HayatAlmanyanın seçimi ve göçmenlerin geleceği

Almanya’nın seçimi ve göçmenlerin geleceği

12 yıllık Merkel dönemi sonrası yanlış Türkiye politikası sonucu bugün siyasete olan inanç ve güven sıfırlandı. Bu kopuş duygusal bir kopuştan ziyade akılcı argümanlar üzerine kurulu bir kopuş. Alman kamuoyunu takip eden ve anavatanına karşı hasmane duygular beslemeyen, siyasi yelpazede sağ, sol veya merkezde durmasından bağımsız olarak her Türk kökenli Alman vatandaşı kendisine aynı soruyu soruyor: Almanya nefret dolu ve saldırgan Türkiye politikası ile ne yapmaya çalışıyor?

Haber MerkeziYeni Şafak

Bugün, 61,5 Milyon seçmen Federal Parlamento Milletvekillerini seçmek üzere sandığa giderek önümüzdeki 4 yıl kim tarafından yönetileceğinin kararını verebilecek. Angela Merkel’in tekrar şansölye olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Seçim günü yaklaştıkça partilerin durumu netleşmeye başladı. Merkel'in Halihazırda hükümet ortağı olan rakibi Martin Schulz’un partisi SPD’nin oy oranı %22’lerde, Merkel’in partisi CDU’nun oy oranı ise %37 civarında. Irkçı ve İslam düşmanı olan Almanya’nın Alternatif partisi AfD %10‘un üzerinde oy alarak 3. parti konumuna yükselmesi bekleniyor. Merkel’in liderliğinde kurulan koalisyon hükümeti için üç alternatif ön plana çıkıyor. Opsiyonlardan biri mevcut koalisyon CDU-SPD işbirliği yani büyük koalisyonu devam ettirmek, ikincisi CDU’nun Hür Demokrat Parti FDP ve Yeşiller ile Jamaika Koalisyonu adı verilen üçlü koalisyon hükümeti oluşturması ve son olarak oy oranları yeterli olduğu taktirde CDU ile FDP’nin hükümet kurması.

MERKEL’IN DÖRDÜNCÜ DÖNEMI

Almanya’da yürütülen seçim kampanyasının iki ana teması var: Türkiye karşıtlığı ile mülteci ve yabancılar üzerinden İslam düşmanlığı! Merkel, 12 yıllık Başbakanlık döneminde bir çok ilkleri gerçekleştirdi. Almanya tarihinin ilk kadın şansölyesi oldu, zorunlu askerliği kaldırdı, nükleer enerjiden yenilenebilir enerjiye geçişi taahüt etti ve nükleer enerji santrallerinin kademeli kapatılması kararını geçirdi, Yunanistan ekonomik krizinde Grexit’i engelleyerek AB içinde yeni bir krizin önüne geçti. Bu süreçte Avrupa Birliği ülkeleri zayıflarken Almanya, birlik içinde gücünü arttırdı.

2017 Almanya’sı Berlin duvarının yıkılması sonrası en düşük işsizlik oranına sahip güçlü bir ekonomi ve Avrupa Birliği içinde etkin bir konumda. Tüm bu olgular Almanya’yı, siyasi ve sosyal anlamda değerlendirildiğinde özellikle göçmenler için daha iyi yaşanılabilir bir ülke konumuna getirmedi. Ekonomi politikalarında başarılı olduğu ölçüde azınlıkların refahı, sosyal hakları ve toplumsal konumları zayıfladı. Mülteci krizinde ‘Başaracağız’ sloganı ile dikkat çeken Merkel’in tartışmasız başardığı olgu Almanya’da artan yabancı düşmanlığı, ırkçılığın kamusal hayatın merkezine oturması, İslam düşmanlığı ve Müslümanlara saldırıların tarihi zirveye ulaşması oldu. Medya ve sivil toplumda çok sesliliğin yerini ‘Alman öncü kültür’ tartışmalarına bırakması ve ne olduğunu Almanların bile tanımlayamadığı ‘Alman öncü kültürünü’ tartışmaya açanların toplum içinde ötekileştirilerek susturulması sonucu Almanya, tartışma kültürünün zayıfladığı, farklı seslerin susturulduğu ve gri bulutların üzerinde dolaştığı bir ülkeye dönüşüyor.

NAZILERIN TEMSIL EDİLDİĞİ FEDERAL PARLAMENTO

4 yıl önce kurulan Almanya’nın Alternatifi Partisi AfD’nin 25 Eylül sabahı Almanya Federal Hükümetinde üçüncü büyük parti olabilme olasılığı tüyleri ürpertiyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ilk defa Hristiyan Birlik Partisinden daha ırkçı, yani nazizmi temsil eden bir parti Federal Parlamentoda temsil edilecek. Araştırma şirketlerinin analizlerine bakılırsa Pazartesi sabah Federal Parlamentoda en az 70 AfD’li ırkçı oturacak. Nazilerin bu kadar güçlü şekilde temsil ediliyor olması önümüzdeki süreçte yürütülecek siyasi tartışmaların seviyesini de gözler önüne seriyor.

İlginçtir, Merkel aslında toplumda soğukkanlılığı ile dikkat çeken ve popülizmden uzak duran bir siyasi figür olarak sempati topladı. Diğer siyasetçilerle kıyaslandığında fevri çıkışları olmayan, duyguları ile değil, soğukkanlı argümanları ile toplumu etkilemeyi başardı. Bu sebepledir ki Merkel, Almanların güvenli liman olarak gördüğü ve dördüncü dönem şansölye olarak fırsat vereceği bir lider oldu. Merkel, bir taraftan popülizmden uzak dururken diğer taraftan farkında olarak veya olmayarak Nazilerin yükselişine zemin hazırladı. Birçok konudaki tepkisizliği toplum içerisinde marjinal düşünceleri temsil edenleri ve kenarda duran grupları cesaretlendirdi. 2017 yılının Almanya’sı artık Nazi dönemi ve Hitler’i tartışır oldu. Bir siyasi atmosfer düşünün ki; Devlet Bakanı dahi ‘Anadolu’da imha edilmekle‘ tehdit edilebilsin. AfD’nin önemli yüzlerinden Alexander Gauland Türk kökenli göç ve uyumdan sorumlu Bakan Aydan Özoğuz’a bu sözlerle saldırdı. Gauland bununla da yetinmedi, ‘İkinci Dünya Savaşında Alman askerlerinin yaptıkları ile gurur duymalıyız’ dedi. Alman yakın tarihini bilenler için tabuların yıkıldığı ürkütücü açıklamalar bunlar.

Bir devlet bakanının kamuoyu önünde bu denli ağır tehdit alabildiği bir ülkede diğer ‘isimsiz‘ göçmenlerin güvenliği ne denli sağlanıyor okuyucuların takdirine bırakıyorum. 24 Eylül’den sonra Federal Parlamento televizyon yayınlarında Gauland ve diğer Nazi zihniyetlilerin bağrışlarını daha sık duyacağız. Şimdiden nazizm jargonuna hazırlıklı olmakta fayda var çünkü biz duymak istemesekte Alman kamuoyu bu jargonla barıştı.

ALMAN HÜKÜMETININ TÜRKIYE POLITIKASı TERÖR ODAKLARıNA TESLIM

Şansölye Merkel, İçişleri Bakanı De Maiziere, Dışişleri Bakanı Gabriel ve diğerleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın‚ Türkiye düşmanı olan partilere oyunuzu vermeyin’ çağrısı sonrası Alman siyasetinin her kademesinden Türk kökenli Alman vatandaşlarının seçime katılması yönünde çağrı geldi. Siyasal katılım demokrasilerin işlemesi için kuşkusuz çok önemli ancak bu kadar Türkiye karşıtı söylem ve eylem içerisinde Alman siyasetinde Türk kökenliler hangi partiye oy versin?

Almanya’da Türklerin siyasi katılımı sayısal veriler ışığında incelendiğinde; Almanya’da tahminlere göre 700.000 ile 1 milyon arasında Türk kökenli seçmen var. Bunların yaklaşık 200 bini Almanya’nın en büyük eyaleti olan Kuzey Ren Vestfalya’da yaşıyor. Türk kökenli seçmenleri %100 katılım gösterse dahi partilere yapabileceği etki yaklaşık %0,5’i geçmeyecek. Bu sayı oran olarak bakıldığında önemsiz gözükse de Alman siyasi sistemi içerisinde birinci oylara talip adaylar açısından oldukça önemli. Ermeni Yasa Tasarısı sonrası Remzi Aru ve ekibinin kurduğu ADD partisi Federal seçimlerde sadece Kuzey Ren Vestfalya Eyaletinde giriyor. Talip olduğu yaklaşık 200 bin oydan ne kadarını alabilecek Pazartesi günü göreceğiz. Türkler seçime katılmak istiyor, ancak gönül rahatlığı ile oyunu verebileceği ve onları temsil edebilecek bir siyasi partileri olmadığını ifade ediyorlar. Geçmişte böyle miydi? Hayır. Türkiye kökenli seçmenler geleneksel partiler içinde temsil edildiğine inanıyordu.

12 Yıllık Merkel dönemi sonrası yanlış Türkiye politikası sonucu bugün siyasete olan inanç ve güven sıfırlandı. Bu kopuş duygusal bir kopuştan ziyade akılcı argümanlar üzerine kurulu bir kopuş. Alman kamuoyunu takip eden ve anavatanına karşı hasmane duygular beslemeyen, siyasi yelpazede sağ, sol veya merkezde durmasından bağımsız olarak her Türk kökenli Alman vatandaşı kendisine aynı soruyu soruyor: Almanya nefret dolu ve saldırgan Türkiye politikası ile ne yapmaya çalışıyor?

Almanya kamuoyunda özellikle 15 Temmuz sonrası Türkiye’de alınan her karar ‘yanlış’, sayın Cumhurbaşkanımızın her dediği bir ‚yalan’ olarak algılanıyor. Recep Tayyip Erdoğan kimliği üzerinden Türklere olan nefret büyütülüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasetini destekleyenlere karşı ırkçılık, İslam düşmanlığı, hoşgörüsüzlük ve temel insan haklarının kısıtlanması hoş görülüyor. Cumhurbaşkanımız üzerinden siyasi linç kültürü geliştiriliyor. Bu durum toplumsal olarak ne denli hastalıklı bir durum aldığı herkesin malumu.

TÜRK TOPLUMU ALGILARDAN ÇOK OLGULARA VAKIYOR

Almanya’daki Türk toplumu algılardan çok olgulara bakıyor. O olgular da siyasete olan güvensizliğin haklılığını gözler önüne seriyor. Darbeyi yapanların FETÖ terör örgütü üyesi olduğu tartışmasız her kesim tarafından kabul edilirken Federal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Bruno Kahl bu yılın Mart ayında yaptığı açıklama ile Alman kamuoyu önünde Gülen terör örgütünü akladı. Kahl açıklamasında Gülen örgütünün hiçbir zaman radikal islamcı veya terörist bir örgüt olmadığını, dinler arası diyaloğu ve seküler eğitimi destekleyen sivil bir oluşum olduğunu vurguladı. Yabancı bir ülkenin istihbarat şefinin bu denli net açıklamalarda bulunması Almanya hükümetinin FETÖ’yü destekediğinin kanıtı. Açık ve net; Bruno Kahl başkanlığındaki Federal İstihbarat Teşkilatı BND FETÖ’cüleri koruyor. Federal İçişleri Bakanlığı’nın kısa süre önce yaptığı açıklama ise Kahl’ı destekler nitelikte. Almanya, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 196 diplomat pasaportlu darbecinin iltica başvurusunu kabul etti.

Almanya’da yaşayan Türklerin güvenini derinden sarsan bir başka önemli husus ise PKK’ya açılan alan ve sağlanan özgürlük. Sol Parti ve Yeşiller Partisi içinde PKK lobiciliği tahammül edilemez bir hal almış durumda. PKK’yı tolere eden ve alan açan sadece siyasetçiler değil, aynı zamanda polis ve güvenlik güçleri de siyasetin tutumunu tamamlar nitelikte. Bir kaç gün önce Köln şehrinde yapılan PKK eyleminde polisin terör örgütü lideri Öcalan resimleri ve PKK bayrakları açan kitleye müdahale etmemesi Türklerin tepkisine neden olmuştu. İçişleri Bakanı De Maiziere bu senenin Mart ayında yasak olan PKK sembollerini açıklamasına ve tüm eyaletlere bildirmesine rağman polisin yasağı delmesi, Almanya’da hukuka olan güveni sarsıyor.

Eleştiriler üzerine açıklama yapan Köln polis teşkilatının özürü kabahatinden beter. Köln polis teşkilatı üniformalı Öcalan resimleri ve arka fonda PKK bayrağının renkleri olan Öcalan resimlerinin yasak olduğunu, Öcalan’ın sivil kıyafet ile gösterilmesinin yasak olmadığını söyledi. Köln polisi aklınca Türklerin zekası ile alay etmeye çalışıyor. Halbuki bu tutum ile Almanya’ya güveni temelden sarsan ve uygulanan kararları tartışmalı kılan siyaset kurumunun ve güvenlik teşkikatının kendisi.

Almanya’da yaşayan Türk kökenli seçmenler söyleme değil, eyleme bakıyor. Geleneksel partiler Türkiye politikasına bu çizgide devam ettiği sürece Türklerin güvenini kazanamayacak ve söyledikleri kulaktan girse de akıla ve kalbe dokunamayacak.

ASIYE BILGIN

UETD GENEL BAŞKAN YARDıMCıSı

ÖNERİLEN VİDEOLAR
Ali Tekintüre'yi kaybettik
Arabesk müziğin duayen ismi tedavi gördüğü hastanede vefat etti. Hangimiz Sevmedik, Dilek Taşı, Sürünüyorum gibi popüler şarkıların söz yazarı Ali Tekintüre'yi Türk müziğine olan katkıları nedeniyle unutmayacağız.


Bilime Yön Veren Müslüman Alimler: El Biruni
Dünyanın 'Orta Asya'da yaşamış deha' olarak kabul ettiği, coğrafya ve tıpta henüz 11. yüzyılda yaptıkları ile çığır açan Biruni'yi Bilime Yön Veren Müslüman Alimler serimizde ele aldık.



Futbolun renkli düşü: Zinedine Zidane
Fransa topraklarında Cezayir asıllı bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğup, bugün bile birilerine ilham olmaya devam eden Zidane ya da namı-diğer Zizou'nun kariyerinin satır başları...
Down sendromlu taraftara sürpriz doğum günü
Lüleburgazspor'un iç sahadaki maçlarını tribünden takip eden ve takımının formasını hiç çıkarmayan down sendromlu Tarık Göntürk için Lüleburgaz taraftarları sürpriz doğum günü kutlaması yaptı.
İsrail bu çocuklardan korkuyor
Kudüs'ün sokaklarında üç Filistinli çocuğun hep bir ağızdan 'Allahu ekber' diye haykırdığı görüntüler sosyal medyada, 'Bu inanca kim engel olabilir ki?' notuyla paylaşıldı.
İsrail zulmünün boyutu: Ambulanstaki yaralıları tutukladılar!
Filistin'in El Halil şehrinde İsrail askerleri, yaraladıkları iki Filistinli genç kızı ambulansta tutuklayarak gözaltına aldı.
Yahudilerin Filistin nefretini böyle görüntüledi
İnsan hakları aktivisti Robert Martin, Kudüs'teki Yahudilerle sordu: "Filistinliler hakkında ne düşünüyorsun?" İşte o nefret dolu cevaplar…
Otobüste çalışan belediye başkanı öğrencileri şaşırttı
Şanlıurfa Belediye Başkanı Nihat Çiftçi'yi otobüste gören öğrenciler şaşkınlıklarını gizleyemedi. Çiftçi öncülüğünde başlatılan uygulama kapsamında, Belediye başkanı ve yöneticiler halk otobüsüne binip halkın sorunlarını yakından dinleyecek.
Eski Kudüs Müftüsü Sabri Erdoğan’a teşekkür etti
Eski Kudüs Müftüsü Şeyh İkrime Sabri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Kudüs zirvesini gerçekleştirdiği için teşekkür etti.
Yahudiler Mescid-i Aksa'ya girdi
Bugün Hanuka bayramının ikinci gününü kutlayan onlarca Yahudi yerleşimci, İsrail polisinin yardımıyla Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi.
Ürdünlü pilotun ‘Kudüs’ anonsu ABD’yi panikletti!
Ürdün'den New York'a giden yolcu uçağının pilotu, Kudüs üzerinden geçerken, Şu anda Filistin topraklarının başkenti Kudüs üzerindeyiz” sözleri sebebiyle ABD John Keneddy Havalimanı'nda gözaltına alındı. Yousuf Da'aja adındaki Ürdünlü pilotun sefer sırasındaki anonsu sosyal medyada yayınlanmıştı.
Seyyar hikayeler: Simitçi
Seyyar Hikayeler'de bu hafta, sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi, ara öğünlerin kurtarıcısı simidin fırından tezgaha olan yolculuğu ele alınıyor.
Kudüs zirvesi sonrası Erdoğan'dan tarihi konuşma
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kudüs Zirvesi'nin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İslam dünyasına seslendi. Erdoğan, "Müslümanlar çaresiz değildir. İman varsa imkan da vardır. Rabbimizin inayetiyle bu mücadelemizi başarıya ulaştıracağız" dedi.
Jandarma'nın yüz tanıyan yeni gözlüğü 'takbul'
Türkiye'de bir firma tarafından güvenlik hizmetleri için üretilen ve "takbul" adı verilen gözlük, yüz tanıma teknolojisi ve daha bir çok özelliği ile şüphelileri tanımada yüksek oranda kolaylık sağlıyor.
Erdoğan'ı Patani'de canlı takip eden yaşlı adam
Tayland'ın güneydindeki Patani'de bir minibüste yolculuk yapan yaşlı adamın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı cep telefonundan izlediği anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü. Tayland hükümetinin Müslümanlara yaptığı zulümle sık sık gündem olan Patani'deki yaşlı amcanın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kudüs için İstanbul'da acil toplanan İslam Konferansı Örgütü'ndeki konuşmasını izlediği anları kaydedip twitter hesabından paylaşan Fatih Öke şu yorumu yaptı: "Önümdeki amca Reis'i canlı takip ediyor. Dünya ile nasıl bütünleştiğimizin en canlı kanıtı."
Erdoğan'dan net mesaj: Kudüs Filistin'in başkentidir
Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında konuştu. Erdoğan, ABD Başkanı Trump'a tepki gösterdiği konuşmasında, "Kudüs'ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum" dedi.
Filistin bayrağını indirmek isteyen işgalci Yahudinin küstahlığı
Filistin'in El Halil şehrinde bir Yahudi yerleşimcinin küstahca Filistin bayrağını indirmeye çalışması kameraya böyle kaydedilmişti.
Bunu Gördünüz Mü? 500 metrelik görsel şov
Arjantin tribünlerinin harika şovundan, Fransız oyuncu Adil Rami'nin basın toplantısında söylediği Johnny Hallyday şarkısına kadar haftanın öne çıkan tüm detayları Tuğçe'nin sunumuyla bu videoda...


Çeçen direnişinin 23’üncü yılı
Tam 23 yıl önce Çeçenistan'ın bağımsızlık ilanını içine sindiremeyen Ruslar önce havadan bombaladıkları Çeçenistan'a karadan da girmeye başladı. Çeçenistan-Rusya savaşının yıl dönümünde şehit komutanları rahmetle anıyoruz.
6 yaşındaki Ryan, YouTube'dan yılda 11 milyon dolar kazanıyor
Oyuncak merakıyla bilinen Ryan ToysReview isimli çocuk, 4 yaşında çekmeye başladığı oyuncak yorumlarını Youtube üzerinde yayınlamaya başlayınca ünlü oldu. 10 milyon aboneye ulaşan Ryan, geçen yıl 11 milyon dolar gelir elde etti.