AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Toprağın altındaki saklambaçta var mısın?

Yeryüzü yüzyıllardır öğrendiklerini unutmuş gibi susmuş, sus pus olmuş bir katliamı daha seyrediyor. Altta kalan toza bulanmış çelimsizi kıyasıya yumruklayan iri kıyım veledin çevresinde kollarını birleştirmiş, öbek öbek eğilip bükülerek ama hiç patırtı çıkarmadan boş gözlerle manzarayı izliyor. Havai fişek gösterisi kıvamında, ışıklı geceler şıklığında dünya ajanslarına peçetelerle sunumu yapılan bir "savaş" değil bu.

Haberin parmak kalınlığında aktığı, fotoğrafların damla damla düştüğü bir sanal katliam. Savaş gerim gerim gösterilir çünkü terör gibi bir "haklı gerekçe" uyarınca, ama katliam ancak görebildiğince, senin görme isteğince...

İnsanlığın tekamül etmediği, vicdanın sustuğu, merhametin bittiği, adaletin yok olduğu, aklın kâfi gelmediği şeyler oluyor Felluce'de. Dünya üstünde olanlardan rahatsız, altını üstüne getirmeye hazırlanıyor gibi derin bir sessizlikte...

Felluceli direnişçilerin "Bu savaş 50 yıl sürse de intikamımızı alacağız" diyen kinden görünmez olmuş bakışları öç biriktiriyor heybelerde. Beynin sıkılmış bir süngere dönene dek düşünmek gerektiriyor manzara, ne yapılabilir diye...

Alçaklığın sınır boyu

Önünüze henüz düşen belki haftalar önce çekilmiş bir fotoğraf insanın kalbini ikiye yarıyor işte. Bir bebeğin fotoğrafı bu.

Arka plandaki flu ayrıntılardan anlaşıldığına göre harabeye dönmüş bir hastane odasında üzerine eğilmiş, perişan kılıklı birkaç insanın umutsuz bakışları altında yatan bebek, masadan bozma bir sedyenin üstünde.

Kimse poz vermemiş, fotoğraf belli ki habersiz çekilmiş. Düşmanıyla fotoğraf çektirenlerin mağrur edası yok kimsenin üzerinde. Gücün poza dönüştüğü yerde Lynndie England gibi durmuyor kimse. En çok iki aylık görünen kundaktaki bebeğin, kasıktan kopmuş bacağına bakıyorlar hüzünle. Kundak üç köşeli kalmış sanki, bebek ağlamayı geçmiş, öyle duruyor. Öyle ki, insanı gerçeklik çarpıveriyor, sahicilik kalbin içinden dikenli bir portakal dalını boydan boya geçiriyor.

İyi bilirsiniz hepiniz, insan alçalmasının sınırı yoktur, bu fotoğraf hikmetinden sual olunmaz bir gücün demokrasisinin, kıymeti kendinden menkul bir adalet ve medeniyet temsilinin alçaklığının ne kadar eğilsen de görünmeyecek karanlık dibini haber veriyor.

Bakmayın siz, o akl-ı selimin sürekli alay ettiği duygusallık, kudretten hadde, muktedirlikten müteredditliğe geçişin ismidir adlı adınca. Duygusallık, insanoğlunun arada bir gözlerden uzak hissiyatının doyurulması babında, lüks ihtiyaçlarından birisi değildir asla ya, ondan olsa gerek, insan duygusallaşıyor, giderek duyguya kesiyor içi işte, tek bacaklı bebelere bakınca.

Can sıkıcı konular

Belli ki cüzzam yaratan bütün bu toprakların tez elden imhası gerekiyor. Doğu'yu bir oyun alanı, eğlencelik bir safari bölgesi görenlerden, bu yerlerden söz açılmışken Mete Çubukçu'nun Filistin direnişini anlattığı, Bizim Filistin'in ikinci baskısının yapıldığını da haber vermekte fayda var.

İnsanlar güvenliğini tehdit etmeyecek kadar "uzak" ve popcorn best-seller kitaplar kadar "eğlenceli" olmayan, hatta hatta zulüm gibi, ölüm gibi hakikaten can sıkıcı (!) meseleleri okumaya başlamış demek. Okumalı, ancak Felluce'nin de Filistin gibi üzerine kitaplar yazılacak kadar uzun bir mazlum tarihi olmaması, birilerinin bir şeyler yapması ve gürül gürül akan bu acının durması dualarıyla elbette.

Çünkü üstünde olan bitene toprak da kayıtsız değildir, sürdükçe sürdükçe o da birikmektedir mutlaka bir şeylere... Kimbilir, belki de yukarıdaki kaidesiz saklambaç oyununa katılmak için altını üstüne getirme arefesinde...


9 Aralık 2004
Perşembe
 
ÖZLEM ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED