Son günlerde ülkemizi de yakından ilgilendiren Katar kriziyle gündem meşgul.

Suudi Arabistan’ın başını çektiği Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn tarafından diplomatik ilişkilerin kesilmesiyle başlayan kriz.

Katar krizi, ekonomik etki ve Türkiye’nin duruşu

Yeni Şafak

Suud yetkililerinin açıklamasının hemen Trump’ın ziyareti sonrasında gelmesi, 110 milyar dolarlık silah alımı anlaşmasının kamuoyuna yansıması, suni krizin ortaya çıkmasının arkasındaki resmi de ortaya koymaktadır.

**

Suçlama; terör örgütlerine destek verilmesi ve İran’ın politik çizgisine yaklaşılması olarak gösterilmektedir.

Aslında üretilen gerekçe çok amatörce. Şöyle ki, İran yönetimi Suriye konusunda Esat’a tam destek vermişken, Katar muhalifleri desteklediğini açık olarak söylemiş.

İran mezhepçiliği öne çıkartarak Yemen’de, Irakta ve Suriye’de politika belirlerken, Katar Türkiye Benzeri bir politikayla mezhepçiliğe karşı çıkıyor.

Suudiler gibi tamamen İran’a cephe alan politika da izlemiyor. İzleyemez de. En önemli gelir kaynağı ve zenginlik sebebi olan Doğalgaz rezervleri İran’la aynı havza üzerinde bulunuyor. Yani bir şekilde İran’la iyi geçinmek zorunda.

Aslında Katar’a karşı bir cephe oluşturmak için yapılan atraksiyonlar; Türkiye’nin DAEŞ’e yardım yaptığı yalanıyla Uluslararası toplumdan soyutlamaya çalışma, hizaya getirme girişimlerinin bir benzeri. 

**

Katar 2 milyon nüfuslu ve küçük bir toprak parçası üzerinde kurulan ama ekonomik gücü onu küresel aktör yapan bir ülke.

Kişi başına milli geliri (SGP’ye göre) 140 bin dolarla dünyanın en zengin ülkesi.

335 milyar dolarlık bir varlık fonunu (QIA) yönetiyor.

Dünyanın en büyük 3. Doğalgaz rezervlerine sahip. Gelirlerinin % 60’i petrol gelirlerine bağlı (% 40’ı doğalgaz).

ABD, İngiltere, Almanya, Rusya  ve diğer çok sayıda ülkede finanstan reklamcılığa, gayri menkule ve futbol takımlarına kadar büyük yatırımları var. Türkiye ve İran’dan sonra Almanya’nın krizde Katar’a açık destek vermesinin arkasında bu yatırımlar var.

Barcelona sponsoru, Paris Saint-Germain  futbol takımının sahibi Katar devleti.

**

Türkiye’deki yatırımları 18 milyar dolar civarında ve hızla artıyor. Özellikle 2015 yılından sonra ilişkilerin daha geliştiğini görmekteyiz.

Yıllık dış ticaret hacmi 710 milyon dolar ve aralık 2016’da Trabzon’da yapılan toplantıda kısa sürede bu rakamın 1.5 milyar dolara ulaşmasını hedefleyen işbirliği protokolü imzalanmış.

Finansbank, ABank, Dijiturk, Banvit, Boyner hisselerinin bir kısmı ve çeşitli yerlerde satın aldığı gayri  menkulleri var.

Türk müteahhitlerin Katar’daki inşaat projelerinin değeri 14.2 milyar dolara ulaşmış.

2022 dünya futbol şampiyonası Katar’da yapılacak ve bunun için 170 milyar dolar bütçe düşünülüyor. Türk müteahhitleri bu pastadan 15 milyar dolarlık pay almayı hedefliyor.

Her yıl Türkiye’nin dış ödemeler açığının  kapanmasında büyük katkı veren net hata ve noksan kaleminin (10 milyar dolar civarında) önemli bir kısmının körfez kaynaklı olduğu (katarlı yatırımcılar ağırlıkta) bilgisi de var.

**

Özetle, Katar krizi Türkiye siyasetini ve ekonomisini yakından ilgilendiriyor.

Dışlanmaya çalışılan Katar yönetimine aktif destek verilmesi hem insanı hem de tarihi misyonumuza uygun bir politika seçeneği.

Ekonomik olarak ülkemiz açısından bir risk söz konusu değil. Zaten piyasaların tepkisi de bunu net ortaya koyuyor.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin İslam dünyasının bir parçası olması, hem de Katar krizinde taraf olan ülkelerle olan ilişkilerini üst düzeyde tutması gereği,  iyi niyetle yürüttüğü arabuluculuk diplomasisine aktif olarak devam etmesini zorunlu kılıyor. 

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.