‘Eskiden sevdiğim bir şarkının unuttuğum sözleri gibi yüzün. Melodi aklımda, güfteyi zaten biliyorum, şarkının ilk kelimesini hatırladım ve sökün edip geldi devamı. Bunca yıl sonra yüzünü gördüğümde bu dünyada hiçbir şeyin unutulmadığını, unutulmayacağını, unutulamayacağını da anlamış oldum. Ben seni hiç unutmamışım be Nermin.’ 

Her zamanki gibi içinden konuşuyordu Ersin. Hep içinden konuşurdu.

Böyle şeyler filmlerde olur

Haber Merkezi Yeni Şafak


‘Ama baklava da yani böyle maşallah Hacer. Fatma anamızın eli değmiş eline vallahi.’

‘Ben çok yedim Nermin kızım, şekerim çıkacak sonra.’

‘Abi valla yüzünüzü gören cennetlik. Hani bayram da olmasa… Bir gittiniz mahalleden, pir gittiniz. 5 yıl oldu mu görüşmeyeli? En son düğünde işte…’

‘Mustafa gelemedi bu bayrama. Malum şark görevi. Yok yok. İyiymiş durumları. Onların orası sakinmiş. Hiç olmazsa torunu yolla gelinimle dedim ama denk gelmedi.’  

‘Eee, sen nasılsın bakalım Ersin oğlum? Ne zaman görecek anan baban mürüvvetini?’

Baba dostu Lütfü amcanın sorusuna hazırlıksız yakalandı Ersin. Yine de kendisinden beklenmeyecek bir kıvraklıkla toparladı durumu: ‘Okul bitti, asker olduk, iş miş derken sıra gelmedi Lütfü amca. Nasip diyelim.’

Bu ‘nasip diyelim’ kısmında gayriihtiyari Nermin’e baktı. Sonra başkaları baktığını fark edecek endişesiyle hemen kaçırdı gözlerini.

Sıhhiye’de otobüsten inip Hosta’da döner yedikleri, Yüksel’i dolaşıp Kuğulu’ya çıktıkları, Batı Sineması’nda aptal saptal bir romantik komedi izledikleri o bayram günü geldi aklına Ersin’in. Ne demişti sinemadan çıktıklarında Nermin: ‘Ben öyle nohut oda bakla sofa işine gelemem. Aşk dediğin biter. Kalırsın öyle kapı duvar. Saçmaydı yani kadının yaptığı. Öteki adamı tercih ederdim ben olsam.’

Ersin, içinden konuştuklarını bir türlü dışından diyemedi. Nermin’e açılamadı. Belki sinemadan çıktıkları o gün söylediği o laflar yüzünden, belki başka sebepten; olmadı işte.

Nermin, öteki adamı tercih etti.

‘Kapıdaki canavar senin mi Ersin’im?’

‘Yok, onu babama aldım Lütfü amca. Benimki biraz daha spor bir şey… İki kişilik.’

‘Hayırlı evlat böyle olur işte. Maşallah.’

Şarkının sözleri sökün edip geleli beri dikkatini sohbete veremiyordu Ersin. Sürekli Nermin’e bakmak istiyordu. Uzun uzun. Kesintisiz.

O küçük sessizliği bozmak için devreye girdi Ersin’in annesi: ‘Nermin kızım, beyin yok mu?’

‘Biz boşandık Emine teyze. Geçen ay bitti mahkememiz.’

‘Allah Allah. Hiç duymadık güzel kızım. Üzüldüm bak şimdi.’

‘Üzülme Emine teyze. Yazım böyleymiş. Çok dayak yedim. Çok üzdü beni. Allah kurtardı.’

‘Geçmiş olsun kızım. Bununla geçmiş olsun inşallah.’

Ersin birden kalkmak istedi, koşa koşa gidip o Murat denen iti bulmak, öldüresiye dövmek istedi. Ellerini kırıp ‘bu ellerle mi vurdun lan Nermin’e, bu ellerle mi, hayvan?’ diye bağırmak istedi. Sonra geriye dönüp Murat’ın pis kanına bulanmış elleriyle Nermin’in saçlarını okşayıp ‘korkma, geçti, ben varken seni bir daha kimse üzemez’ demek istedi.

Salona gözlerindeki çapakları sile sile dünyalar tatlısı bir oğlan girdi. ‘Aaa, uyandın mı aşkım’ diyerek gidip kucağına aldı oğlunu Nermin.

Ersin de herkesle birlik olup ‘maşallah, çok yakışıklı gerçekten’ dedi küçük kuzuya. Davranıp ‘alma sakın’ diyen annesine rağmen bayram harçlığı verdi.   

Sonra içinden dedi ki Ersin: ‘Saçmalama oğlum, böyle şeyler filmlerde olur.’

‘Sonraki bayram mutlaka görüşelim’ denilerek sözler verildi. Nermin elini uzattı Ersin’e. 

Ersin, Nermin’in bakışlarındaki bu mahcubiyeti kendinden biliyordu. Çok üzüldü.

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.