https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Hayat Bilge Hakan Açıl Koruma ve Kullanma Dengesinin Kurulması Gerek

Bilge Hakan Açıl ‘’Koruma ve Kullanma Dengesinin Kurulması Gerek’’

Son yıllarda sıkça tartışılan koruma alanlarının kullanımı ile ilgili açıklamalarda bulunan Şehir Plancısı Bilge Hakan Açıl, “Bizim, koruma alanlarını mutlaka planlamamız, orada hayatın devam etmesini, modern koşulların tarihle buluşmasını, modern çalışma ve buluşma alanlarının tarih içinde kendine yer bulmasını mutlaka sağlamamız gerekiyor.” dedi.

iLAN Diğer
İşte BHA Planlama Kurucu Ortaklarından Bilge Hakan Açıl ile koruma alanları üzerine gerçekleştirdiğimiz röportaj:

Koruma alanları ile ilgili son zamanlarda çok fazla tartışmaya tanık oluyoruz. Siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkenin yüzyıllardır, belki binyıllardır pek çok medeniyete beşik olduğu, pek çok medeniyetin doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı, yaşlandığı ve tükendiği; tekrar üstüne yeni medeniyetlerin kurulduğu, çok şanslı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bin yıllardır gelen çeşitli medeniyetlerin çeşitli dönemlerinde milyonlarca o günlere ait eserler, yapılar, kentler hala ayakta. Bir kısmı yok oldu, bir kısmı yok olma aşamasına geldi, bir kısmı yaşıyor, bir kısmı yenilendi ve daha da şuanda yaşanılan noktalarda yer alıyor. Bizim noktada da önemli görevlerimiz var. Şehir plancıları olarak kentsel dönüşüm alanlarında, tarihi ve arkeolojik ve doğal alanlarda mutlaka çok doğru projelerle, bin yıllardır gelen o kokunun hala gülmesini sağlamak bizlerin ellerinde. Baktığımız zaman; Vakıflar Genel Müdürlüğü, yurt içinde Kültür Bakanlığı, yurt dışında TİKA vasıtası ile çok güzel işlere imza atılmakta. Belediyelerimiz, valiliklerimiz pek çok binanın restorasyonu, çevre düzenleme ve kentsel tasarım projeleri, imar planları ile ihya edilmesini önemsemekte ve hızlı bir iyileşme görüyoruz. Biz de tarihi Osmanlı'nın önemli başkenti Edirne'mizi koruma amaçlı imar planlarını yapan, yine Kars, Yozgat, Konya-Ereğli, Konya Akşehir, Konya-Sille, Konya-Taşkent, Samsun-Alaçam, Akçakoca, Düzce, Anıtkabir, Sivas'ta, buraları koruma amaçlı imar planları yapan, bu bölgelerde koruma imar projeleri yapan, kentsel sit alanlarında kentsel tasarım projeleri yapan bir firma olarak bilgimizi, tecrübemizi, enerjimizi olabildiği kadar tarzımızın korunmasına ve kollanmasına katkı sunmak üzere kullanıyoruz. Bu noktada da oldukça bir birikimimiz, tecrübemiz de oluştu. Gerek firma olarak, gerek firma ortakların çalışanları olarak çok ciddi tecrübeler elde ettik. Bu tecrübemizi de ilçemizde, ülkemizde faydalı bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz.

Koruma alanları ile ilgili imar açığı tartışmaları neden bu kadar büyüdü?

Koruma bölgelerinde, koruma kullanma dengesi vardır. Tüm dünyada bu dengeye riayet edilir. Koruma kullanma dengesini kurmak bir alanın korunması için en önemli şeydir. Kullanılmayan bir ev veya herhangi bir yer zaman içinde çöker, bir çöküntü alan haline gelir. Onun için bizim, koruma alanlarını mutlaka planlamamız, orada hayatın devam etmesini, modern koşulların tarihle buluşmasını, modern çalışma ve buluşma alanlarının tarih içinde kendine yer bulmasını mutlaka sağlamamız gerekiyor. Bu da ancak o bölgelerin koruma amaçlı imar planlarının yapılması ile sağlanabilir. Tabi bunu istemeyen ya da her şeyi bir siyasi malzeme olarak kullanan insanlar ve gruplar da var. Maalesef onların bu noktadaki yanlış yönlendirmelerini görüyoruz. Oysa ki koruma kullanma dengesi içinde yapılan her işin ben çok kıymetli ve önemli olduğunu düşünüyorum.

Özellikle İstanbul'da tartışılan bir konu olan, “Tarihi doku kayboluyor mu?" gibi sorular ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Aksine. İstanbul'da tarih yok oluyor noktasında bir tartışmayı ortaya atmak için örnek gösterilmesi gerekiyor. Son dönemde en büyük tartışma Haydar Paşa Garı ile ilgili oldu. O tartışmalar da şu günlerde çözümlendi ama orada da kullanma dengesi kurulmaya çalışılıyordu. Eski bir tren garından, farklı bir fonksiyon yükleyerek o yapının ihya edilmesi ve güncel koşullarda kullanılır hale getirilmesi planlanıyordu. Ama belki bilinçsiz, belki bilinçli, bununla alakalı çok ciddi bir tablo yaratıldı. Maalesef özellikle koruma ve kentsel dönüşüm ile ilgili, konuların basın yoluyla bir siyasi malzeme haline getirilmesi ülkemizde faydalı şeyler değil. Mutlaka kentsel dönüşüm yapılması lazım. Mutlaka koruma alanlarının kullanılma açılması lazım. Koruma kullanma dengesinin kurulması lazım. O tarihin yaşıyor ve yaşatılıyor olması lazım. Bunlar çok önemli. Bunun bir polemik malzemesi olmasından kaçınmak lazım.

Verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ediyorum. Siz değerli basın kuruluşumuza, yayın hayatında başarılar diliyorum.