AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Laiklik mi elden gidiyor, Türkiye mi?

Türkiye'nin laik elitlerinin basireti bağlandı: Elitlerimiz, "laiklik elden gidiyor" söylemlerini sıkça ve daha yüksek sesle telaffuz eder hâle geldiler.

Örneğin CHP lideri Deniz Baykal, son haftalarda sık sık ve dozajını artırarak, "Türkiye adım adım İslâmîleştiriliyor; Türkiye'nin laik kurumları yok edilmeye, etkisizleştirilmeye çalışılıyor" diyecek kadar gerilimi tırmandıracak ve kendisine yakışmayan kışkırtıcı ve son tahlilde insanın nutkunu kesen, aklını durduran sığ ve kavgacı bir dil kullanıyor.

Bugüne kadar, "irtica tehlikesi"nden sözedilirdi, "Türkiye'nin İslâmîleşmesi" gibi bir tehlikeden ilk kez sözediliyor. Oysa asıl tehlikeli olan şey, bu dil.

Elden giden şey, laiklik değil, Türkiye.

Türkiye elden gidiyor; çünkü bu toplumun İslâm'la ilişkisini her düzeyde ve her düzlemde sakatlayacak ve hatta sıfırlayacak sefih bir seküler ve neo-pagan kültür hem eğitim kurumları, hem de özellikle de medya aracılığıyla hızla yaygınlaştırılıyor.

Türkiye'deki eğitim sistemi, Batı'da olduğunun tam aksine, bu ülkenin çocuklarının özgüven sahibi olmalarını ve geleceğe güvenle bakmalarını sağlayabilecek bir kültür, tarih, medeniyet ve dolayısıyla kimlik şuuru vermiyor. Tam tersine bu şuuru yok ediyor: Çocuklarımızı kendi kültür, tarih ve medeniyetlerine yabancılaştıran, her şeye yabancı, Batılı, ortyantalist gözlerle ve gözlüklerle bakan, böylelikle özgüvenlerini yerle bir eden laik, Batılı ve Batıcı bir eğitim sistemi hâkim Türkiye'de.

Bu çarpık eğitim sistemi, genç kuşaklarımızın yönsüz, özgüvensiz, kişiliksiz, kimliksiz, ruhsuz, idealsiz, iddiasız, aşağılık kompleksiyle malul, her şeyin Batı'da olduğunu vehmeden, her bakımdan Batılılara özenen ve sonuçta ilk fırsatta soluğu Batı'da almaları gerektiğine inandıran bu ülkeye yabancılaşmış insanlar olarak yetiştiriyor.

O yüzden, Anadolu'daki şehirlerin kültürel dokusu, laik üniversiteler tarafından allak bullak ediliyor.

Türkiye'nin gençlerinin, onlara kimlik, kişilik, ideal ve iddia kazandıracak yegane kaynak olan bu ülkenin kültür, tarih ve medeniyet birikimiyle irtibatlarının koparılması, bu tarihi, kültürü ve medeniyeti mümkün kılan İslâm'la ilişkilerinin handiyse sıfırlanması, Türkiye'nin önündeki en büyük tehlikedir.

Çünkü İslâm'la ilişkileri kopan bir kuşak, bu ülkeye, bu toprağa bağlı kalmasını mümkün kılan zemini ve ruhu yitirecektir.

Laik kültür, bu ülkenin çocuklarının, zihinsel olarak, kültürel olarak, anlam ve sembol haritaları bakımından Batılılaşması, Batıya teslim olması ile sonuçlanacaktır. Bu topraklarda bizim varolmamızı mümkün kılan kültür, laik Batı kültürü değil, İslâm kültürüdür. Laik Batı kültürünün bu ülkenin geleceğine, geleceği demek olan genç kuşaklarına hâkim olması demek, uzun vadede bizim bu topraklarda Müslüman olarak iddia, söz ve dinamizm sahibi olma özelliğimizi yitirmemiz demektir.

Asıl tehlike budur. Türkiye'nin elden gitmesine, Türkiye'nin Türkiye olarak varolmasının anlamını yitirmesine yol açacak asıl büyük tehlike, bu toplumun genç kuşaklarının İslâm'la ilişkilerini sıfırlayacak bu hastalıklı sürecin içine fırlatılmamış olmamızdır.

Ama Türkiye'nin elden gitmesine zemin hazırlayacak en büyük tahribat ve yıkımı, adına Türk medyası denen ama bu toplumun idealleriyle, iddialarıyla, ruhuyla zırnık kadar irtibatı ve ilişkisi kalmayan, zaten birincil görevi bu idealleri, iddiaları ve ruhu yok etmek olan Türkiye'nin laik medyası yapıyor.

Türkiye'deki laik medya, köleleştirici, neo-pagan, seküler ve popüler Batı kültürünü, idollerini, hayat tarzını hızla yaygınlaştırıyor. Toplumu, özellikle de genç kuşakları, İslâm'dan hızla uzaklaştırıyor; kimlik bunalımlarının, varoluş bunalımlarının, cinsel bunalımların, uyuşturucunun, hedonizmin, nihilizmin eşiğine fırlatıyor.

Evet, durum, sanıldığından da vahim. Türkiye'nin geleceğini, güvenliğini ve varlığını tehdit edecek kadar vahim. Bu toplumun İslâmî duyarlıklarının dinamitlenmesi, sığ, seküler, neo-pagan, yabancılaştırıcı, uyuşturucu Batı kültürüne mahkûm ve teslim edilmesi, bu toplumun önce Batılıların karikatürü, sonra da kölesi hâline gelmesiyle, dolayısıyla kişiliğini, kimliğini, ideallerini ve iddialarını yitirmesiyle ve sonuçta her bakımdan tefessüh eden bu toplumun ve ülkenin içerden teslim alınmasıyla sonuçlanacak.

Türkiye'de laiklik elden gitmiyor. Aksine laik eğitim sistemi ve laik medyamız, Türkiye'nin genç kuşaklarının İslâm'la ilişkilerini güçlendirmek, onlara güçlü ve köklü bir tarih, kültür ve medeniyet şuuru, kimliği, iddiası ve ideali kazandırmak yerine, onların kültür, tarih ve medeniyet şuurlarını ve ideallerini yok ederek İslâm'la ilişkilerini sakatlamakla ve onları kimliksizleştirecek, idealsizleştirecek, iddialarından vazgeçirecek kadar seküler neo-pagan Batı kültürünü, fikirlerini, hayat tarzını, sembollerini, idollerini yüceltmekle ve benimsetmekle Türkiye'nin elden gitmesine yol açacak o kaygan zemini hazırlıyorlar. Ama ne yaptıklarının farkında değiller. Asıl tehlike bu.

Ayrıca PKK, laik bir terör örgütüdür. İslâmcı hiçbir hareket, bu ülkeye savaş ilan edecek, bu ülkeyi bölecek, Batılılara peşkeş çekecek kadar sapıtamaz. Bunu öğrenin artık.

Oysa Batılıların da iki asırdan bu yana dize getiremedikleri, fiilen işgal ederek teslim alamadıkları ama bu toplumda olmasını, gerçekleşmesini, nihâî olarak hayata geçirilmesini istedikleri şey tam da bu değil mi? Bu toplumun iddialarının, ideallerinin ve ruhunun bitirilerek, içerden teslim alınması değil mi?


1 Ağustos 2005
Pazartesi
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED