|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Başmüzakereci Babacan, 3 Ekim'den sonraki süreçte Avrupa halklarına Türkiye'nin anlatılmasının önemini vurgulayarak, bu konuda sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışacaklarını ve bir "zirve" yapacaklarını bildirdi.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 3 Ekim'i beklemeden onaylanması ve 3 Ekim'de müzakerelerin başlamasının önünde çok ciddi bir sorun olmadığını bildirdi. Babacan, müzakerelerin üç ayağından birinin de Avrupa halklarıyla "iletişim" olacağını vurguladı ve bu süreçte Türkiye'deki sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışacaklarını bildirdi. Babacan, CNN Türk Televizyonu'na verdiği demeçte, AB tarafından açıklanan Müzakere Çerçeve Belgesi'nin "3 Ekim'den makul bir süre önce" onaylanmasının önemine işaret ederek, "3 Ekim'de müzakerelerin başlamasının önünde, teknik ve hukuki olarak hiçbir engel yok. Siyasi gelişmeler açısından da çok ümitliyim. 31 Aralık 2005'ten önce, tarama sürecinin hemen ardından, birkaç müzakere başlığının açılabileceğini düşünüyoruz" dedi. Bilgilendirme turları olumlu geçti AB başkentlerinde üst düzey bilgilendirme turları yaptıklarını ve bu turlardaki görüşmelerin son derece olumlu geçtiğini ifade eden Babacan, 3 Ekim öncesinde, AB Büyükelçileri ve Dışişleri Bakanları'nın toplantılar gerçekleştireceklerini hatırlattı. Babacan bu toplantılarda, Türkiye'nin yayınladığı deklarasyon ve üye ülkelerin tutumlarının görüşüleceğini kaydetti. Babacan, AB Komisyonu'nun "Türkiye tüm şartları yerine getirdi. 3 Ekim'de müzakereler başlamalı" şeklindeki görüş bildirdiğini de dikkati çekti. Birleşik bir 'Kıbrıs'ı tanıyacağız Türkiye'nin, deklarasyonda da belirttiği gibi Kıbrıs Rum kesimini tanımaya hazır olduğunu ifade eden Bakan Babacan, ancak BM öncülüğünde getirilecek kapsamlı bir çözümden sonra bunu yapabileceğini anlattı. COREPER'den nihai karar çıkmaz Babacan, 31 Ağustos'ta AB Daimi Temsilciler Konseyi (COREPER) toplantısı ile daha sonra 1-2 Eylül'de, İngiltere'nin Newport bölgesinde Dışişleri Bakanları düzeyinde yapılacak gayri resmi AB Konseyi'nde tartışılması beklenen Müzakere Çerçeve Belgesi'nin teorik olarak onaylanma ihtimalinin bulunmasına karşın, belgenin onayına ilişkin nihai bir karar çıkma olasılığının zayıf olduğunu kaydetti. Sürecin üç önemli ayağı var Türkiye'nin 35 müzakere başlığı bulunduğunu hatırlatan Babacan, her bir müzakere başlığının açılarak görüşülmesi ve kapanması süreçlerine ilişkin 25 üye ülkenin onayının gerekeceğini, bunun da siyasi boyut içerdiğini kaydetti. AB sürecinin üç önemli ayağına işaret eden Babacan, bunlardan birincisinin siyasi uyum çalışmalarını içeren "siyasi" ayak olduğunu, ikincisinin 35 başlığı içeren "teknik müzakere" sürecinden oluştuğunu, üçüncü ayağın ise sivil toplum kuruluşları arasındaki diyaloğun güçlendirileceği "iletişim" ayağı olduğunu ifade etti. AB sürecinde, Avrupa ülkelerinde, Türkiye konusundaki bilgi eksikliğini azaltmak için gayret göstereceklerini ve bu çerçevede, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışacaklarını vurgulayan Babacan, sivil toplum kuruluşlarını, düzenleyecekleri bir zirveye davet ederek, sürecin bundan sonraki süresi için katkılarını ortaya koyacaklarını söyledi. ANKARA Başmüzakerecilik 'KİT' olmayacak Babacan, AB sürecisinde, devasa bir yapılanmaya gitmeyeceklerine vurgu yaparken, icracı bakanlıkların içinde olacağı esnek bir yapılanma düşündüklerini, AB Başmüzakerecilik kurumunun ise tek bir kurum çatısı altında yapılanmaya gitmeyeceğini, az sayıda çekirdek bir yapıyla, daha çok iletişim trafiğini yönlendireceğini bildirdi. Müzakere sürecinde, icracı bakanlıkların bizzat müzakerelere dahil olacağını ifade eden Babacan, AB ile daha önce 8 ayrı grupta, 5 ayrı toplantının yapıldığını, bu konuda çok önemli bir birikim ve yetişmiş bir kadronun bulunduğunu belirtti. Bankacılıkta yabancı sermaye girişi yararlı Bankacılık sektöründeki yabancı sermaye girişine ilişkin soruya karşılık, bu konuda kaygı duyulmaması gerektiğini, işin doğal akışına bırakılması halinde her şeyin kendiliğinden düzeleceğini ifade eden Babacan, "Türkiye'deki bankacılık sektörüne önemli bir yabancı ilgisi var. Bunun nedeni bu sektörde kayıtdışılığın hemen hiç olmaması, kurumsal bir disiplinin bulunması ve organize bir sektör olmasıdır. Türk bankacılık sektörüne gelen yabancı sermayede ortaklık yapısı gözleniyor. Yabancıların Türkiye pazarında mutlaka yerli bir ortak arayacaklar. Çünkü Türkiye'de iş yapmak için yerli ortak önemlidir" dedi. Türk Bankacılık sektöründe KOBİ'lere kredilerin azalacağı yönündeki düşüncelerin yanlış olduğunu anlatan Babacan, Türkiye'deki bankacılık sektörünün asıl karlılığının, KOBİ'lere verilen kredilerden oluştuğunu söyledi. Babcan, BDDK'nın, sektörü izlediğini de hatırlattı. Petrol fiyatları ve cari açık etkili değil
Petrol fiyatlarındaki artışa rağmen ekonomik göstergelerin iyi gittiğini bildiren Babacan, ekonomik büyümenin bu artıştan etkilenmediğini, enflasyon beklentisinin de yüzde 8'den, yüzde 7'ye indiğini ifade etti. Cari Açık konusunda endişe duyulmaması gerektiğinin altını çizen Babacan, tarihinde görülmemiş bir mali disiplin yakaladıklarını, yabancı sermaye girişinin de artmakta olduğunu kaydetti. Babacan, tüketim ürünleri ithalatının makul düzeyde olduğuna, ancak yatırım ürünleri ithalatının arttığına da dikkat çekerken, "Eğer yatırım ürünleri ithalatı artışına dayalı cari işlemler açığı veriliyorsa, verilsin" dedi.
|
|
![]() |
|
|
|
|