https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Acı mı? Hem de nasıl

Acı mı? Hem de nasıl…

Mehmet Şeker
Mehmet Şeker Gazete Yazarı

Türkülerimiz üzerine ne kadar güzel söz söylesek az gelir. Toprak gibi temiz, su gibi aziz, hava gibi elzem. İnsanımız sevincini, kederini hep türkülerde anlatmıştır. 

Türküler bizi anlatır. Biz türkülerimizi anlatmaya çalıştığımızdaysa bir şeyler noksan kalır.

Türküler yalan söylemez.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Acı mı? Hem de nasıl…
Haber Merkezi 23 Eylül 2017, Cumartesi Yeni Şafak
Türkülerimiz üzerine ne kadar güzel söz söylesek az gelir. Toprak gibi temiz, su gibi aziz, hava gibi elzem. İnsanımız sevincini, kederini hep türkülerde anlatmıştır.
Türküler bizi anlatır. Biz türkülerimizi anlatmaya çalıştığımızdaysa bir şeyler noksan kalır.
Türküler yalan söylemez.

Fakat…

İşte bu fakat girdi mi sözün bir yerine, işin içinde sakat bir durum var demektir.

Mesela Trakya’ya uzanacak olsak ve “Çıktım Şarköy’ün yoluna, sıra sıra zeytinler” desek…

Ne kadar doğru olur?

Şarköy’de zeytin ağaçları kesiliyor, zeytinliklerin yerinde binalar yükseliyor.

*

Belediye Başkanı zeytinliklerin imara açılmasının yeni olmadığını, o kararın yıllar öncesine ait olduğunu söylüyor.

REKLAM

Doğrudur, değildir.

İmar izni veren karar yenidir veya eskidir.

Hangi partinin, hangi başkanın işi diye konuyu siyasî zemine çekmenin gereği bile yok.

Belli ki “Bağa girdim bağ budanmış, Bağa bülbül dadanmış.”

Şimdi o türküyü şöyle mi söyleyeceğiz?

“Çıktım Şarköy’ün yoluna, sıra sıra binalar…”

*

Bir başka Trakya türküsü:

“Evreşe yolları dar dar, bana bakma benim yârim var.”

Artık, bu da doğru değil.

Evreşe yoları genişledi.

*

Kına gecelerinin değişmeyen türküsünün de anlamı bugün için yerli yerinde sayılmaz.

“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler…”

Şimdi bütün tepeler evlerle doldu.

REKLAM

Manzara yükseklerde.

Kızlar da uzak yakın demiyor artık.

*

Trakya’nın neşeli türkülerine devam edelim.

“Bahçalarda börülce, oynar gelin görümce…”

Nerede?

Gelinle görümcenin arası açılalı çok oldu.

Artık görüşmeleri bile zor.

Bir araya gelmek ve karşılıklı parmak şıklatarak oynamak söz konusu bile değil.

*

“Sıra sıra siniler, hasta olan iniler…”

Sorun gençlere, sini ne demektir?

Bakalım içlerinden kaçı bilecek.

Türküler yalan söylemez ama biz onları zorla yalana sevk ediyoruz.

Değişen hayat tarzımızla.

Değişen düşünce yapımızla.

Gittikçe artan, büyüyen ve genişleyen beklentilerimizle.

*

Şimdi başka bir yöreye gidelim.

Trakya’nın tam çaprazına.

REKLAM

Ve şu türkülere bakalım:

Altın hızma mülayim…

Kalenin dibinde bir taş olaydım…

Ay dolanaydı gün dolan aydı…

Helhele verin geline…

Al ipek yeşil ipek kaytan ederler…

Evlerinin önü boyalı direk…

Ağam ağam öz ağam…

O yana dönder meni, bu yana dönder meni…

Kâr etmez âhım…             

Ağlama ceylan balası…

Baktık. Her birinin sözleri zihnimizde canlandı. Hatıralara uzandık.

Yöre neresi?

Kerkük.

*

Bugüne kadar öyleydi.

Belki bundan sonra yöre için ‘Kürdistan’ diyeceğiz. (Biz demesek de bizden sonrakiler öyle bilecek.)

Ardından ”Büyük Kürdistan”.

En sonunda ise “Büyük İsrail”.