|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Fransa'nın Avrupa Birliği Anayasası'na indirdiği darbe bugün Brüksel'in öncelikli ve can sıkıcı sorunu ama yakında Ankara'yı da ilgilendirmeye başlayacak. Şu anda, epeyidir neredeyse Türkiye'den başka malzemesi olmayan Avrupa'nın biraz da kendi kendisiyle uğraşmasının iyi olacağı havası esiyor. Türkiye'yi 17 Aralık'a taşıyan ve 3 Ekim'e kadar korunması gereken ödevler sürecinde AB'nin sergilediği sempatik olmayan tutumdan sonra Ankara için referandum problemi, küçük de olsa bir soluklanma imkanı sağlayabilir. Zaten, 3 Ekim'e kadar da geriye sadece Gümrük Birliği ek protokolünün parafı kaldığı için Türkiye, "referandum sonucu bizi etkilemez" demekte haklı. Ancak, bu söylemin ömrü de en fazla 3 Ekim'e kadar olacaktır. O tarihten sonra, tarama işlemi ve ilk görüşme dosyasının açılmasıyla birlikte referandumun siyasi sonuçları ciddi bir şekilde hissedilecektir. Avrupa içindeki Türkiye karşıtları için, anayasaya muhalefet havasının bir unsuru olarak Türkiye muhtemelen hedef tahtasına oturtulacaktır. Türkiye taraftarları da belki, birliğin siyasi zemininin sarsılmaması için; Türkiye'nin daha fazla ön planda görünmesi, destek görmesi veya korunması gibi konularda cesaretsiz davranmak zorunda kalacaklardır. Sonuçta herkesin elinde, Fransa oylamasında Türkiye faktörü çıkartıldığında anayasanın kabul edilebileceğine dair güçlü bir veri bulunmaktadır. Ancak, AB'nin kurucu ve öncü ülkelerinden birinde birlik anayasasının reddedilmesi sadece Türkiye'nin müstakbel üyeliğine bağlanamaz. Avrupa içinde AB felsefesini kavramış gibi görünen ama sıra bunun gereklerini yapmaya gelince ikircikli davranan çok sayıda kurum, politikacı ve entelektüel bulunuyor. Halklar da böyle… Sadece Fransa değil şimdi belki yine kurucu bir başka ülke olan Hollanda da referandumu reddedecek. Reddetme nedenlerine bakınca; çelişki daha da açık ortaya çıkıyor. Yetki paylaşımı, ortak politikalar, ortak ekonomik çıkarlar ve nihayet farklılıklara tahammül etmek zorunluluğu… Bu gerekçeler bazı Avrupalıları anayasanın reddine yöneltiyor ama AB denilen şey de paradoksal bir biçimde bunların toplamından başka bir şey değil. Fransa örneğinin ortaya çıkardığı bir önemli konu da seçmenin Avrupalılık ile yerelliği ayırt etmekte zorlandığıdır… AB parlamentosu seçimlerinde de yaşandığı gibi insanlar, partilerin performanslarına göre oy kullanıyorlar. Nitekim, Pazar günü Fransa'da kurulan sandıkta AB Anayasası kadar hükümetin performansı da oylandı ve ülkedeki sosyal ve ekonomik sorunların hesabı soruldu. Böyle olduğu içindir ki, Başbakan teknik olarak hükümetle ilgisi bulunmayan bu oylamanın sonucunu yenilgi kabul edip görevini bıraktı. Yine de Avrupa Fransa'dan ibaret değil. Hatta, şu ana kadar 9 ülke anayasayı kabul etti ama bunların sekizinde referandum değil parlamento oylaması yapıldı. Ülkelerden birisi de birliğin lokomotifi olan Almanya'dır. Konsey, 25 üye ülkeden 5'inde anayasanın kabul edilmemesi durumunda bir kanaat açıklayacak. Yani, bu sayıya kadar bir eksiklik kabul edilebilir görülüyor. Daha fazlası ise, üstesinden gelinmesi zor bir sorun demektir. Hele, Fransa gibi kurucu üye ve entegrasyonun motoru konumunda olan ülkelerin anayasayı reddetmeleri daha büyük bir açmazın varlığını işaret edecektir. Bir sonraki aşama da bu sorunun Türkiye'ye nasıl yansıyacağıdır. Yani… Henüz, Avrupalılığı benimsemekte zorlanan bir Avrupa'nın Türkiye'ye karşı tutumu konusunda endişe duyulması abartı olmayacaktır. Çünkü, referandumlar süreci kaçınılmaz olarak AB'nin genişlemesine yönelik ciddi bir sorgulamayı da beraberinde getirecektir. Türkiye gibi tamamiyle birliğin farklılıklara karşı tahammülünün sınavı olan bir aday ülkenin AB içinde yaratacağı tartışmalara hazırlı olunmalıdır. Belki 3 Ekim'den sonra geçen dönemde olduğu gibi yoğun bir AB mesaisi gerekli ve anlamlı olmayabilir. Ama, AB'de yaşanan bu dalgalanmanın ülke içindeki birlik karşıtı unsurlara sağlayacağı motivasyonun Türk demokrasisi üzerindeki olumsuz etkilerini mutlaka hesaba katmak lazımdır.
mkaraalioglu@yenisafak.com.tr
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |