T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 19 ŞUBAT 2006 PAZAR
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Kürşat BUMİN

Bakmalı mı, bakmamalı mı?

Tanıdığınız birisi ama adını vermeyeceğim. Malûm "karikatürler"in birçok gazetede yayımlandığı ve tartışmanın alevlendiği günlerdi. Herkes gibi biz de konuyu aramızda gözden geçiriyorduk. Bu tür bir yayının dünyaya "kötülük" saçmak dışında bir işlevi olmadığında hemfikirdik.. Bir ara şöyle dedi: "Biliyor musun, ben söz konusu karikatürleri görmedim."

Devam etti: "Özellikle peşlerine düşmediğim gibi mesaj yoluyla önüme geldiklerinde bile merak edip tıklamadım."

Sanmayın ki kendisini "her türlü" imajdan sakınan birisi. Hiç de değil; "dindar" ama o derece "sofu" birisi değil. Yani özetle dünyaya olup bitenler karşısında "meraksız" birisi değil.

Devam ediyor: "Önüme, ekranıma kadar gelen bu karikatürlere niçin tıklayayım? Ne menem bir şey olduklarını hemen herkes yazdı-çizdi, tasvir etti zaten. Bir de oturup bu kötülüklere göz mü atacağım?"

"Ama" diyorum, "Bir hüküm verebilmen için malzemeyi doğrudan görmek gerekmez miydi?"

"Hayır" diyor ve ekliyor: "Ben eğer Peygamberim'e yönelik bu yayından şikayetçiysem bunlara seyrederek bu gösteriye katılmamam gerekir."

Nasıl yani?

"Nasılı var mı, bu karikatürler zaten görülsün-seyredilsin diye düşünülerek çizilip yayımlanmamış mı? Dolayısıyla ekranımı buna kapamaya mecburum."

Arkadaşıma hak verdim doğrusu; "merak edip" söz konusu çizgileri gördüğümü ama kendisine hak verdiğimi söyledim. Görüyorsunuz, sağladığı yararlar apaçık olan "internet" ortamı bizi nasıl bir sınava tâbi tutuyor aynı zamanda. Söz ve imajların taşınması, bize ulaşması artık hiç mi hiç eskisi gibi değil. Bu söz ve imaj bombardımana açık-kapalı olmak artık "elimizin altında", bu seçim artık tamamen bize ait. İstersek "tıklarız", istemezsek iltifat etmez, kayıtsız kalırız. Merak ediyorum doğrusu: Danimarkalı çizerler hakkında haklı olarak tepki gösteren "dindarlar"ın acaba yüzde kaçı bu çizgileri ekranına indirdi? Yani bir bakıma, acaba kaçta kaçı "merakları"na yenildi ve ekranına bu çizgileri indirmeden edemedi. "İnternet" başında oturmak yepyeni bir "etik sınav"dan geçmemizi gerektiriyor.. Kolaylıkla ulaşabileceğimiz ("elimizin altında" artık!) "şeyler" karşısında etik bütünlüğümüzü ne derece kollayabiliyoruz acaba?

Konu ile pek ilgisi yok ama bu çerçevede üç beş ay önce ekranlara düşen başka bir "şey"i de hatırlatmak isterim: Hatırlıyorsunuzdur; oyuncu bir genç kadının özel hayatına ilişkin (ve tamamen "yasadışı") resimler de ekranlara düşmüş ve bunlara ulaşmak bir "tık"a kalmıştı. Şunu da bilmiyorum doğrusu: Ekran başındakiler bu resimler karşısında "merakları"nı ne derece dizginleyebildiler acaba? Ya da "tıklayıp" resimleri temaşa edenler ekranı kapattıktan sonra ne gibi bir "vicdan muhasebesine" girdiler?

Yanlış anlaşılmasın; bu sözlerimden "ekranları son derece mazbut kullanmak gerekir" gibi bir sonuç çıkarılmasın. Bugünün dünyasında böyle bir isteğin dile getirilmesi herşeyden önce "komik" kaçar. Ancak dikkat ederseniz benim "internet" kullanıcılarının ekran karşısında geçmek zorunda olduğunu söylediğim "etik sınav" başka türden resimlere ilişkin. Yani, ya son örnekte olduğu gibi "rızası alınmadan" yayınlananlar ya da "karikatürler" örneğinde olduğu gibi "dindar" bir kişinin "merakına neden olmaması" daha uygun kaçacak türden şeyler.

İsterseniz konuyu farklı bir başka örnek vererek ka-patayım: Martin Scorsese'un Kazancakis'in romanından çektiği "Günaha Son Çağrı" filmi karşısında Kilise'yi bulduğunda, filmin gösteriminin durdurulması için çağrı yapan Paris Piskoposu, "filmi seyretmediklerini" özellikle vurgulamayı unutmamıştı. Herhalde yani! Hem filmi seyrederek filmin çekiliş amacına (gösterime girme) hizmet et, hem de filmin gösteriminin durdurulmasını talep et, olacak iş mi?

Sonuç olarak, "karikatürler"i ekrana getirmeyen, onları "merak etmeyen" arkadaşımın tavrı bana çok tutarlı geldi doğrusu...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi