AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Türk işadamları güneşi de satacak!

Hepimiz turizmcilere kızıyoruz. "Yabancıya ucuza bize pahalıya tatil yaptırıyorsunuz" diye. Bence haklıyız da.

Hafta sonu Antalya'da, Antalyalı olup da, oteller zinciri sahibi olan 10'a yakın aileden biri olan Barutlar'ın 5'inci oteli Barut Otel Lara'nın açılışı vardı. Arazi çok büyük. Çok azı yapı olarak kullanılmış. Dizaynı ve dekorasyonu ile İstanbul'daki 5 yıldızlı oteller kadar şık.

Otelin açılışı sırasında Barut Ailesi'nin pazarlamadan sorumlu üyesi Ahmet Barut ve ağabey Haydar Barut ile sohbet ettik. Otellin ortalama gecelik konaklaması, her şey dahil yabancıya 65 euro civarındaymış. Yani 111.15 YTL. Biz ise bu otelde 135 YTL'den aşağı tatil yapamayız. İstanbul'da ise bu otel geceliği 200 eurodan aşağı satılmaz.

Otellerin yurt dışı satış fiyatının çok düşük olduğunu eleştirirken söze aynı zamanda TÜROB'un Başkanı da olan Ahmet Barut girdi; "Gelecek sene güneşi satacağız hem de iyi fiyata!" dedi. Bir anda geleceğe yönelik Amerikalıların "aya dolmuş çalıştıracağına" ilişkin senaryoları, hatta "Ayda arsa satabiliriz" gibi ütopik cümleleri aklıma geldi. Ayrıca, güneş ay değil ki, bir ateş topu!

Sonra Ahmet Barut merakımı giderdi; "Gelecek sene martta güneş tutulması olacak. Bunun dünyada en iyi izlenebileceği yer Antalya, özellikle de Side ve Kapadokya. Gelecek sene için Türkiye'yi bununla pazarlayacağız. Güneş tutulmasını ve güneşi satacağız..." Araştırmışlar, meraklısı yüzbinlerce zengin iyi eğitimli insan varmış. Tabiî bir Sülün Osman değil turizmciler, ama onun mantığı ile yola çıkıldığında, yani hayal iyi pazarlandığında bugün 20 ile 65 Euro arasında satılan otellerin günlük fiyatı ölü sezon martta bile 100 Euro'nun üzerine çıkabilir... (İnşallah bize uygulanan fiyatlar bu kadar yükselmez.)

İşte pazarlama mantığı bu. Varlıklı ve eğitimli kişilere, standart malları satamazsınız. Mutlaka ütopik malları, radikal pazarlama yöntemi ile satmanız lazım... Bence biz bu işi geç de olsa öğrendik galiba....


TOBB ve TÜSİAD yine karşı karşıya

Yerli ve yabancı gazetelerde 17 Aralık'tan sonra gün geçmez ki, "AB çalışmalarında hız kesildi.. Türkiye rehavete kapıldı..." şeklinde başlıklar atılmasın.

Bu başlıklar üzerine İKV Başkanı Davut Öğütçü ile sohbet ettik. Müzakere edilecek 35 maddeden 27'sinin özel sektörü yakın ilgilendirdiğini söyledi... Ben de sordum; "Madem öyle, özel sektör, temsilcisini belirledi mi? Malum TÜSİAD var, TOBB var, MÜSİAD var..."

Öğütçü pek konuya girmek istemedi, ama işin sıkıntılı olduğu yüzünden ve ağzından çıkan cümle dizlişlerinden belliydi. TÜSİAD bu konuda özel sektörü temsil etmek istiyormuş... TOBB'da öyle... MÜSİAD'la da görüşmesi olmuş... Üç kuruluş da bu işe talipmiş...

Bu durum bana geçmişte yaşanan TÜSİAD- TOBB tartışmalarını ve kavgalarını hatırlattı...

TÜSİAD ile TOBB bir türlü geçinemezler. Oysa TÜSİAD'ın üyesi olan işadamlarının hepsinin şirketleri aynı zaman da sanayi ve ticaret odalarının dolayısıyla TOBB'un da üyeleri...

Özal'ın Başbakanlığı döneminde ekonomiyi temsil eden kurum TÜSİAD'dı. Rahmetli Özal, zaman zaman kamuya açık toplantılarda zaman zaman da özel toplantılarda TÜSİAD üyeleri ile bir araya gelir, ekonomiye dair alınabilecek kararları tartışırdı... O dönemde genelde en etkin odalar İSO ve İTO ile TOBB'du. Buraların başkanları da TÜSİAD üyelerinin şirketlerinin yöneticileriydi... Kavga da yoktu...

Bu gelenek Yalım Erez'in TOBB Başkanı olmasıyla değişti. Erez önce İTO, ardından TOBB'un başkanı oldu ve TÜSİAD ile de kavga başladı... Erez dönemin başbakanlarını, "Muhatabınız benim TÜSİAD'a danıştığınız kararlar bizi bağlamaz" deyip bayrak açtı. TÜSİAD da, "Türkiye ekonomisine yön verenler Türkiye'nin vergisinin tamamına yakınını verenler benim üyelerim"deyip, iş dünyasını kendilerinin temsil edeceğini savunurdu... Ancak Davut Öğütçü'nün ses tonu, bende şu günlerde bu kavganın tekrar alevleneceği yani fırtınalı bir döneme girileceği hissini uyandırdı... İnşallah yanılırım...


Galeria'yı alan denizciler neyin peşinde?

Ataköy'de bulunan Galeria, Crawn Plaza Oteli ve Yat Limanı'nın işletmesini Denizciler Ortak Girişim Grubu satın almıştı. Ortak Girişim Grubu Başkanı Şadan Kalkavan ile bir süre önce uluslararası bir toplantıda karşılaştık... Yanında Selim Soydan da vardı.

Ataköy'de ne yapacaklarını sordum. Kalkavan da çok açıklıkla cevap verdi; "Yatırım yapılacak çok alan var. Milyonlarca dolarlık yatırım yapacağız. Böyle bir yatırımı insan ancak kendi toprağında yapar. Biz de buranın toprağını almaya çalışıyoruz."

Bence çok zor. Çünkü bugüne kadar, işletme ruhsatını alıp da sonra toprağını alan hiç olmadı da. Hemen aklıma TAV geldi. Bu mantıkla yakında TAV da Atatürk Havalimanı'nın tapusunu isterse şaşırmayın...


1 Haziran 2005
Çarşamba
 
BAYRAM BAŞARAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED