T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
İ Z D Ü Ş Ü M 30 TEMMUZ 2006 PAZAR
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Yurt Haberler
  Bugünkü Yeni Şafak
 
 
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  İnsan Kaynakları
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv
  Favorilere Ekle
  Giriş sayfası yap

  Yeni Şafak'ta Ara
 

YÖNETEN:
Abdullah MURADOĞLU

Avrupada Osmanlı nişanesi: GÜL BABA

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in Macaristan seyahati sırasında ziyaret ettiği Gül Baba Türbesi, Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki 465 yıllık simgesi.

Hani serhat türkülerimizde "Aldı Nemçe bizim nazlı Budin'i" diye geçer. Nazlı Budin, Macaristan'ın başkenti Budapeşte'dir. İnsana şaka gibi geliyor, Macaristan 150 sene kadar Osmanlı idaresinde kaldı. Budin 1541'de Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedildi ve 145 sene Osmanlı valileri bu şehirden Macaristan'ı yönetti. Budin 1686'da düştü. Budin Beylerbeyi Abdurrahman Abdi Paşa şehit oldu. 1699 Karlofça Antlaşması'yla Macaristan Avusturya (Nemçeli) hakimiyetine girdi. Macaristan Birinci Cihan Harbi'nın sonuna kadar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu içerisinde kaldı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyet Rus uydusu olan Macaristan şimdi bağımsız bir devlet.

TÜRBEYİ DEMİREL AÇMIŞTI

Bütün bunları anlatmamızın nedeni geçenlerde Cumhurbaşkanı Sezer'in Budapeşte seyahati sırasında Gül Baba Türbesi'ni ziyaret etmesiydi. 1997'de 8. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de DSP'li Kültür Bakanı İstemihan Talay'la birlikte Gülbaba Türbesi'nin açılışını yapmıştı. Tuna nehrinin kıyısındaki Gültepesi'nde (Rûzsadomb) inşa edilen ve çok uzak mesafeden bile görülebilen Türbenin açılış töreninde konuşan Talay şöyle diyordu: "Balkanlarda birçok Türk eseri yok edilirken, Macaristan'daki eserlerin pek çoğu korunmuştur. Bu yüce anlayış dolayısıyla Macar dostlarımıza Türk ulusunun şükranlarını sunuyorum. Gül Baba Türbesi Avrupa'da Türkiye Cumhuriyeti'nin restore etmesine izin verilmiş ilk Türk mimari eseri olması bakımından da önemlidir."

Türbe 1867'de Sultan Abdulaziz tarafından da ziyaret edilmişti. Sultanın türbeyi ziyaret edeceği öğrenilince, Osmanlı'nın Viyana Sefareti Macar hükümeti nezdinde girişimde bulunmuş, harap durumdaki yapı hızlı şekilde onarılarak ziyarete hazır hale getirilmişti. Bu ziyaretten sonra ata yadigarı ve fetih nişanesi olan Gül Baba Türbesi'nin restorasyonu her zaman gündemde oldu. Cumhurbaşkanı Sezer de restorasyon ihtiyacından söz etti.

GALATASARAYLILAR İYİ TANIR

Gül Baba, Macar edebi hayatına girmiş, adına operetler şiirler ve tiyatro oyunları yazılmış, hayatı filme alınmış bir Osmanlı büyüğü. Başının üstünde bir gül taşıdığı için Gül Baba diye anıldığı rivayet olunuyor. Alman seyyah Ottendorf, Gül Baba için "güllerin babası anlamına gelen 'Vater der Rosen' derken, başka kaynaklarda da 'Dschul Papa(Gül Baba)' olarak anılıyor. Efsaneye göre Galatasaray Lisesi'nin kökünde de Gül Baba var.. Bahçesinde sarı ve kırmızı gül yetiştirdiği için bu renkler, Enderun Mektebi, Mekteb-i Sultani ve sonrasında Galatasaray Lisesi'nin arması olmuş. Ama Budinlilerin Gül Babası ile Galatasaraylıların Gül Babası'nın aynı şahıs olup olmadığı tartışmalı. Budapeşte'de türbesi bulunan Gül Baba, bir Bektaşi Babası. Asıl adı Cafer. Babası Hz. Peygamber soyundan gelen Kutbul Arifin Veli'üd-din İbn Yalınkılıç. Gül Baba, 1541'de Kanuni'nin daveti üzerine Budin seferine katılmış ve fetih sırasında şehit düşmüş. Evliya Çelebi'nin naklettiğine göre Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin kıldırdığı cenaze namazına Kanuni de katılmış.

