, kültürel uyanışa karşı aynı öfkeyle saldırıyorlar.

Önümüzdeki birkaç yıl içinde küresel aktörler arasındaki ince çizgiler kalınlaşacak. Bugüne kadar ABD ve Avrupa merkezli gelişmelere yoğunlaştık. Türkiye'yi, Ortadoğu'yu, Kafkaslar/Orta Asya'yı bu güçlerin bakışıyla tartıştık. Putin'in Ankara ziyareti biraz olsun dikkatlerimizi Doğu'da, Asya'daki gelişmelere çevirdi. ABD ve Avrupa'nın dışında bir Asya Gücü oluşturmaya dönük girişimleri küçümsemek yaygın bir tavır olsa da, Güney Asya'daki devleşen ASEAN ortaklığı ile Rusya-Çin-Hindistan merkezli gelişmeler, Asya'nın ağırlığını bütün dünyaya hissettirecek nitelikte. Türkiye ve yakın çevresinin geleceğini bundan sonra Asya'yı da dikkate alarak öngörmek zorundayız.

Rusya-Çin-Hindistan ekseni?

Sergei Blagov'un "Asia Times Online"da yayınlanan "Putin's push for a strategic triangle" başlıklı analizi, hem Türk-Rus ilişkilerine farklı bir gözle bakmak isteyenler, hem Asya'daki hareketliliği izlemek isteyenler hem de yeni güçler dengesinin nasıl oluştuğunu merak edenler için dikkat çekici bir yazı. Yazının özeti şu:

"Moskova-Pekin-Yeni Delhi Ekseni"nin kurulması çağrısı yapan Putin, 2,5 milyar nüfusu içine alacak böyle bir ortaklığın ABD'nin Asya'daki nüfuzunu kıracağını, çok kutuplu dünya arayışını mümkün kılacağını ve küresel barışa büyük katkısı olacağını düşünüyor. Batı'yı diktatöryal dış politika izlemekle suçlayan Putin, tek kutuplu dünyanın tehlikelerine dikkat çekiyor. Aslında bu tezin mimarı Yevgeny Primakov. Üç ülke, ABD'nin Orta Asya'daki nüfuzunu kırmanın yanısıra, "İslam tehdidi" ile de ortak mücadeleyi düşünüyor. Çünkü üç ülkenin de Müslüman nüfusuyla sorunları var. Ayrıca İslam Orta Asya'da giderek güç kazanıyor. Üç ülke arasında milyarlarca dolarlık bir silah ticareti mevcut ve ABD'nin füze savunma sistemine karşı Rusya iki ülkeye destek öneriyor. Moskova Yeni Delhi'nin BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üyeliğine de bu çerçevede destek veriyor. Rusya, Çin, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan arasında kurulan ve Çin'in sekreteryasını yürüttüğü Şanghay İşbirliği Teşkilatı'na Hindistan'ın da üye olması konuşuluyor.

Üç ülkenin aralarındaki ciddi sorunlara, özellikle de Çin ile Hindistan arasındaki güç mücadelesine dikkat çeken yazar, bu şekilde bir "Asya Ekseni"ne pek şans vermese de, en azından bu yönde bir çalışma yapılabilmesi büyük başarı. Özellikle ABD'nin yakında Hindistan'a önermeyi düşündüğü yüksek askeri teknoloji ve buna bağlı olarak Hindistan'ı Rusya ve Çin'e karşı öne çıkarmaya çalışması dikkat çekici.

ABD ve Avrupa Birliği dışında kesinlikle bir Asya gücü ortaya çıkacak. Bu gücün niteliğini Rusya-Hindistan-Çin ilişkileri belirleyecek. Putin'in Ankara manevrasını bu yönüyle de dikkatle değerlendirmek zorundayız. Daha şimdiden dünya üç parçaya ayrıldı bile. Yakıcı soruyu tekrar soralım: Biz ne olacağız?


9 Aralık 2004
Perşembe
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED