|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
çeyrek yüzyıl
Şiirle geçen çeyrek yüzyılın ardından İhsan Deniz, tüm şiirlerini 'Buz ve Fire' adıyla kitaplaştırdı. Kitabı basan Hece Yayınları, bu buluşmayı bir başka buluşma için vesile saydı ve edebiyat dünyasını biraraya getirdi.
ALİ SALİ
Hikayeci, düşünce adamı Rasim Özdenören bütün nüktedanlığıyla toplantıya damgasını vurdu. Şu an Başbakanlık Başdanışmanlığı görevini yürüten Prof. Nabi Avcı ile 1975 ve 1988 yılında yaptıkları 'ihtiyarlık' atışmasından 1950'li yılların Varlık dergisi ve 'ikinci yeni' hareketine, Zaman gazetesindeki köşesini nasıl bıraktığından Yeni Şafak'ta yazmaya başlamasına kadar farklı konularda sohbet eden Özdenören, Hece Dergisi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Çelik'e de derginin 'internet edebiyatı' dosyası konusunda düşündüklerini anlattı. Şair İhsan Deniz'in şiirde 25'inci yılı ve yeni yayınlanan 'Buz ve Fire' isimli toplu şiirleri için düzenlenen toplantıya Ömer Faruk Ergezen, Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Mustafa Karaalioğlu, Durmuş Korkmaz, Abdurrahim Karadeniz, Muhsin Mete, Ali Sali, Ali Karaçalı, Ali Ulvi Temel, Mustafa Şahin, Mehmet Çetin, D. Mehmet Doğan, Şaban Abak, Samet Bağçe, Arif Ay, Bekir Soysal, Süleyman Kalkan ve Yusuf Yazar da katıldı. İhsan Deniz, yemekli toplantıda toplantıya katılanlara "Buz ve Fire" isimli toplu şiirler kitabını imzalayarak hediye etti. Yedi şiir kitabı iki kapak arasında 25 yıldır eşyayı ve evreni şiirsel bir dille araştıran ve sorgulayan Deniz'in toplu şiirlerinde şimdiye kadar çıkmış 7 şiir kitabı biraraya getirildi. Buz ve Fire, Mağara Külleri, Yalnız Sana Söylenen, Adımlarımın Gizli Sokağı, Perdeler, Gecediloldu, Hurûfî Melâl ve Bozgun Siperi'ndeki şiirleri iki kapak arasına topluyor. Her türlü popüler şiir algısına olduğu kadar, şekilden ibaret gelenekçi ve kolaycı yaklaşımlara kapalı da olan Deniz, 'şiirsel bir dünya' arayışı boyunca başkalarının veya kendisinin belirlediği türden bir şiiri ne üretmeyi ne de şiirinin peşinden giderek şiiri tarafından yönetilmeyi benimseyen bir şair. Bu yüzden şiiri biçim, dil ve duyarlık olarak sürekli devinen, yenilenen bir aşamalar özeti olarak görülebilir. Hatta devingen yönüyle öncü arayışlara açıldığı gözlenen Deniz'in şiirinin her evresinde kendini ele hemen vermese de bir 'iç tarih', sahici bir varoluş kaygısı, süren ve yenilenen bir mayalanma ve derûnî bir 'hâl' hissedilir. 'Adımlarımın Gizli Sokağı'nda büyük şiirin çoğu zaman trajik olandan çıktığını söyleyen Deniz, şairin ödevi olarak da metafizik olanı tırmalamak ve yakalamak olarak gören bir şair. Büyük şiir trajik olandan çıkar
Deniz konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: "Büyük şiir, çoğu zaman trajik olandan çıkar. Hayatın bu iç-yasalılığı karşısında, seçimini daima şiirden yana yapmış ve yapacak olan şair; varolduğu sürece bu bedeli, ancak, hiçbir hâl'le değişmeyeceği ve hiçbir zaman sonunun gelmeyeceğini bildiği yalnızlık ve mutsuzluğunu kendinde içkinleştirerek ödeyebilecektir. Bu, şairin kaçınılmaz kaderidir. Bir şairin şiiriyle yapması gereken en önemli ödev; fenomen temelinde verili olan şey'lerin dışına taşarak, metafizik olanı tırmalamak ve yakalamaktır. Ancak böyle bir sıçramayla söz konusu olabilecek bu tür kavrayış biçimi, derin bir iç-görü sayesinde irreel ve irrasyonel bir 'şair dünyası' tasarımıyla, şiirsel ifadelerle dışlaşabilir. İşte, şiir'in imkânı yalnız bu noktada gizlidir ve şair için tek bir 'hakikat' varsa, o da budur."
|
|
|
![]() |
|
|
|
|