YazarlarBöl ve yönet

Böl ve yönet

Hayrettin Karaman
HayrettinKaramanGazete Yazarı

Kur’an-ı Kerim âyetleri ve Peygamberimiz'in (s.a.) hadisleri durup dururken müminleri kardeşliğe ve birliğe teşvik etmiyor; bölünmeyin, parçalanmayın, birbirinize düşmeyin, böyle yaparsanız gücünüz elden gider, zayıf düşersiniz ve İslam düşmanı veya menfaat harisi kurtlara yem olursunuz demiyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
: Böl ve yönet
Haber Merkezi31 Ağustos 2017, PerşembeYeni Şafak
Böl ve yönet yazısının sesli anlatımı ve tüm yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Bazı arkadaşlar haklı olarak “düşmana bahane bulup, sorumluluğu onlara yükleyip rahatlamak Müslümanlara bir şey kazandırmıyor, gerekli olan özeleştiridir, ‘bizim nerede hata yaptığımızdır ve dirilip kendimize gelmek için neler yapmamız lazımdır’  bunu düşünmek, buna odaklanmaktır” diyorlar. Bu düşünce ve tavsiye doğrudur, yerindedir, ama tamamlayıcı unsurlarından biri de düşmanın neyi nasıl yaptığını bilmektir.

Neyi nasıl yapıyor sorusunun cevabı çok uzun, ama burada üzerinde durmak istediğim oyun meşhur “böl-yönet” oyunudur.

REKLAM

Uzak tarihi değil de yakın tarihi seçerek bazı örnekleri hatırlayalım:

Sömürgeci Batı’nın, nispeten güçsüz ülkeleri askerleriyle işgal ederek sömürge haline getirme dönemi sona erince daha ince usullerle sömürgecilik devam etti. Bunun için de iki şey yaptılar:

1.Sömürgeleri terk ederken halkı ikiye bölecek ihtilaflı konular ve bölgeler bıraktılar.

2.Enerji, maden, stratejik menfaat gibi sömürülecek değerlere el koyabilmek için kukla yönetimlere imkân ve destek verdiler, milli yönetimleri bertaraf ettiler.

İşte bazı örnekler:

Keşmir

Pakistan-Hindistan arasında 1947’den bu yana 55 yıldır devam eden ihtilafların gerçek sorumlusu İngilizlerdir. İngilizler Hindistan’ın bağımsızlığını tanımadan önce nüfusunun yüzde 97’si Müslüman olan Keşmir’in başına Hindu asıllı Hari Singh’i, para karşılığı mihrace olarak getirdi. Hindistan, İngiliz idaresinde 3 büyük eyalet (Hindistan, Pakistan, Bangladeş) ve 580 prenslikten (mihrace) ibaret idi. Pakistan ve Bangladeş (Batı ve Doğu Pakistan adı altında) Pakistan olarak bağımsız oldu. 580 prensliğe bu devletlere katılmak ya da bağımsızlığı seçme hakkı tanındı. Taksim kararını Hindistan ve Pakistan kabul etmişlerdi. Nüfusun yüzde 97’si Müslüman olan Keşmir Pakistan’a katılmak isterken; yazlık başkent Srinagar’a kaçan mihrace Keşmir’in geçici olarak Hindistan’a bağlanması ile ilgili anlaşma imzaladı. Böylece Keşmir konusundaki ihtilâf iki ülke arasındaki en önemli anlaşmazlık olarak varlığını sürdürmektedir. İki ülke Keşmir Sorunu yüzünden üç kez (1947-48, 1965 ve 1971) savaşmıştır. Ayrıca 1998 ve 2002 yıllarında iki ülke savaşın eşiğine gelmiş, uluslararası çabalar sonucunda sıcak çatışma önlenmiştir.

REKLAM

Arakan 

Sayın Bercan Tutar’ın 31 Ağustos tarihli yazısından:

Myanmar’daki (Burma) Arakanlı Müslümanlar beş yıldır Gazze’den daha beter bir şekilde kan ağlıyor. Arakan’daki Müslüman Rohingyalıların 2012’den bu yana maruz kaldığı zulüm, İsrail’in işgal altındaki Filistinlilere uyguladığı sistematik işkence, kitlesel kat-liam ve etnik temizliği aratmıyor… Arakan krizinin asıl nedeni ilk olarak İngiltere’nin sonra da ABD, Çin ve Rusya’nın izlediği emperyal stratejilerdir. İlkinden başlarsak... İngilizler; Afrika, Asya ve Ortadoğu'daki kirli siyasetin aynısını Burma’da da uyguladı. Arakan’ı 1948’de Doğu Pakistan (1971’de Bangladeş oldu) yerine Budist Burma’ya bağlayarak günümüze kadar süren kaosun tohumlarını ektiler… Arakan trajedisinin ikinci safhasında ise ABD, Çin ve Rusya’nın rekabeti var. 2004’te Arakan’da dev enerji yataklarının keşfedilmesinden sonra Müslümanların trajedisi daha da kötüleşti. Çin, 2009’da başladığı ve Arakan’dan Yunnan eyaletine uzanan biri gaz diğeri petrol iki boru hattı inşaatını 2013’te bitirdi… Bunu gören ABD, 2012’den sonra Arakan’daki sorunu küresel krize çevirip bu yolla Çin’i kuşatma projesini devreye soktu. Çoğu George Soros’un finanse ettiği 18’e yakın sivil toplum kurumu ABD’nin çatı örgütü ‘Burma Task Force/ Burma Görev Gücü’ adı altında beş yıldır güya Arakanlıların dramına çare arıyor. Oysa İsrail-Filistin “barış süreci”nden biliyoruz ki emperyal güçlerin bütün barış çabaları, birer çatışma, işgal ve kontrollü trajedi stratejisidir. Çünkü ABD, müdahil olduktan sonra Arakan’daki şiddet birden soykırıma dönüştü… ABD, Çin ve Rusya enerji, Budistler ise toprak peşinde. Herkes suç ortağı. İşte bu yüzden sessizler! (İleride bu konuda birkaç cümlem daha olacak).

REKLAM