https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480&iu=/1347001/Yenisafak-Video-Preroll&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp] https://pubads.g.doubleclick.net/gampad/ads?sz=640x480|640x350&iu=/1347001/Yenisafak-VideoPOSTROLL&impl=s&gdfp_req=1&env=vp&output=vast&unviewed_position_start=1&url=[referrer_url]&description_url=[description_url]&correlator=[timestamp]
Yazarlar Referandum kararının sırrı Erdoğan-Trump görüşmesindeydi

Referandum kararının sırrı Erdoğan-Trump görüşmesindeydi...

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı

Ortadoğu’da hiçbir istihbarat servisini uyku tutmadığından emin olabilirsiniz. Mesainin geleneksel yoğunluğundan değil, bin neden bulup yine de ikna olmadıkları o meşum soru yüzünden; “Erbil’i referanduma sürükleyen motivasyon neydi? Bunu neye, kime güvenerek yaptı”?..

ABD? Evet. İsrail? Elbette, evet. Rusya’nın ses çıkarmaması, evet. DAEŞ ve Suriye krizinin sona yaklaşması? Petrol, evet. Evet, evet...

De, yine ikna edici bulunmuyor!

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Referandum kararının sırrı Erdoğan-Trump görüşmesindeydi...
Haber Merkezi 30 Eylül 2017, Cumartesi Yeni Şafak
Ortadoğu'da hiçbir istihbarat servisini uyku tutmadığından emin olabilirsiniz. Mesainin geleneksel yoğunluğundan değil, bin neden bulup yine de ikna olmadıkları o meşum soru yüzünden; “Erbil'i referanduma sürükleyen motivasyon neydi? Bunu neye, kime güvenerek yaptı”?..

ABD? Evet. İsrail? Elbette, evet. Rusya'nın ses çıkarmaması, evet. DAEŞ ve Suriye krizinin sona yaklaşması? Petrol, evet. Evet, evet...

De, yine ikna edici bulunmuyor!

Hepsi ‘evet’ ise oyunu kuran; konjonktürel dahi gözükse, tüm Ortadoğu’nun en etkili, en korkutucu ittifakını/koalisyonunu tetikleyebileceğini nasıl tartamadı?

Türkiye-Rusya-İran-Irak-Suriye. Hatta devamı da var. Bu kementin dolanması, Doğu Akdeniz’den Çin Denizi’ne kadar Batı ve bölgedeki müttefiklerinin nefesini kesebilir!

Suudi Arabistan Kralı’nın Moskova-Kremlin ziyareti, şu an konvansiyonel ihtiyaçlarla kurulan bu ittifakın, ola ki stratejik ortaklığa yükselmesi ihtimalinin kâbusu nedeniyle değil mi?..

REKLAM

“Küre Koalisyonu”nun karşısına ‘kazara’ çıkarılan ve muhtemelen o ortaklığın çözülmesini tetikleyebilecek bu tokalaşmalar, kısa sürede işin zıt yöne evrildiğinin işareti değil mi? (‘ABD Katar Krizi sebebiyle ortak tatbikatı durdurdu’, 06/10.)

Düşünün ki, Putin dahi, “başka hiçbir nedene ihtiyaç duymaksızın, Riyad’ı tanımamızdan yıllar sonra (1926) gelen ilk ziyaret olması dahi önemi izah için kafidir” dedi. Yani Kral uçaktan yere ayağını basıp, sonra dönüp uçağa binseydi” bile bunun anlamı bölge dengelerinin yerinden oynadığının teyidi olacaktı. Oldu da!

NEDEN REFERANDUM NEDEN ŞİMDİ!..

“Bu referandumun sarhoşluğu içinde olan IKBY, ne yaptığının nasıl bir adım attığının farkında değil. Erbil’in neye dayanarak, neye güvenerek böyle bir tavır aldığını anlamak mümkün değil. Sana bu aklı kim veriyor? Burada ülkemizin içini de kapsayan büyük bir oyundan bahsediyorum”...

REKLAM

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan kanaat önderlerini kabul ettiği Perşembe günü dile getirdi...

Bu cepte dursun...

Barzanileri bu yola iten motivasyonun, ABD ve İsrail’in başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgedeki ağır sıkışmışlığı olduğunu gösteren okuma da caridir. (‘Erbil’e kim yürek yedirdi?’, 09/09, Yeni Şafak.)

Peki, referandum kararından sonra “beklenen/umulan” neydi ki, gerçekleşmeyince “plan” çöktü, hatta “tersine” döndü?..

İşte o sır, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki görüşmede saklı...

“Biz ne dedik daha önce? Güneyimizde bir terör koridoru oluşturmayacağız. Biz devlet olarak orada bir terör koridoru oluşturulmasına müsaade etmeyeceğiz. Bunun ilki Suriye’nin kuzeyi. Bunu biz ABD’ye de söyledik. Sayın Trump’la açık, net konuştuk. ‘Güneyimizde öyle birşey olursa kesin müdahale ederiz’ dedik. Kuzey Irak için de geçerlidir. Erbil ne oldu da bu işe girişti. Verdiler gazı, o da bu yola girdi”...

REKLAM

Erbil’in, K. Irak’la stratejik ilgisi açık Ankara-Tahran-Bağdat’a haber vermeden, aniden, sürpriz etkisi yaratma arzusuyla referandum kararı almasını da ilave edin.

İşte beklenen oydu; Ankara’nın hatta İran’ın da dengesiz bir hareket yapmasını sağlamak! Çünkü kıymetlendirmelerine göre Ortadoğu’nun bu halinde “Kürdistan” ilanına varacak bir referandum ilanı, Ankara’nın “kesin” hamlesiyle karşılık bulacaktı. İsrail’in ilk kez apaçık ortaya atılması da aynı gel-gel’in parçasıydı. Arzu eden Talabani’nin hayattan çekilmesini de ‘düşünülecekler’ listesine ekleyebilir.

SİHA’LAR VE ELDE PATLAYAN PLAN...

Şimdi cebinizdeki parçayı çıkarabilirsiniz...

Türkiye’nin kuşatmayı kırma noktasına kadar ilerlemesi ve üzerine sınırları içindeki terörü gömme aşamasına yaklaşması, üstelik yeni ortaklıklar inşa ederek ve bunları zenginleştirerek yapması, İsrail ve ABD’nin kayıplarını artırmış bulunuyor ve yine yazdık, İsrail’de ilk ABD üssünün inşası iyi delil olmayı sürdürüyor...

REKLAM

Silahlı İnsansız Hava Araçları’nın gündeme getirilme biçimi ve zamanlaması da tabii bu bağlamın parçasıdır. Çünkü beklenen gerçekleşseydi, bölgedeki ülkeler ama en çok Ankara bu tuzağa düşseydi, umulan, Ortadoğu krizini Türkiye’nin içine transfer etmekti...

“Ülkemizin içini kapsayan büyük oyun” buydu ve saat “şimdi”ye kurulmuştu. Cumhurbaşkanı’nın hem bölgenin kanaat önderlerini, etkili isimlerini Külliye’de ağırlaması hem Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Bahçeli’yi kabulü de aynı açının gördükleridir...

Parça etkisi yüksek bir plandı bu ve etkisiz hale getirmemiz, içindeki bir başka gizli ateşleme mekanizmasını harekete geçirme olasılığını yüzde yüz bitirmedi.

Türkiye’nin kısa vadeli geleceğinde önemli seçimler var ve benzer tuzakların kurulacağından kimsenin şüphesi olmasın...

REKLAM

Ama bugün için masa devrilmedi. Kartlar yeniden dağıtılmadı. Biz kartlarımızı sıkı tuttuk, onlar ellerindekiyle kaldı.

Ve iş nasıl bir noktaya geldi biliyor musunuz... Artık müdahale edilse bile, hatta referandum günü vaziyet edilse dahi yapabilecekleri şeyler sınırlı(ydı).

Buna “el almaz” denir...

Devam ederlerse, ‘Batak’ başlayacak...