|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
İnsanlar hep şu soruyu soruyor, Afganistan'da mücahidler önce Ruslara, daha sonra kukla Afgan yönetimine karşı yıllarca savaştı. Ancak sonunda öyle bir noktaya gelindi ki ellerindeki her şeylerini kaybettiler. Nedir bunun sebebi, neler oldu bu süre içinde?
Birçok insan için, özellikle de, Afganistan'ı yakından takip edenler için bilinmeyen yönleri var bu olayın. Biz Rus işgalcilere karşı cihada başladığımızda, şüphesiz o dönemde Müslüman olsun gayrı-Müslim olsun tüm dünya Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı ele geçirmesinden korkuyordu. Bu yüzden birçokları bizlerle birlikte oldular ve desteklediler. Ama bu bizim çıkarlarımız için değil, daha çok kendi korkularını gidermek içindi. Biz ne zaman ki, Ruslara karşı galip geldik, bu kez mücahidleri destekleyenler onları devirme yoluna gitti. Bunlar yakın ya da uzak devletler idi. Çünkü tehlike giderilmişti artık. Ve bundan sonra bazı ülkeler mücahidlerin kurduğu hükümetin kendileri için bir tehdit olduğunu düşündüler. Ancak biz kendileri için onların düşündüğü şekilde bir tehdit değildik. Çünkü bu hükümetler haklarını temsil etmiyorlardı. Bunun üzerine bu hükümetler, kendilerinin yok edemeyeceği Afganistan'ın bu günücü yanlarına dünyanın büyük güçlerini alarak yıkmaya çalıştılar. Olayın birinci yönü bu. İkinci yönü ise Batılı devletler ve özellikle Amerika, Sovyetler Birliği'ne yönelik sert eleştirilerde bulunuyor ve Afganistan halkı gibi yoksul bir halkın Sovyetler'i devireceğine inanmıyorlardı. Onlara göre Afgan halkı sadece Sovyetler'in başını ağrıtacak rahatsızlıklar verebilirdi. Ancak biz Sovyetler'i püskürttüğümüzde onlar Afganistan'ın yeniden imarı noktasında uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmek yerine, 'mücahidlerin iktidara gelmesini nasıl engelleyebiliriz' şeklinde planlar yaptılar. Ve biz Kabil'e girdiğimizde karşımızda o ana kadar bizleri özgürlük savaşçıları, Sovyetleri deviren kahramanlar olarak tanıtan basını karşımızda bulduk. Bizim için (terörist) gibi uygun olmayan tanımlar kullanmaya ve aleyhimize yazılar yazmaya başladılar. Bir çok oyun oynandı. Ülkenin geleceğini düşünmeden iktidar heveslisi bazı gruplardan faydalandılar. Onları sorunlar olarak karşımıza çıkardılar. Örneğin Hikmetyar, kullanıldı. Mücahidler Kabil'e ilk girdiği zaman, ülke içinde fitne ateşini yakıyordu. Bu bir dönem idi. Ve bu fitne devam etti. Yine aynı zamanda bölge ülkeleri arasında sorunlar vardı ve onlar bu sorunlarını Afganistan'ın içine kaydırıp, burada çözmeye çalıştılar. Yani anlayacağınız benzine, körükle geldiler.
Özellikle Pakistan'a gelirsek.. Neydi Pakistan'ın bu dönemdeki rolü?
Pakistan şüphesiz Hikmetyar'ın destekledi. Hikmetyar'dan sonra Taliban'ın ortaya çıkışını sağladı. Daha sonra Taliban'ı Pakistan kurdurdu. Hatta Taliban saflarında kendi ordusundan bazı askerleri vardı. Siyasal, finans, askeri ve medya alanlarında bütün gücüyle destekledi.
Pakistan neden olaya müdahil oldu. Ve neden Taliban gibi bir örgütü kurdu?
Çünkü Taliban'ı bir oyuncak gibi kullanacaklarını düşünüyorlardı ve Afganistan kendileri için stratejik bir nokta idi. Onlar bizimle oturup önerilerini sunmak yerine Taliban'ı oluşturdular ve Afganistan'da istedikleri her şeyi yapabilecekleri bir yönetim tasarladılar.
Taliban'ın kurulmasında ABD'nin rolü var mıydı?
Bu konuda kimsenin şüphesi yok. O dönemin Pakistan Başbakanı Benazir Butto, birkaç kez Taliban'ı kendilerinin değil ABD'nin ve bazı ortak devletlerin kurduğunu açıklamıştı zaten.
Ahmet Şah Mesud suikastına gelirsek.. kim öldürdü Mesud'u ve neden?
Katillerin kim olduğu biliniyor. Kuzey Afrika'dan Fas'tan gençlerdi. Bazı Avrupa ülkelerinde yaşadıkları açıklandı. Suikastte onlar kullanıldı. Onları istihbarat örgütleri kullandı. Pakistan'daki bazı taraflarla bağlantılı birileri tarafından olabilir.
Ahmet Şah Mesud suikastı 11 Eylül saldırılarından iki gün önce gerçekleşti. Bu yüzden akıllara birçok soru işareti geliyor. ABD'nin rolü var mı sizce bu suikastta?
O dönemde birilerini gönderdiler. Afganistan'da direnişi tamamen sonlandırmak istiyorlardı. Bu da suikast nedenlerinden biri olabilir. Çünkü Şah Mesud direnişin başındaki komutandı. Amerikalılara göre Mesud'un ortadan kaldırılması her şeyi bitirebilirdi. "11 EYLÜL LADİN'İN ESERİ DEĞİL"
11 Eylül saldırılarına gelelim biraz da. Bu saldırılar ABD'nin Afganistan'a saldırmasına gerekçe olarak görüldü. Sizce kim gerçekleştirdi bu saldırıları? Belirli kişiler, Usame Bin Ladin'in adamlarının bu saldırıları gerçekleştirdiği söylüyorlar. Ama bana göre Ladin'in bu saldırıları gerçekleştirecek gücü yok. Zira saldırılar çok ince düşünülmüş planlarla gerçekleşti. Öncesinde Ahmet Şah Mesud suikaste kurban gitti.. Ben bu konularda yazılıp çizilenlerin doğru olmadığına inanıyorum.
Yani ne demek istiyorsunuz?
Bilinen şeylerin arkasında başka planlar ve güçler var. Herkes kendi çıkarı için çalışıyor. Ama onların yaptıkları planlar, Afganistan halkına acılar yaşatıyor..
Peki kim bu Usame Bin Ladin?
Bilindiği gibi Bin Ladin de cihad günlerinde hükümetlerinin bilgisi dahilinde hatta bazı yabancı ülkelerin de kısmi desteğiyle Afganistan'a gelen Araplardan biri idi.
Siz kendisiyle hiç görüştünüz mü?
Zaman zaman görüşüyorduk. Hatta bazı zamanlar yanlarında yabancı misafirler, ABD Kongresi'nden bazı üyelerle geliyorlardı. Bu tür görüşmeler yapıldı. Örneğin 1998 yılında Kongre üyelerinden biri, Afganistan'a geldiğinde Bin Ladin'in eğitim merkezlerinden biri olan Mersed'i ziyaret etmişti. Yani ortada gizli herhangi bir şey yok. Her şey biliniyor.
|
|
![]() |
|
|
|
|