|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Yüzlerce el yazması eserin arşivlerin tozlu raflarında kurtlanıp çürüdüğünü belirten mücellit Rafet Güngör, kimsenin elyazmalarının akıbetiyle ilgilenmediğini söylüyor.
FATMA DURMUŞ / İSTANBUL
El yazmasından parmak büyüklüğünde kurt çıktı Güngör, UNESCO tarafından Suriye'deki Hafız Esad Kütüphanesi'nde görevlendirildiği yıllara ilişkin ilginç bir anısını anlattı. "İki yıl Şam'da Hafız Esad Kütüphanesi'nde çalıştım. O kütüphanedeki eski eserlerin bakımıyla ilgilenen UNESCO işin içinden çıkamayınca bizim Kültür Bakanlığı'ndan yardım istedi. Bakanlık da beni gönderdi. Yağmalandığı söylenen İskenderiye Kütüphanesi'nin eserleri aslında orada muhafaza ediliyor. İki yıl onların bakımını yaptım.Türkiye'ye döndükten sonra UNESCO yetkilileri Topkapı Sarayı'ndaki eski el yazmalarının durumunu incelemek istediler. Birlikte gidip baktık. Açtığımız ilk eski el yazmasının içinden insan parmağı kalınlığında kurt çıktı. Adamlar dehşete düştüler ve bana 'Sen Suriye'deki kitapları boş ver önce kendi elinizdeki eserlerin bakımıyla ilgilen' dediler. Bulgaristan'ın bile 7 milyon nüfusu olmasına rağmen bir kitap hastanesi var. Biz 70 milyonluk nüfusumuzla ve kültürel mirasımızla bir tane bile hastaneye sahip değiliz." Yazma ve basma kitapların yapraklarının yıpranmaması ve dağılmadan saklanması için birbirlerine dikilerek koruyucu kapaklar içine yerleştirilmesi sanatına ciltçilik deniyor. Mücellitliğin ilk olarak Türkistan'da yaşayan Uygur Türklerinden kalma olduğu tahmin ediliyor. Ancak mücellitliğin sanat haline dönüşmesi ise bir kitap medeniyeti olan İslamiyet'le birlikte başlıyor.
|
|
![]() |
|
|
|
|