YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Biraz anlayış lütfen..

Cezaevlerindeki operasyonlardan sonra ortalığın süt liman olduğunu sanmayınız. Devlet kendi açısından istediğini elde etmiş görünüyor; F-tipi cezaevleri vaktinden önce devreye sokuldu ve örgütlerin koğuş düzeni bozuldu... Ancak otuzbir cana mal olan operasyonların faturası çok ağır. Daha önemlisi şu: Ölüm orucu ve açlık grevi eylemlerinin yeni canlar alarak devam ettiği bir sırada, tutuklu ve hükümlü yakınlarının kurduğu TAYAD ve TÜYAB gibi örgütlerin temsilcileri, görüşmeye gittikleri Çankaya Köşkü kapısından geri çevrildiler...

Devletin klasik tutumunun fazla değer taşımadığı ortamlar vardır; Türkiye'de devlet, cezaevleri konusunda, öyle bir ortamda bugün. "Devlet teröristle pazarlık etmez" gibi sloganlar insan hayatı söz konusu olduğunda gerçekten anlamsız kaçıyor. Nitekim, devlet, cezaevlerindeki eylemler kritik noktaya girdiğinde, milletvekilleri ve aydınlar aracılığıyla, eylemi sona erdirmekle sonuçlanabilecek girişimlerde bulundu, bulunabildi.

Ne kadar anlamsız ve hatta rahatsız edici olursa olsun bir gerçekle yüzleşmeliyiz: Bizlerin bayram ve yılbaşı vesilesiyle eğlendiğimiz gün ve gecelerde, 350'den fazla hükümlü ölümü göze alan eylemlerini sürdürdüler. Açlık grevi yapanların sayısı da ikibinin üzerine çıktı. Cezaevlerinden kitleler halinde ölüm haberleri almaya hazırlıklı olmalıyız.

Bu tür eylemlerin özelliği, sonuca vardığında, şimdilerde "Gebersinler" diye düşünenlerin bile yüreklerini titretmesidir. Ölüm karşısında herkes zayıftır; zaten bu tür eylemlere girişenleri harekete geçiren de ölüm karşısındaki beşeri zaaflardır. Cezaevlerinden sıklaşarak gelmeye başlayacak ölüm haberleri Türkiye'yi uluslararası arenada da zorlayacaktır; ölüme sebebiyet konusunda dile getirilecek mazeretler abes kaçacaktır çünkü...

Aydınlar ve siyasetçilerin bugüne kadar sürdürdükleri temasların sonuç almaya yaramadığını biliyoruz; yeni girişimler bu yüzden anlamsız bulunuyor. Sabrı bu olayda denenen FP milletvekili Prof. Mehmet Bekaroğlu bile, günlerden beri yırtınarak sürdürdüğü çabalarına son vereceğini açıkladı. Adalet bakanı Prof. Hikmet Sami Türk de, bundan sonra hiçbir şey yapılamayacağı görüşünde olduğu izlenimini veriyor. Kamuoyunun istemediği affı çıkartmada olağanüstü gayretli Başbakan Bülent Ecevit ve eşi ise, cezaevlerindeki eylemlerle ilgili en ufak bir duyarlılık göstermiyorlar.

TAYAD ve TÜYAB üyesi tutuklu ve hükümlü yakınlarının Çankaya Kapısı'na gitmeleri ve Cumhurbaşkanı Sezer'in ilgisini beklediklerini açıklamaları, böyle bir ortamda, değişik bir anlam taşıyor.

Bizim 'terörist' dediğimiz, 'hayatlarını anlamsız bir inat uğruna harcadıklarını' düşündüğümüz insanlar, unutmayalım ki, birer anne-babanın evlâdıdır. Kimi hayatını kaybetmiş, kimi kaybetme yolundaki gençler de, bizler gibi, aile bağlarıyla birilerine bağlılar. Bizim için bir gazete haberinden öteye gitmeyen eylemler, bir anne için canından bir parçanın eksilmesi, bir baba için umutların sönmesi anlamını taşıyor olabilir. Ölümle sonuçlanacağı açık eylemleri bitirmeye yarayacak her türlü girişim için vakit hergün biraz daha azalıyor...

Eylemler, eylemciler, onların yakınları ve örgütleri ile ilgili akla zarar iddiaları biliyoruz. Kimine göre, eylemciler örgüt tarafından kurban edilmiş militanlar; kimi kendilerini 'eylemcinin anne-babası' olarak tanıtanların aslında yalan söyledikleri iddiasında; kimi de örgütleri teröristlerin önündeki perde olarak görüyor. Cumhurbaşkanı Sezer'in görüşmemesinde bu tür iddialar rol oynamış olabilir. Ancak, gerçekle sahteyi, bağrı yanık anneyle anne numarası yapanı ayırdedebilir devlet; Cumhurbaşkanı Sezer de herbiri devlete vatandaşlık bağıyla bağlı bu insanların söyleyeceklerini dinleyebilir, dinlemelidir. Eylem düğmesine basanların dönüş için mazeret aramadıkları ne mâlum? Hem, herşeye rağmen eylemlere devam edilecekse, Cumhurbaşkanı düzeyinde bir ilginin devletin imajına ne zararı olabilir ki?

Türkiye'yi 'ölüm tapıncı' kültürünün etkisinde bir ülke olduğu görüntüsünden süratle kurtarmak gerekiyor...


4 OCAK 2001


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...