|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Taha Akyol'un Milliyet'teki dünkü yazısı Avrupa Birliği'nin siyasal ahlakıyla ilgiliydi. Gerçekten de AB üyesi ülkelerden yansıyan mesajlar siyasal ahlakı sorgulamayı gerektiriyor. Şu tespiti yapmalıyız: -Objektiflik ve tarafsızlık açısından AB sınıfta kalmıştır. Hiçbir aday önüne koymadıkları şartları Türkiye'den beklemeleri iyi niyetle bağdaşacak bir tutum değildir. -Köşeye sıkıştırmak, keser gibi hep kendine yontmak ve bir koyup üç almak hiç de hoş olmayan bir siyasal tutumdur. -Siyasi ufuk, vizyon ve perspektif açısından da bugünkü AB siyasal tasavvuru zayıf, muğlak ve belirsizdir, ayrıca dünya üzerindeki gelişmelere kollektif ve net bir tepki veremeyecek derecede ürkek ve şaşkın bir görüntü vermektedir. Aslında AB'nin siyasal ahlakından önce siyasal aklı sorgulanmalıdır. Bugün AB'nin dünya dengelerinde siyasal bir aktör olarak yeterince hesaba katılmaması ve küresel bir güç haline gelememesinde siyasal akıl yetersizliğinin de etkisi vardır. Bu yetersizliğe en güzel örnek Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell'dir. Borrell'in siyasal vizyonu Türkiye'de ciddi şekilde sarsılmıştır ve güven kaybına uğramıştır. Bir politik lider ziyaret yapacağı ülkeye gitmeden önce sıcak mesajlar verir. Bu genel bir adettir. Örneğin Putin Ankara'ya gelmeden önce Antalya'da geçirdiği güzel günlerden bahseden beyanatlar vermişti. Borrell ise daha Türkiye'ye gelmeden Türkiye'de hoş karşılanmayacak mesajlar vermiştir. Borrell Ankara'ya geldiğinde de bir dizi pot kırdı. Dersine iyi hazırlanmayan, sallapati açıklamalar yapan, derinliksiz bir lider görüntüsü verdi. Borrell'in politik basiret eksikliği elbette AP'ye mal edilemez, ama en azından bir vurdumduymazlığı gösterir. Kimi AB yetkililerinin Türkiye'nin attığı adımlar göstermelik veya ciddi bir baskının neticesi olduğunu düşünmeleri de yanlıştır. Bir köşe yazarı "Başbakan Erdoğan azınlıkları ve gayrımüslimleri yeni mi hatırlıyor, niçin belediye başkanlığı döneminde bu yakınlığı göstermiyordu" şeklindeki eleştirisiyle bu tutumu da aslında yansıttı. Biliyorsunuz Erdoğan geçen gün Ermeni Hastanesi içinde bir müze açılışına katıldı. Dün de Belek'te Dinler Bahçesi adı altında bir cami, bir kilise ve bir Sinegog'un açılışını yaptı. Orada dinlediğimiz cemaat temsilcileri bu tür eleştirilerden ciddi şekilde rahatsız olmuşlardı, çünkü Erdoğan'ın o dönemdeki yakınlığını en iyi onlar biliyorlardı. Erdoğan da konuşmasında bu gerçeğin altını çizerek, belediye başkanlığı zamanında tamir ettirdiği kilise ve mezarlıklardan bahsetti. Dün açılan Dinler Bahçesini aslında II. Abdulhamit 19. yüzyılın sonunda Darülaceze'nin bahçesinde yapmıştı. Seneler sonra Erdoğan da buraları restore ettirmekle kalmamış, bir benzerini yeni yaptırdığı Kayışdağındaki Darülaceze'de de inşa ettirmişti. Doğrusu AB'nin siyasal tasavvuru kıt olan kimi liderleriyle Türkiye'nin çok işi var.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |