YazarlarKürtlerin tarihi rolü ve referandum

Kürtlerin tarihi rolü ve referandum

Ergün Yıldırım
ErgünYıldırımGazete Yazarı

Müslüman zihni İslamla dünyaya bakar. Adalet ve haktan hareket eder. Tarihi de böyle okur, kavmi de devleti de. Millet olmak pozitivist evrimcilerin etkisiyle hareket eden Gökalpçı milliyetçilerin dediği gibi, kabileden üst bir aşamaya geçilerek kazanılmaz. Bizim için millet, milleti İbrahim’dir. Ne Kürtlük ne de Türklük bunun temelidir. İmanın temel alındığı bir paradigmadır. Milliyetçiliğin bütün biçimleri, kavmiyetçiliğin modern formudur. Bu nedenle  cedlerimizden Mehmet Akif ve Babanzade gibi entelektüeller milliyetçiliğe ısrarla kavmiyetçilik demeye devam ettiler. Oysa Gökalp gibi pozitivistler, milliyetçiliği kavmin üst aşaması ve ümmeti geride bırakan bir aşama olarak okudular. Müslüman zihin aidiyet kimliğini de kavim (bütün nesnel toplum biçimleri) ile değil, İslam’ın milleti ile tanımlar. Devlet bu millete hizmet ettiği ve adaletle yürüdüğü müddetçe meşrudur.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ergün Yıldırım : Kürtlerin tarihi rolü ve referandum
Haber Merkezi24 Eylül 2017, PazarYeni Şafak
Kürtlerin tarihi rolü ve referandum yazısının sesli anlatımı ve tüm Ergün Yıldırım yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bu hatırlatmadan sonra Barzani’nin uyguladığı referandumu okumaya geçelim… Öncelikle Müslüman zihninden çıkan bakma biçiminden tehdit, yalan, milliyetçilik ve muktedirliğin hegemonik dili çıkmaz. Uyarı, eleştiri ve en son olarak bir tecavüz varsa bunu giderecek güce başvurulur. Türk milliyetçiliğiyle referandum yorumlanırsa, Kürt milliyetçiliği Türkiye’de daha fazla yükselmeye başlar. İslam ortak bilincimiz daha fazla kan kaybeder. Karşıt söylemler etrafında toplum sarsılmaya ve sosyolojik parçalanmaya doğru sürüklenir.

Kürtlerin İslam milleti içindeki en büyük tarihsel rolü, Sünni Türklerin siyasal otoritesini korumak ve onlarla beraber adil bir düzen içinde yaşamaktır. Örneğin Kürt olan büyük Nakşi Şeyhi Mevlana Halidi Bağdadi, İstanbul’daki halifesine gönderdiği mektupta şunları yazar: ‘ Fars hilekarlığına ve kafirlere karşı Halifeyi korumak ve sünneti canlandırmak için Osmanlı hanedanıyla beraber olun’. Kürtlerin tarihi Müslüman rolleri budur. Burada   Farsların  saldırgan dalgalarına karşı Müslüman Türklerin siyasal varlığına destek vermektir. Her zaman da bu rollerini oynadılar. Buna karşın kavmi kimlikleriyle de yaşadılar, millet varlıklarını da sürdürdüler.

Osmanlı parçalanınca Kürtlerin Müslümanlık rolleri bunalıma girdi. Bütün devletler ulus devlet oldu. Türkiye Cumhuriyeti de “icmai ümmet” üzerine kuruldu. Birinci meclis bunun sonucudur. Kemalizmle birlikte icmai ümmetten uzaklaşıldı. Bundan en büyük zararı hem kavmi hem de millet varlığı olarak Kürtler gördü. Bulundukları her coğrafyada kimliklerini feda ederek hayatlarını yaşamak zorunda kaldılar. Baasçılık, Kemalizm ve Nasırcılık etrafında kurulan cumhuriyetlerin ulus devletler, sert ideolojilerle var oldular. Bu düzen şimdi yürüyemiyor. Temsil edilemeyenler de isyan ve teröre yöneliyorlar. Barzani, PKK ve PYD Kürtlere bir rol vermek üzere ortaya çıkıyor. Ancak bu rol ne icmai ümmete dayanıyor ne de Kürtlerin tarihi rolleriyle bağdaşıyor. Kürtleri millet varlığından kopararak onları Batı düzeninin bekçileri rolünü oynamaya davet ediyor. Referandum bunun son çıkışıdır. Türkiye burada en fazla canı yanandır. Çünkü IKBY’yi ayakta tutan ve destekleyen bir irade ortaya koydu. Türkiye Ak Parti iktidarında Kürtlerin kimlik haklarını tanıyan ve aynı devlette eşit yaşamayı sağlayan büyük reformlar yaptı. Sert ideolojiyi devletten uzaklaştırma mücadelesine öncülük yaptı. Yeni Türkiye dendi buna. Ulusalcı Kemalistler ne yaparsa yapsınlar Türkler, Yeni Türkiye olamadan artık bölgesel açılımlar gösteremeyecekleri gibi Kürtleri de kucaklayamayacaklar.

Referandum, Kürtleri tarihsel millet varlığından çıkarıyor. Kürtler tarihsel millet rolleriyle Türklerin doğudan gelen tehdit dalgalarına karşı koruyordu. Oysa şimdi Kürtler Mevlana Halidi Bağdadi’inin sesine kulak vermekten başka seslere kulak vermeye davet ediliyor. PKK, PYD ve referandum çıkışıyla Türkiye’ye karşı kullanılacak pozisyona itiliyorlar. Kürt milliyetçiliği etrafında seferber olan bu siyaset, İslami misyonunu bütünüyle terk ederek Batılı güçler ve İsrail’in aracı haline geliyor. Türkiye’nin referanduma bu kadar tepkisinin nedeni ise Ortadoğu’da en önemli ittifak alanlarından birisini kaybetmesidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızgınlığı, ittifakından gördüğü bu karşı pozisyondur.