ABDULHAMİT DEVREDE

Türbesi, şehadetinden birkaç yıl sonra yaptırılmış. Türbe aynı zamanda bir tekke idi. Yolsulların ve yolcuların ücretsiz doyurulduğu tekke, Macar'daki akıncı beylerin de uğrak yeriymiş. Osmanlı, zengin bir vakfiyesi olan tekkeyi çekip çevirmesi için, hazineden düzenli maaş alan bir Dede-Baba görevlendirmiş. Macaristan'da Osmanlı'dan kalan tek yapı olan Gül Baba Tekkesi ise Budin düştükten sonra Cizvit papazlara devredilmiş. Daha sonra da özel ellere geçmiş. Sultan İkinci Abdulhamit'in devreye girmesi üzerine restore edilerek tekrar türbe olmuş. 1914'te "tarihi anıt" olarak ilan edilen Gül Baba Türbesi, 1918'de ziyaretçilere açılabildi.. Budapeşte'de 1931'de Gül Baba İslam Cemiyeti, 1932'de ise Gül Baba Derneği kuruldu. 1926-27'de Budapeşte Başkonsolosu Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun girişimiyle türbenin önünü kapatan bir bina Macar hükümetince yıktırılmış. Peşte İslam Cemaati Reisi Abdullatif Efendi ve Türk diplomatlarından Enis Behiç Koryürek de türbe avlusundaki dostluk mitinglerinde nutuklar atmışlar. Gül Baba

Türbesi, Peşte İslam cemaatinin toplanma yeri olduğu kadar Türk-Macar kardeşlik toplantılarının gerçekleştirildiği merkez halini almış. Sovyet istilası döneminde Gül Baba Türbesi hasar görmüş.

ATATÜRK SANDUKA ÖRTÜSÜ GÖNDERMİŞ

Cumhuriyet döneminde Macaristan'daki Türk eksenli Müslüman faaliyeti zayıfladı, ancak Gül Baba Türbesi'ne olan ilgi devam etti. 1937'de Gül Baba türbesindeki sandukanın örtüsü resmi makamların girişimiyle Türkiye'den gönderildi. 1973'te de sanduka örtüsü, halı, şamdan ve yazı levhası yine Türkiye'den gitti.

ÇOK HAREKETLİ BİR TÜRBE

1699'dan sonra Macaristan'da Müslümanlar ya din değiştirmeye ya da göçe zorlandılar.19. Yüzyıl'da Macaristan'da İslami faaliyetlerde Gül Baba Türbesi önemli rol oynamış. Bosna-Hersek ilhak edildikten sonra Avusturya Ordusu'ndaki Boşnakların yegane buluşma yeri Gül Baba idi. Budapeşte'deki Müslüman topluluğun başında, Saraybosna Gazi Hüsrev Medresesi'nde yetişmiş Hüseyin Hilmi Dürik vardı. Dürik, Gül Baba Türbesi'ne de riyaset etmiş bir süre. Diğer bir grubun başında ise İstanbuldan gönderilen Abdullatif Efendi varmış. I. Cihan Harbi sırasında sınırdışı edilen Dürik, Türkiye'ye sığınmış. Savaş sonrasında Budapeşte'ye dönüp faaliyetlerine devam etmiş. 1934-1936 arasında Dürik Budapeşte Müftüsü ve Macaristan'daki Müslüman topluluğun lideri olarak anılmış.

TEŞKİLAT-I MAHSUSA İLİŞKİSİ

Teşkilat-ı Mahsusa'nın İslam Birliği projesinin ünlü isimlerinden Emir Şekip Arslan 1930'larda Budapeşte'de Macar Müslümanlar Kongresi toplamış. Kongrede Gül Baba Türbesi yanında bir cami ve İslami İlimler Yüksek Okulu açılması önerilmiş. Arslan, İmam Dürik'in hamisi idi. 1940'da vefat eden Dürik'in Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkili olduğu sanılıyor. Gül Baba etrafındaki hareketlenmelerin bir diğer ünlü ismi, Şarkiyatçı Prof. Gyula Germanus. İsmail Akdoğan'ın Tarih ve Toplum Dergisi (Şubat 1996)'nde verdiği bilgilere göre Germanus, 1903'te İstanbul'da hukuk okumuş, İttihat-Terakki'ye katıldığı için tutuklanmış. Çanakkale'de Türk Kızılayı ile çalışmış, yaralanıp İngilizlere esir düşmüş. 'Türk Devrimi' makalesi nedeniyle Atatürk tarafından Türkiye'ye davet edilmiş, Bengal, Şam, Bağdat ve Kahire'de ders vermiş. 1931'de Müslüman olup Hacı Abdulkerim adını almış. 1979'da Müslüman geleneklerine göre defnedilen Germanus, 'Gül Baba Türbesi'nde Düşünceler' kitabında şöyle diyor: "İslam'ın Avrupa'daki en son ve en kenardaki durak yeri Budin idi ve Bektaşi derviş tekkesinin kutsal bir yaşam sürmüş bir dervişi olan Gül Baba 1541'de burada ölmüştür; türbesi Batı kültür dünyası içerisindeki biricik Müslüman ziyaret yeridir."

