AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Teşhis

Bir sorunun üstesinden gelmek isteyen biri ilkin o sorunun mahiyetini teşhis etmelidir. Tıp alanı olsun, mühendislik alanı olsun, edebiyat alanı olsun.. orada ve ortada bir sorunun bulunduğu söyleniyorsa, ilkin o sorunun neliği ortaya konulmalıdır. Çözülmek ya da çözümlenmek istenen sorunun doğası, ırası nedir; bu, adıyla sanıyla ortaya konulabilmelidir ki, ona ilişkin çözüm önerisi ortaya çıkartılabilsin. Sorunun adı doğru konmadığında, o sorunun çözümü hususunda bir cevap beklenebilir mi? Sorunun adı doğru konmamışsa, çözümün sağlıklı olması düşünülebilir mi?

Siyasetçinin işi nedir? Siyasetçinin işi, siyaset yapmak değil mi? Siyaset yapmaksa, evleviyetle siyaset arenasında duran konuların, sorunların adını yerli yerinde kullanabilmekle kaim olmalıdır. Siyasetçiden savaşması istenebilir mi? Siyasetçiden savaşmasını istemek, ondan, bir askerden istenecek şeyi istemek olmaz mı?

Siyasetçiden savaşması istenmez, ancak siyasetçi savaş konusundan karar alır. Askerse, siyasetçinin aldığı kararı uygular.

Eğer bir yerde, siyasetçinin yapması gereken veya siyasetçiden beklenen işin askerin yaptığı, veya tersi, askerin yapması gereken işi siyasetçinin yaptığı görülüyorsa, orada, temelde bir yanlışlığın bulunduğuna hükmetmemiz gerekir.

Askerin ölçütü askercedir ve ancak savaş alanında uyulmaya ve uygulamaya uygundur. Askerin ölçütünü siyaset alanında uygulamaya kalkışmak, orada, baştan bir yanlışlıkla işe koyulmuş olmayı tazammun eder. Aynı durum siyasetçi için de geçerlidir: o da, kendi alanında ancak siyasal ölçütü kullanma durumundadır. Siyaset alanında askerin ölçütünü (bu demektir ki savaş ölçütünü) kullanmaya yeltenmek, orada da aynı yanlışla işe başlamış olma anlamına gelir.

Siyasetçinin ölçütü, onun kolladığı hedefler bugünden yarına değişmez. Siyasetçi uzun vadeyi kollar. O kadar ki, onun kolladığı hedef, icabında asırlar boyu geçerliğini sürdürür, kuşaktan kuşağa aktarılır. Oysa askerin ereği pratiktir ve önündeki reel hedefle sınırlıdır. Bir savaştan ötekine, hatta aynı savaş esnasında, bir konumdan ötekine bu hedef değişebilir. Komutanın değişen her konumu yakından izlemesi ve gerekli değişiklikleri ânında belirleyip uygulaması gerekir. Bu esnekliğe sahip olmayan ve gerekli esnekliği zamanında uygulamaya aktaramayan komutan kendi yenilgisini hazırlamış olur. Bu husus yalnızca taktik alanda değil, aynı zamanda strateji alanında da geçerlidir. Askerin stratejisinin uzun vadeli olduğu farz edilir. Ancak bu uzun vade, siyaset alanında olduğu gibi, hiçbir zaman yüzyıllar boyu süremez. Bu strateji de, yerine göre, bir günden ötekine değişebilir. Dış şartların değişmesine rağmen, başta belirlenmiş olan strateji, söz konusu değişikliğe uygun hale getirilmemişse, o strateji zaten strateji olmaktan çıkmış olur.

Savaş, elbette en son başvurulacak bir yöntemdir. Savaş, ancak siyasetin bittiği yerde başlar. Bu demektir ki, siyasal yöntemin uygulama imkânı varbulunduğu sürece, askerî yöntemin uygulanmasına mahal yoktur. İhtiyaç da yoktur. Durum böyleyken, askerî yöntemle siyasal yöntemin birbirine karıştığı veya karıştırıldığı bir yerde, yanlış bir uygulamanın yürütüldüğünü tespit için, hiç de çok akıllı olmak gerekmiyor. Siyasetçinin kendi işini, askerin de kendi işini yapması gerektiğini ise hatırlatmak bile fazla…


4 Eylül 2005
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED