Baki Tamer Selçuk, fotoğraf makinesi tutkunuydu. Metalürji mühendisi olmasına rağmen Sakarya'da fotoğraf makinesi tamir dükkânı açtı. Bir yandan da fotoğraf makinesi koleksiyonu yapmaya başladı.

Neredeyse tüm kazancını nadide, tarihi değeri olan fotoğraf makinelerine harcadı. Parası yetmedi. İki paket sigara içiyordu. Sigarayı bırakıp, parasını yine koleksiyona harcadı. 2007 yılında, artık biriktirdiği makineler, evinin bodrumuna, çatısına, iş yerine sığmaz oldu.

MÜZESİNİ ARAYAN KOLEKSİYON

Bunları sergilemek için bir müze kurmaya karar verdi. 1876-2010 yılları arasında üretilmiş, 1789 çalışır durumda çok nadide makine, bunlar ait diğer aparatlarla birlikte 5 bin 305 parça koleksiyon için, 'Fotoğraf Makinesi Müzesi' projesiyle, kapı kapı dolaşmaya başladı.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi, 'bütçemiz, yerimiz yok' dedi. Vali, milletvekili, üniversite rektörü, sanayi odaları, hatta Taraklı ilçe kaymakamına kadar gitti. Hepsinden eli boş döndü.

Böylece 10 yıl geçti. Sonunda doğduğu şehir Malatya'ya gitti. Büyükşehir Belediyesi, Kültür Daire Başkanı İhsan Gencay ve Basından Sorumlu Daire Başkanı Kadir Çelik projeyi sahiplendiler. Koleksiyonun bedeli olarak belirlenen (belki de iki fotoğraf makinesi ücreti kadar) bütçeyi kabul ettirmekte zorlansalar da, Başkan Ahmet Çakır'ın onayı ile müze projesi için start verildi.

TRT Kürdi Koordinatörü Mustafa Ekici ile birlikte Malatya'da konferansa davet edildiğimiz günde, koleksiyoner Tamer Selçuk'la tanıştık. Bu hikayeyi ondan dinledik ve müze çalışmalarını yerinde gördük (Nisan ayı sonunda açılışı olacak).

İHALEYLE YAPILAN KÜLTÜR FAALİYETLERİ EN BÜYÜK TEHLİKE

Bakanlığın, valiliklerin ve belediyelerin kültür politikaları üzerine uzun zamandır kafa yoruyorum. Neredeyse her hafta bir yerde, konferans ve benzeri kültür etkinliği için gidiyoruz. Görünen şey, sanayileşmeye doğru giden kültür çalışmalarının olduğudur.

Valilik, belediye ve benzeri kurumların kültür faaliyetleri konusunda bir politikalarının olmaması, 'Fotoğraf Makinesi Müzesi' gibi, ülke için çok kıymetli olabilecek projelerin hayata geçmemesine ya da yıllarca gecikmesine neden oluyor. Bir konsepti ve master planı olmayan kurumların, rast gele seçtiği ya da popülizmin rüzgarına kendini bıraktığı kültür faaliyetleri oluyor.

Resmi kurumların kültür etkinliklerini ihaleyle özel sektöre vermeleri, sanırım sanayileşmenin en büyük nedeni. Kaldırım ihalesi gibi, şartnamelerin hazırlandığı, fiyatların kırıldığı, kelle başı hesapların yapıldığı ihale usulleriyle, kültür yaşamımız nasıl şekillenir? Düşünmek gerek.

İstanbul'da çok tarihi ve manevi yanı ağır basan bir ilçe belediyemiz, benden “dijital medyanın geleceği” konulu bir konferans vermemi istedi. Onlara, bu konunun belediyeye, o tarihi mekana ve oranın sakinlerine uygun olmadığını, ilçenin yapısına uygun bir konuşmacı ve konu seçilmesi gerektiğini anlattım. Meğer konuştuğum kişi, kültür ihalesini alan ajanstı ve her hafta bir konferans yapmak zorundaydı.

KURUMLARIN KÜLTÜR POLİTİKALARININ OLMASI GEREKİR

Bugün İstanbul'da haftada belki de 150 konferans, seminer, panel benzeri etkinlik oluyor. Çoğu da birbirinin aynısı. Ne yazık ki bu etkinliklere katılım çok az. Zira hem alternatif çok, hem de iletişim araçlarının bu kadar yaygın olduğu bir ortamda, insanlar ekranlardan izlediği, yazılarını okuduğu birini, bu trafikte gidip izlemeye üşeniyor artık. Konferans salonlarımız çok güzel ama içini insanla doldurmak zorlaştı. Bizim gençliğimizde ise mekan yoktu, düğün salonlarında yapılan konferanslar tıklım tıklım dolardı. Zaman değişti, anlamak lazım.

Devlet kurumlarının kültürel etkinliklerini daha spesifik alanlarda ve sivil toplum kuruluşlarının maddi sorunlardan dolayı yapamadığı alanlarda yapması gerek. Kitap yayınlarında, eser yayınlarında daha çok özen gösterilmesi ve kültür dünyamıza uzun soluklu yapıtların kazandırılması hedeflenmeli.

Kültür Bakanlığı'nın düzenliği 3. Kültür Şurası'nı bu nedenle çok önemsedim. Zira bakanlığın kurumlarımıza, kütür politikaları belirlemede ve bir yol haritası çıkarmada öncülük etmesi gerekir. Verimli geçen bu şuranın, kültür hayatımıza nasıl yansıyacağını merakla bekliyorum.

GÜZEL İNSANLARIN, GÜZEL PROJELERİNİ DESTEKLEMEK GEREK

Bu arada sadece Türk kültürü değil, bu topraklarda hayat bulmuş tüm kültürlerin yaşatılmasının gündemimizde olması gerekir. TRT Kürdi Koordinatörü Mustafa Ekici'nin, Kürt kültürünün yaşatılması ve tanıtılması için verdiği çabayı da burada takdirle not etmeliyim. Kanalın düşük bütçesine rağmen, şehir şehir dolaşıp, belediyeler, valilikler ve diğer kurumlarla ortak projeler üretmek için kendini paralıyor desem yeridir. Amacı PKK'nın bu kültürü katletmesine engel olmak. En son, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Attila'ya proje anlatırken heyecanına şahit oldum ve çok etkilendim.

Çok güzel insanlar yaşıyor bu ülkede. Gerçekten, Tamer Selçuk gibi bir müze açmak ya da Mustafa Ekici gibi kadim bir kültürü yeniden gün yüzüne çıkarmak gibi dertleri var. Nice sanatçılar, kültür adamları, koleksiyon sahibi, ilim adamı ellerinde projeler onlara verilecek destek için koşturuyorlar. Onları ihaleye sokmak kültür dünyamıza verilecek en büyük zarar olur sanırım. Evet, suiistimaller çok. Evet, haksız kazanç sağlayan olabilir. Lakin kurumların da bunları ayırt edecek uzman ekipleri ve bir kültür politikaları olması olması gerekir. Haksız mıyım?



+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.