100 yıllık “laik dogmatik uyku” hâli: Pagan uygarlık düzeyi!

Yusuf Kaplan
Yusuf KaplanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 30/10/2015, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
100 yıllık “laik dogmatik uyku” hâli: Pagan uygarlık düzeyi!
“Beni dogmatik uykumdan uyandırdı” demişti, büyük düşünür Kant, mutlak şüpheci David Hume için.
David Hume, şüpheciliği Gazâlî'den “aşırmış”, kendine özgü -elbette ki özgün-, hem Kartezyen putları hem de Kilise'nin zihni dondurucu tabularını yıkan, bütün “değerleri” ve “temelleri” sarsan bir noktaya taşımıştı.
KANT'I DOGMATİK UYKU'SUNDAN UYANDIRAN HAYALLERİ, NASIL HAYALETE DÖNÜŞTÜ?

Kant, Hume'dan ilhamla, “dogmatik uyku”sundan uyandı, düşüncede bir “Kopernik devrimi” yaptı: Modern Batı uygarlığının felsefî, ahlâkî ve estetik temellerini attı.
Kant, Nietzsche'ye gelinceye kadarki en büyük modern düşünür. “Ebedî Barış” ütopyası, gerçekleştirdiği düşünsel atılımla birlikte, büyük bir heyecan dalgası ve herkesi derinden etkileyen “epistemolojik bir iyimserlik” havası oluşturdu.
Ama yüzyıl geçmeden Aydınlanma'nın bu büyük düşünürünün oluşturduğu “epistemolojik iyimserlik” havası ve hayali, yerini 19. yüzyılda -sosyalist devrim heyecanıyla gerçekleşen- büyük siyâsî çalkantılara ve hayaletlere dönüşen “ontolojik kötümserlik” dalgasına terketmekte gecikmedi.
Kant'ın izinden giden Hegel, aklı ve devlet'i putlaştırdı: Tarihin sonunu, yani modernliğin (insanlığın ulaşabileceği son nokta olduğunu ve) zaferini ilan etti:
Modernliğin zaferi, kendi yok oluşunun tohumlarını da ekmişti: Modernlik, insanı tanrılaştırmış, aklını putlaştırmış, zihnini dondurmuştu.
“Katı olan'ın buharlaşması” mukadderdi: Marx, haklıydı. O yüzden “Avrupa'nın üzerinde karabulutlar dolaşıyor” diyecekti, Komünist Manifesto'nun dibacesinde hem de!
Nietzsche, modernlerin, (güç üreten bilim, teknoloji gibi) araçları amaç hâline getirmekle, insanın amacını yitirmesine yol açtıkları, dünyayı büyük bir ontolojik yokoluş felaketinin eşiğine sürükleyecekleri uyarısını yapmıştı.
Engels Londra'nın, Rimbaud Paris'in “cehennemde bir mevsim”i andırdığını haykıryordu.
Aklı kutsayan Modern Avrupa'nın hayalleri, hayaletlere dönüşüyor; modern insan, insanı ruhsuzlaştıran ama Avrupa'yı gücünün doruğuna ulaştırarak azmanlaştıran sanayi devrimlerinin kurbanı oluyordu.
Geriye ruhsuzlaşan homo economicus'un cenazesini kaldırmak kalmıştı: Nietzsche, bu işi büyük bir heyecanla ama acı çekerek yapmış; “Avrupa'yı ölüler evine dönüştüren, çölü büyüten, felsefeyi, ahlâkı dekadans'ın yokedici biçimlerine hapseden” modernliğe nihâî darbeyi vurmuştu.
“CEHENNEM”İ, “CENNET” OLARAK TASVİR EDEN GARPZEDELERİMİZ!

Ortada bir cenaze vardı, Avrupa'daki bütün büyük düşünürlerin gömmek için çırpınıp durdukları.
Avrupa'nın gücü putlaştırması, gücün kurbanı olmasıyla sonuçlandı: 20. yüzyılda 100 milyon insanın katledilmesiyle sonuçlanan iki büyük paylaşım savaşından sonra Avrupa tarihten çekildi.
Çok heyecanlı iki asır yaşamıştı Avrupa: Gerçekleştirilen siyâsî, düşünsel ve iktisâdî devrimler, Avrupalı emperyalistlerin bütün kıtaları ve denizleri -geliştirdikleri teknolojik silah gücüyle- sömürgeleştirmelerine imkân tanımıştı. Ama bu güç, sonunda Avrupa'yı esir alacak, azmanlaştıracak, gücünün zirve noktasına ulaştığı bir ânda, yok olmanın eşiğine fırlatacaktı.
Peki, Avrupa'nın heyecan verici hayalleri birer birer ürpertici hayaletlere dönüşürken bizde neler yaşanıyordu?
Platonik bir Avrupa aşkı ve hayranlığı köksalıyordu hızla -ne olup bittiğini kavrayamayan Meşrutiyet ve Cumhuriyet entelijansiyası arasında.
Engels'in ürpertici bir dille tasvir ettiği Londra'yı Namık Kemal, kutsuyordu adeta. Rimbaud'nun “cehennemde bir mevsim” olarak tasvir ettiği Paris'e ise hem Meşrutiyet hem de Cumhuriyet entelijansiyası tapıyordu kelimenin tam anlamıyla.
Husserl'in “Avrupalı Bilimlerin Krizi”ni tartıştığı, Nietzsche'nin bilim'in, “laik bir kilise''ye dönüştüğünü haykırdığı bir sırada, Meşrutiyet ve Cumhuriyet entelijansiyası, Avrupa'yı ontolojik yokoluşun eşiğine fırlatan bilim'i ve Heidegger'in “vahşi bir canavar” olarak nitelendirdiği teknoloji'yi kutsuyor, İslâm'a öfke kusuyor, İslâm'ı eğitim, kültür, düşünce, siyaset ve sanat hayatından kaldırıp atıyordu!
100 YILLIK LAİK DOGMATİK UYKU'NUN SONU: PAGANİZM ÇUKURU!

Sonuç, 100 yıldan fazla bir süredir yaşadığımız ürpertici “laik dogmatik uyku” oldu.
100 yıl önce, Batılı düşünürlerin, sadece Avrupa'yı değil, insanlığı büyük bir ontolojik yokoluş felaketinin eşiğine sürüklediğini haykırdıkları modern Avrupa'yı biz ulaşılması gereken “çağdaş uygarlık düzeyi” olarak gördük, “kızıl elma”mız yaptık: 100 yıldır, uyanamadığımız dogmatik uyku'muzdayız!
Hiç anlamadığımız, Batılı düşünürlerin cenazesini kaldırmak için savaştıkları seküler / modern Batı uygarlığını, çocuklarımıza “kızıl elma” olarak sunuyoruz hâlâ!
100 yıllık laik dogmatik uyku'nun bizi çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak şöyle dursun, pagan uygarlık derekesine fırlattığına tanık oluyoruz -ürpererek.
İşte size gerçekten ürpertici bir örnek:
Atatürk'le doğduk, Atatürk'le büyüdük, Atatürk'le öleceğiz!” dedi, genç kız Anıtkabir'de dün! Başörtülü annesinin önünde! Ne bu? Körleştirici, dogmatik, zihni ve ruhu felç eden pagan uygarlık düzeyi!
KÜLLERİNDEN DOĞACAK TÜRKİYE'NİN İSLÂMÎ KIZIL ELMA'Sl

Sözün özü: Modernlikle hesaplaşmadan, bütün değerleri değersizleştiren, bütün anlamları anlamsızlaştıran, bizi güle oynaya ontolojik yokoluşun eşiğine fırlatan pespaye postmodernliğe yakalandık!
Türkiye, 100 yıllık “laik dogmatik uyku”sundan uyanmanın yollarını bulamazsa, bizi tarihte tatil yapan figürandan yeniden tarih yapacak tarih kurucu bir aktöre dönüştürecek İslâmî kızıl elma'sına sahip çıkamazsa, kendi ellerimizle intihar etmekten kurtulamayacağız.
Toplumu germeden, bütün toplum kesimlerini kucaklayarak, küllerinden doğacak hakikat medeniyeti yolculuğuna çıkarak insanlığın önünü açacak öncü bir Türkiye'yi adım adım, çile çile inşa etmek en büyük varoluş nedenimiz olmalı. Vesselâm.
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026