GÜL BABA'YA İLGİ RAHATSIZ ETTİ!

Soner Yalçın, 'Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı' isimli kitabında Gül Baba Türbesi'ne gösterilen ilgiyi sorguluyor. Ünlü yazar Samiha Ayverdi'nin anne tarafı Gül Baba'ya kadar gidiyor. Soner Yalçın, "Osmanlı tarihinde binlerce Gülbaba gibi isim ve türbe var. Ama Gülbaba gibi korunanı yok. (..)Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti ne zamandan beri Alevi-Bektaşi türbelerine bu kadar büyük özen gösterdi ki?" diye soruyor. Gül Baba'nın adını da Sabetayizm tartışmalarına karıştırmayı başaran Yalçın'ın anlamadığı şey, Gül Baba'nın Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki son nişanesi ve ata yadigarı olması. Bu belki Yalçın için önemli olmayabilir, ama bizim için çok şey ifade ediyor. Bektaşiler 1826'ya kadar Osmanlı devletinin en gözde ordusu Yeniçeri Ocakları'nın manevi liderleriydi. Gül Baba'nın, dönemin pek çok dini şahsiyeti gibi Bektaşi olması, ne Osmanlı sultanları ne de Cumhuriyetin devlet adamları için ilgisizlik nedeni olamaz. Macaristan'da Gül Baba denilince akla gelen 'İslam hoşgörüsü', 'derin bir insan sevgisi' yanısıra bir Osmanlı büyüğü ve şehidi olmasıdır. Gül Baba, Türk ve Macar dostluğunun da en eski ve en kalıcı sembolüdür.

BİLGİLERİ YİNE KARIŞTIRDI

Soner Yalçın, kitabında, "Türkiye'de, 1931'de 'Gül Baba İslam Cemiyeti' ve 1932'de 'Gül Baba Derneği kuruldu" diyor. Bu tarihlerde adında 'İslam Cemiyeti' olan bir dernek kurulabilir mi? Şimdi bile kurulamaz. Yalçın iktibas ederken, yine bilgileri karıştırmış. Sözkonusu dernek ve cemiyet Türkiye'de değil, Budapeşte'de Macar Müslümanlar tarafından kuruldu.

  DİĞER YAZILAR
  • 'Beşi bir yerde' Tarikatçi Dede
  • Dolmabahçe Sarayı'ndan kimler geldi, kimler geçti
  • Bir avuç naftalin müzeyi mahvetti
  • Ecevit 1977'de 'Solda Birlik'i geri çevirmişti
  • Patrik Bartholomeos kahvecilik yapmış
  • Yeniçeriler 180 yıl önce son kez kazan kaldırmıştı
  • 1978'de 'Genç Subaylar' ortalığı fena karıştırdı
  • Berlinli gençlerin gözü Türkiye'de
  • 'Parlamento yangını' Hitler'in işine yaradı
  • Casus Lavrens'in Tecavüz yalanı
  • 'Deniz Gezmiş'lerin idamında CHP'lilerin de payı var
  • Allah, 'Müslüman Türkiye' sözümden geri döndürmesin
  • 'Kırmızı Kitap' Soğuk Savaş'ın mirasıydı
  • 31Mart'ın mürtecileri arasında kimler vardı?
  • CHP'liler Atatürk'ün Mareşaline kin kustular
  • Payitaht Bursa'da Osmanlı coşkusu
  • Fişlemelerle geçti beyhude ömrümüz
  • MASON İHTİLALCİLER Çırağan Sarayı'nı bastı
  • Başı belaya giren üstad-ı azam Paşakay, Enver Paşa ailesinden
  • 1977'de Şemdinli'yi andıran iddialar bir paşayı yerinden etti
  • Atatürk Osmanlı mirasını gözetiyordu
  • Ecevit, Yaser Arafat'ı Başbakanlık'ta karşılarken Baykal Enerji Bakanı'ydı
  • Sultan İkinci Abdulhamit, Hz. Peygamber'e hakaret edilince aslan gibi kükredi
  • 55 yıl önce CHP'nin mal varlığına el kondu
  • 1926'daki eylem Türkçe namaz içindi
  • Demirel rejimi yıkacakmış!
  • Org. Faruk Gürler kahrından öldü
  • Atatürk ve silah arkadaşlarının arasına girdiler
  • Atatürk 1923'te islami tesettürü savunuyordu
  • Dünkü zihniyet devam ediyor
  • Geri dön   Yazdır   Yukarı


    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi