|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de ticari, popüler sinemanın daha baskın olduğunu belirten yönetmen Kazım Öz, "Türkiye'de sanatsal kaygılar ile film yapan yönetmenler, yurt dışında ödül almamış olsalardı Türkiye'de belki de hiç isimlerini duymak mümkün olmayacaktı" diyerek alternatif sinemaya da sahip çıkılması gerektiğini vurguluyor.
SEVDA ALKAN / İSTANBUL
Film izlemeden sinemaya başladı 6. Uluslararası Milano Film Festivali'nde "En İyi Film" seçilen "Fotoğraf" Kazım Öz'ün yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını üstlendiği ilk uzun metrajlı filmi. Güneşe yolculuk adlı film ile yönetmen Yeşim Ustaoğlu'nun yanında asistanlık yaparak film setleriyle tanışan Öz, Tuncelili. 1990 yılında Yıldız Teknik İnşaat Bölümü'nü kazanarak geldiği İstanbul'da sosyalleşmek için Jiyana Nu Tiyatrosu'nda çalışmaya başlayan Öz, bir süre sonra sinemayla tanışmış. "Sinema beni ardından sürükledi" diyen Öz'ün hikayesindeki en ilginç taraf ise tiyatro grubuna girerken o ana kadar hiç tiyatro oyunu, sinemaya girerken de hiç sinema salonunda bir film izleyemeyişi. Köyünü belgesele dönüştürdü Şu an Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi'nde sinema üzerine doktora yapan Kazım Öz, kamerayla ilk tanıştığı zaman doğup büyüdüğü köyüne giderek onları çektiğini anlatıyor. İstanbul'a döneceği zaman ise çekimlerini bir evde tüm köylülere gösterdiğini anlatan Öz, sinemanın gücünün sınırlarını ise ilk o anda farketmiş. Yönetmen Yeşim Ustaoğlu'nun yanında asistan olarak başlayan Öz, 1998 yılında ilk kısa metrajlı filmi "Ax"(Toprak)'ı çeker. Köyü boşaltılan bir yaşlı adamın ısrarla evini terketmemesini konu alan filmin çok sayıda uluslararası ödül alması Öz'ü, sonraki projeleri için heveslendirir. Bu filmi Türkiye'de yasaklanan Öz, 2001 yılında Fotoğraf'ı çeker ve yine uluslarası birçok ödül alır. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen hâlâ birçok festivale katılan Fotoğraf, geçtiğimiz ay, Amerika'da "Yol filmleri Festivali'nde gösterildi. Şu sıralar "Fırtına" adlı uzun metrajlı bir filmin hazırlığını yapan Öz, kendi köyü olan Aşağıgüzelbahçe(Kürmeş)'yi anlatan, aynı zamanda doktora tezi olan 70 dakikalık bir belgeselin ise son düzenlemelerini yapıyor. Ceylan, ödül almasaydı bilinmezdi! Yönetmen Kazım Öz, Vizontele Tuuba, Gora gibi gişe yapmış filmlerin başarısını "sermayenin, paranın başarısı" olarak tanımlasa da bu filmlerin gişe rekorları kırmasının sinemanın tekrar gündeme gelmesi bakımından önemli sonuçlar doğurduğunu söylüyor: "Bu filmlerin gişe rekorları kırması, sinemanın yeniden gündeme gelmesi açısından baktığınızda aslında pozitif bir durum. Hatta bunların açtığı kanallardan alternatif sinema kendine kanallar, destekler de bulabilir. Örneğin çok iyi gişe yapan filmlerin izlenebilmesi için en ücra köşelere bile sinema salonları açılıyor. Bizim gibi sanatsal filmler yapan kişiler de insanlara o kanallardan ulaşabilir. Bu iki sinema hep olmuştur. Aslında sanat alanında da her alanda olduğu gibi hegemonyanın varolduğu bir gerçek." Sanat ikinci kez Akmerkez'de
Kurulduğu 1993 yılından bu yana sanata desteğini sürdüren Akmerkez, "Sanat Akmerkez'de II" etkinliği sanatseverleri 80 sanatçının eserleriyle buluşturuyor. Günde ortalama 60 bin kişinin gezdiği Akmerkez'in sergi süresince bir anlamda "Türkiye'nin en büyük sanat galerisine" dönüşeceği proje kapsamında mağaza vitrinleri enstalasyon ve heykellere ev sahipliği yapıyor. Sergi 23 Aralık'a dek gezilebilir.
|
|
|
|
|
|
|
|