YazarlarDünya burada, ben neredeyim?

Dünya burada, ben neredeyim?

Gökhan Özcan
GökhanÖzcanGazete Yazarı

Uzak tepelerin eteklerini sis bulutları sarmış çepeçevre. Orada değilim. Sakin suların üstünde hafifçe sallanıyor sessiz tekneler. Orada değilim. Sabah alacasında uykudan başlarını kaldırıyor morlu, sarılı, kızıllı envai çeşit kır çiçeği. Orada değilim. Hafif bir rüzgar, dolaşıyor çölde göz alabildiğine uzanan kum tepelerini. Orada değilim. Upuzun taş bir köprüde telaşlı adımlarla yürüyen birkaç insan silueti. Orada değilim. Dünyanın uzağındaki bir dağ köyünde sessizliği bölüyor uzaktaki bir köpeğin sesi. Az dinlenmiş güzel bir şarkı, evin avlusunu geçip tenha sokağa taşıyor kendini. Orada değilim. Bir otobüs dolusu insan, olanca benzerlikleri ve benzemezlikleriyle dolduruyor yol kenarındaki gösterişsiz ve rutubetli mola yerini. Orada değilim. Durgun suya bir taş düşüyor, sanki dünyanın diğer ucuna kadar ulaşacakmış gibi neşeyle yayılıyor suda dalgalar. Orada değilim. Gözlerimi dakikalardır takılıp kaldığı uzak bir noktadan alamıyorum. Orada değilim.

REKLAM

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
: Dünya burada, ben neredeyim?
Haber Merkezi11 Eylül 2017, PazartesiYeni Şafak
Dünya burada, ben neredeyim? yazısının sesli anlatımı ve tüm yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


“Nerede olduğumuzu gerçekten bilseydik” dedi beyaz saçlı adam, “kaybolmaktan korkardık!”

“Bazen kimilerinin kullanmış oldukları sözcükleri ve bizzat o kişileri yeniden yakalayabilmek mümkün olsa keşke diyesi geliyor insanın, bize tam olarak ne demek istemiş olduklarını sormak için... Ama giden gitmiş.....Kimse onlar hakkında hiçbir şey bilmiyor artık. Bu durumda gecenin içindeki yolculuğunuzu tek başınıza sürdürmekten başka çare de kalmıyor. Gerçek yol arkadaşlarımızı yitirmişiz. Üstelik henüz iş işten geçmeden, doğru soruyu, esas soruyu da sormamışız onlara. Onların yanındayken bilememişiz. Yitik insan. Zaten her zaman geç kalmaz mıyız?” diyor Louis Ferdinand Celine, ‘Gecenin Sonuna Yolculuk’ta.

Küçük içten bir fısıltıydı eskiden bütün meselemiz, büyüdü koskoca bir yaygara oldu şimdi.

REKLAM

Sırf bir şey söylemiş olmak için, “Sizi bir yerden hatırlıyorum ama nereden?” diye girdi lafa ayaktaki. “Ben hatırlamadığınız bir yerden hatırladığınız biriyim, eşleştirmekte hep güçlük çeker insanlar beni” dedi oturan istifini hiç bozmadan.

“Ağlayınca/ Gökkuşağına boğulurdu isyankar delikanlılar/ Bense gülümseyip öperdim/ Yüzümle birlikte beliren sükuneti” diyor Hüseyin Atlansoy, ‘Yanlış Kalkan Bayrak’ta.

Meramını anlatamadan hoyratça bitirilmiş bir cümle gibiydi; hayat bir yumruk gibi öylece boğazında duruyordu.

“Şu laf anlamaz tornavida başımı döndürüp duruyor” diye şikayetlendi vida. “Bir de çekici dene istersen” dedi gariban çivi, “başına vurdu mu güpegündüz bütün yıldızları görüyorsun!”

Bir de şunu düşünün; yıllar yıllar boyunca sadece yanından geçilip gidilen bir yalnız meşe ağacı ne hisseder?

REKLAM

“Ben gidiyorum” dedi dönerek ayağa kalkan. “Bu demek oluyor ki ben de kalıyorum” dedi oturan. Bazen bütün her şey sadece iki ihtimalden ibaret kalır. Hatta ilk seçen siz değilseniz o kadar bile değil!

Nerede küçücük bir susuzluk ihtimali varsa, oranın çeşmesi olmaya koşan insanlar da var.

“Kim ki susadı” dedi meczup, “demek sudan nasibi var"