AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kuşatmayı yarabilmek için...

Bugüne kadar yapılan büyük yanlışlıkların üzerinde kafa patlatılması gerekiyor. Kıbrıs'ta yapılan en büyük yanlışlık, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın TV5'e yaptığı özel bir açıklamada da itiraf ettiği gibi, Kıbrıs Türk halkına İslâmî bir kimlik ve aidiyet duygusunun ve şuurunun kazandırılamamış olmasıdır. Eğer, Kıbrıs'taki Türk halkına İslâmî bir kimlik ve aidiyet duygusu ve şuuru kazandırılmış olsaydı, Kıbrıs'ta önümüze 10 tane de Annan Planı getirilse bile bu planların hepsini püskürtebilmemiz mümkün olabilirdi.

Yanlışlıklar bu kadarla sınırlı değil elbette. Bir de Kıbrıs konusunda belirlenen politikalardaki yanlışlıklar var. Ayrıca bu yanlış politikaların da gözden geçirilmesi ve Kıbrıs'ın Türkiye'nin uzun vadede bölgemizde İslâm ekseninde yeni bir yörünge oluşturulması sürecinde taşıdığı siyasî ve stratejik önemin kavranması ve Kıbrıs'ın taşıdığı bu siyasî ve stratejik önemin bu süreçte nasıl kullanılabileceği, harekete geçirilebileceği meselesi üzerinde de kafa yorulması gerekiyor.

Tabii bu meseleler üzerinde düşünebilmenin en öncelikli yollarından biri, Amerika, Avrupa ve İsrail'in Kıbrıs üzerinde neden bu kadar hassasiyetle durduklarının ve Kıbrıs'ı kendi bölgesel ve küresel çıkarlarını pekiştirmek ve Türkiye'nin yeni bir yörünge oluşturma sürecinde kullanabilme imkanlarını nasıl bertaraf etmek için yoğun çaba harcadıkları gerçeğinin bütün boyutlarıyla çok iyi görülebilmesinden ve kavranabilmesinden geçiyor.

Onun için Amerika'nın, Avrupa'nın ve İsrail'in Kıbrıs eksenli Ortadoğu, Avrasya ve Doğu Akdeniz Havzası'na ilişkin politikalarının ve stratejilerinin püskürtülmesi, bunun için de hariciyemizin, askeriyemizin, hükümetin Amerika, Avrupa ve İsrail'in geliştirdikleri kısa, orta ve uzun vadeli stratejilerinin ve hesaplarının farkına varmaları gerekiyor!

Amerika'nın hedefleri neler? Avrupa ile Amerika arasındaki çıkar ilişkileri, aslında, Fukuyama'nın dediği gibi "onarılması güç bir çatlak"ın oluşmasına yol açmış durumda mı? Irak'ın işgali, Türkiye'nin AB üyeliği ve Kıbrıs üzerinden sahnelenen hokus-pokus oyunu, Türkiye'nin, İslâm dünyasının ve dolayısıyla dünyanın yepyeni bir uçurumun kenarına sürüklenmesine mi yol açacak?

Tüm bu sorular ve sorunlar konusunda hariciyeyi de, askeriyeyi de, hükümeti de uyarmak, zihinsel olarak hazırlıklı ve uyanık olmaya davet etmek gerekiyor. Hem İslâm'ı, hem Batı'yı, hem de Doğu medeniyetlerini dünü, bugünü ve dolayısıyla gelecekte oynayabilecekleri roller, gösterebilecekleri performanslar, dönüşüm ve kriz anlarında geliştirebilecekleri refleksler ve en önemlisi de sahip oldukları kültürel, siyâsî, ekonomik ve stratejik dinamikler, imkânlar ve zaaflar açısından çok iyi analiz edemezsek, hem bu sorulara nasıl esaslı cevaplar verebileceğimizi, hem de bizim dünyanın sürüklendiği bunalım süreci karşısında uzun vadeli ve bütün insanlığın hayrına olabilecek kuşatıcı ve kapsamlı projeleri nasıl geliştirebileceğimizi ve hayata geçirebileceğimizi bilmekte ve belirleyebilmekte son derece zorlanacağımızı hatırlatmak isterim.

Türkiye, Irak'ın işgali, AB üyeliği ve Kıbrıs meselesinde son derece tehlikeli bir uçurumun kenarına sürükleniyor. Böyle bir manzara karşısında bir B-Planı var mı Türkiye'nin?

Önce şu yakıcı ve yıkıcı gerçeği görelim: Türkiye'nin özelde Avrupa ile, genelde ise Batı ile yaklaşık iki asırdır kurduğu ve platonik aşk ve nefret ilişkisi şeklinde cereyan eden hayalperest ve macerâperest ilişki, tam bir heyûlâ'ya ve hayalete dönüşmek üzere.

Eğer Türkiye'nin bir B Planı yoksa, bunların hepsi, Türkiye'yi uçurumun eşiğine sürükleyecek girişimlerdir. Kaldı ki tüm bu "operasyon"lar sadece Türkiye'nin geleceği açısından değil, özelde bölgemizin, genelde ise dünyanın geleceği açısından orta ve uzun vadede son derece tehlikeli sonuçları olacak operasyonlardır.

Irak'ın işgalinin kısa, orta ve uzun vadede bize ve İslâm dünyasına ne denli pahalıya patlayacağını ne kadar idrâk edebiliyoruz acaba? Amerikan yönetiminin Irak'ın işgalinden sonra ne yapacağını gerçekten biliyor muyuz? Amerikan işgalinin sadece Irak'la sınırlı olmadığını gerçekten bilmiyor muyuz?

Buradaki netameli soru/n, Türkiye'nin bir B-Planı'nın olup olmadığı sorunudur.

B-Planı, adı üstünde, gizli ve dolayısıyla uzun vadeli bir plandır. Peki, Türkiye'nin B-Planı ne (ya da ne olabilir) öyleyse?

Şöyle bir şey olabilir: Büyük dinlerin ve medeniyetlerin beşiği olan Akdeniz havzası, dünya tarihi boyunca yerkürenin en stratejik havzası olmuştur. Bugün de aynı konumunu ve önemini korumaktadır. Bu havza Romalılardan sonra Müslümanların ve Osmanlıların, en son olarak da Avrupalıların kontrolüne girmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Akdeniz Havzası'na Amerika yerleşmeye çalışmaktadır. İşte Amerika, Irak işgali, Türkiye'nin AB üyeliği ve Kıbrıs meselesi yoluyla Akdeniz havzasına kesinkes yerleşmeyi planlamaktadır.

Türkiye'nin B-Planı işte tam bu noktada devreye girmektedir: Türkiye ABD'nin ve kısmen Avrupa'nın kontrolünde olan ittifaklara ve kurumlara girerek güvenliğini ve dolayısıyla geleceğini garantilemek istemiş ve istiyor olabilir. B-Planı'nın ikinci aşaması, Türkiye'nin önce ABD ve Avrupa'nın kuşatmasını böylece yarması, ardından da her bakımdan güçlenmenin imkânlarını oluşturması ve son olaraksa bölgede Osmanlı misyonu ile kuşanarak İslâm ekseninde Batı-ekseninin ötesinde yeni bir yörünge oluşturmasıdır.

Eğer Türkiye'nin gerçekten böyle bir B-Planı yoksa, Irak'ın işgali, AB üyeliği ve Kıbrıs meselesinde takındığımız yanlış tavır, tutum ve teslimiyetçilikle kendi ellerimizle kendi kuyumuzu kazdığımızı ve dolayısıyla bölgemizin ve dünyanın uzun vadede son derece tehlikeli bir sürecin eşiğine girdirilmesine aracılık ettiğimizi görelim artık. Kaldı ki, dünyanın İslâm'ın adalete, hakkaniyete, hak ve hukuka dayalı ilkelerini hayata geçirecek yeni bir medeniyet sıçraması gerçekleştirmesine en fazla ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde kendi kuyumuzu kazacak ve yeni bir dünyanın kurulmasında kilit bir rol oynamamızı engelleyecek oyunlara geldiğimiz takdirde biz bunun hesabını hiçbir zaman veremeyeceğimizi çok iyi bilelim derim.


1 Haziran 2005
Çarşamba
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED