YazarlarPKKya, PYDye, IŞİDe çocuklarımızı kurban olarak da nefer olarak da vermeyeceğiz

PKK'ya, PYD'ye, IŞİD'e çocuklarımızı kurban olarak da nefer olarak da vermeyeceğiz

Kevser Topkar
KevserTopkarİnternet Yazarı
PKK'nın polisimize, askerimize ve IŞİD'ci bahanesiyle İslamî kimlikli halkımıza karşı yaptığı hain saldırı ve katliamlar sıradanlaştırılıyor. ''PKK bunu hep yapıyor'' diyerek kabullenme ve sineye çekme mecburiyetindeymişiz hissi veriliyor. Barış olsun da ne olursa olsun diyenlere cevabım; Vatan savunmasındaki ve görevi başındaki güvenlik güçlerimizin kanları kutsaldır. Onlar bizim gözbebeğimizdir. Evlatlarımızı şehit eden bu milletin de düşmanıdır. PKK ve savunucuları vatana ihanetten yargılanmalıdır. Devlete kurşun sıkana devlet kurşun sıkar. Çözüm süreci ile vatan hainliğini birbirine karıştırmayalım. Hainler hakettikleri cezayı almalıdırlar, alacaklar da.

Hiç kimse ortak coğrafyamızı kişisel mülkü zannetmesin. Sosyalizme devşirilen milliyetçi Kürt hareketi ve küreselcilerin sempatik, taşeron terör örgütleri PKK ve sınır ötesindeki adıyla PYD bizim ne müttefikimiz, ne de komşumuz olamaz. Onlar olsa olsa İngiltere ve ABD eksenli sömürgecilerin, üzerinde yaşamadığı, yaşamayı da hiç düşünmediği, dili, dini, sosyal dokusu, kültürü, her şeyi farklı Ortadoğu'yu ve İslam coğrafyalarını hakimiyetleri altına alma mücadelesinde yerli işbirlikçileridir. Yani hainlerdir. Bu toprakların insanları Türkü, Kürdü, Arabı, vs. bu hainleri aralarında barındırmayacaklardır. Hamilerinin güçlü silahları ve paralarıyla onlara verdiği destek bu topraklarda barınmalarına kâfi gelmeyecektir. Sahipleri defolup giderken onlar da kuyruklarını kıstırıp sahipleriyle defolup gideceklerdir. Biz coğrafyamızda ümmet birliğini sağlayacağız. Ya yok olacağız, ya ümmet. Üçüncü bir yol yok. Ya bölüne bölüne İslam düşmanlarının hakimiyetine gireceğiz, yada birlikte bu dinsiz, işbirlikçi güruha haddini bildireceğiz.

Arkalarına aldıkları Batılı dostları ile birlikte şımarıklık sınırlarını çoktan aşan bu güruh daha fazla devletimizin hoşgörüsüne sığınamayacak. Evet coğrafyamızda savaş isteyen, bizleri birbirimize düşman etmeyi amaçlayan Haçlı birliğine, karşı duruyoruz. Kardeşlerimizle sonuna kadar barış diyoruz. Ama kardeşlerimizle... Düşmanlarımız bize kurşun sıkarken onları hoşgörecek kadar kansızlaşmadık. Marifetmiş gibi PKK'nın üstlendiği, evlerinde kahpece öldürülen, görevi başında şehit edilen güvenlik güçlerimiz için dünya gözlerini yumdu, kulaklarını tıkadı. Türkiye'nin askeri, polisi, batı basını nezdinde ölümü haketmiş olmalılar ki terör örgütü PKK militanları kadar konuşulmaya değer bulunmuyor. Kınanmıyor. Bizler sağduyulu vatandaşlar olarak ellerimizde uzun namlulu silahlarımızla cenazelerimizde gövde gösteri yapmıyoruz. Bu topraklarda kıyılan her candan bizimde canımız yanıyor. Türk yada Kürt, sosyalist yada dindar olması farketmez. Evlatlarımızın hepsinin kanı bizim damarlarımızdan akıyor. Farklı etnik kimliklerimiz, farklı inançlarımız, farklı hayat tarzlarımız, farklı dillerimiz olsa da bu coğrafyanın ortak sahipleriyiz. Huzurumuzu bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz.

Bu şımarıklığa bir an evvel güvenlik güçlerinin müdahale etmesi toplumsal barışın muhafazası için hayati önem taşımaktadır. Kürt halkı kendi güvenliğini sağlayacak söylemlerine AK Parti içindeki Kürt milletvekilleri başta olmak üzere, demokrasiye inandıkları için mecliste bulunan tüm Kürt milletvekilleri ve tüm vekillerimiz temsil ettikleri halk adına gerekli cevabı vermelidirler. Halkın güvenliğini fertler bireysel olarak silahlanıp sağlamaya kalkışırlarsa devlet sistemi çöker, hepimizde o enkazın altında kalırız. Beğensek de beğenmesek de devletimizi güçlü olarak, müesseseleri çalışır olarak muhafaza etmek zorundayız. İyileştirelim amenna. Lakin kurşun sıkarak, halk kendi güvenliğini sağlamak adına silahlanıp gücü yeten yetene bir sisteme yeşil ışık yakarak olmaz. Hele TBMM de kanunlar çerçevesinde seçmenlerinin sesi olmak için meclise gönderilmiş vekiller ve özellikle ''Selahattin Demirtaş, Kürt halkı kendi güvenliğini sağlamalı'' diyemez. Referanslarına dayanarak gösterdiği bu kör cesareti hukukî karşılığını bulmalıdır. Kürt halkı kime karşı güvenliğini sağlayacak? PKK'ya karşı mı? Kasdedilen düşman PKK değil. IŞİD bahanesiyle Müslüman Kürt halkına ve devletimizin güvenlik güçlerine karşı bir savaşın ateşi fitillenmek isteniyor. Haçlıların taşaronlarına ve meclisimize sızmış sözcülerine amenna dememizi kimse beklemesin.

Bu vatan evlatlarını ne terör örgütü PKK'ya, ne PYD ye, ne de IŞİD'e, kurban olarak da nefer olarak da vermeyecek. Çocuklarımıza sahip çıkacağız. Hepimiz işi gücü bırakıp evlatlarımız hangi hain tuzakların içine çekilmeye çalışılıyor, nasıl akılları çeliniyor, birbirine kardeşlerken nasıl düşman ediliyor, buna kafa yoralım. Terör örgütleri çocuklarımızın kanlarıyla besleniyor. Batılı güçler, bölgede menfaatleri var ve savunmak istiyorlarsa artık Ahmetlerimizi, Muhammedlerimizi, Baranlarımızı... kullanmasın. Entellektüel abiler, ablalar gençlere sahip çıkalım. Başkaları inanılmaz emek sarfediyor. Akıllarını yalan-yanlış yönlendirmelerle çeliyorlar. Bu coğrafya hepimizin. Paylaşılmayacak bir şeyimiz yok. Haçlı, kendi savaşını evlatlarımızın kanlarıyla vermesin. Bizzat kendileri buyursun gelsinler. İşte o zaman Kürdü, Türkü, Arabı hep birlikte onlara vatanımızı dar etmeyi biliriz. Çanakkale'de olduğu gibi. Bunu bildikleri için terör örgütleri kurup, sahte düşmanlıklar üretip çocuklarımızı birbirine öldürtüyorlar. Bu oyunu bozmaya muktediriz, Allah'ın izniyle de bozacağız.