|
|
 |
"Cumhuriyetin iradesi" mi, hukukun üstünlüğü mü?
TBMM'de "vekillerin çalışmalara, başları açık katılması zorunluluğunu getiren" içtüzük değişikliği görüşülüyormuş. Oturumu yöneten DSP'li TBMM Başkanvekili Ali Ilıksoy, kürsüde konuşma süresi bitip de kendisinden ek süre isteyen FP'li Yakup Budak'ın bakışını beğenmeyip "Başkanlığa bakarken öyle gayri ahlaki bakışlardan vazgeçin, önce başkanlığa saygı gösterin" diye uyarıda bulunmuş.
Bana sorarsanız, DSP'li Başkanvekili'nin uyarısını fırsat bilip görüşülmekte olan içtüzük değişikliğini "Vekillerin çalışmalara başı açık ve ahlaki bakışla katılması zorunludur" şeklinde formüle etmenin tam zamanıdır. Hatta, eğer cumhuriyetimizin daha da sağlam temellere oturmasını istiyorsanız, "ahlaki bakma zorunluluğu"nu TBMM çatısı dışına taşıyıp, bütün vatandaşlar için de zorunlu kılabilirsiniz!
TBMM'de içtüzük değişikliğinin görüşüldüğü oturumda FP'li Yakup Budak, sağduyu sahibi her insanın aklına gelen şu soruyu yöneltiyor: "Başörtüsü yasağı varsa içtüzükte böyle bir değişiklik yapma gereğini neden duydunuz?" Öyle değil mi, eğer vekillerin çalışmalara "başları açık" katılması bu değişiklik sonrası zorunlu hale gelecekse, o zaman Merve Kavakçı'nın ant içmesine neye, hangi içtüzük maddesine dayanılarak engel olundu? İki yıl önce TBMM'de DSP grubunun gerçekleştirdiği "Meclis darbesi"nin hukuki gerekçesi daha ancak şekillenecek! Siz bakmayın söz konusu oturumda MHP'li TBMM Başkanvekili Murat Sökmenoğlu'nun milletvekillerinin eskiden beri başlarının açık olduğunu vurgulayarak "Cumhuriyetin iradesi esastır, burası Cumhuriyet Türkiyesi" sözleriyle alkış almasına... "Cumhuriyetin ifadesi" gibi "büyük" sözlerin hukuka kayıtsız kalındığı sürece bugün artık hiçbir değeri yok. Belki kulağa hoş geliyor, belki bu sözleri edeni ve dinleyenleri epeyce heyecanlandırıp havaya sokuyor... Ama hiçbir değeri yok.
Türkiye Cumhuriyeti'nin en az haz ettiği "şey"in hukuk olduğunun en iyi delillerinden birisi son günlerde Merve Kavakçı'yla ilgili yaşanan gelişmeler. Bildiğiniz gibi, Merve Kavakçı'nın Türk vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkin 13 Mayıs 1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı dava Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından ancak iki gün önce karara bağlandı ve idari yargı yolu nihayet tamamlanmış oldu. Gazetelerde yer alan haberlere göre sıra şimdi TBMM'nin kararında. Peki, Bakanlar Kurulu kararından bugüne kadar geçen sürede "yüce Türk milleti"nin bir temsilcisinden yoksun kalması? Haaa o mu? O önemli değil, çünkü bizde hukuktan önce "cumhuriyetin iradesi esastır"!
Siz hiç, bir "hukuk devleti"nde bir mahkeme heyeti hakkında, verdiği bir karardan dolayı idari soruşturma açıldığına şahit oldunuz mu? Bir hakim genel müdür ve bir müsteşar hakim başbaşa verip, 7 hakim hakkında başörtülü öğrencilere üniversitenin verdiği "kapı dışarı etme" kararını durdurdukları için rapor hazırlayacak ve bu rapor "cumhuriyet iradesi"nin şiddetle desteklediği "irtica yasası" için gerekçe teşkil edecek? 7 hakimin "suç dosyası" biraz daha kabarık olsun diye de, "Cuma"ydı, "teravih namazı"ydı diyerek tamamen özel hayatlarına ilişkin "kanıtlar" da ihmal edilmeyecek... Ve bu işlerin yaşandığı rejimin adı da, Anayasa'nın değiştirilmesi yolunda istekte bile bulunulmasını yasakladığı "Hukuk Devleti" olacak. Kimse farkında değil herhalde; cumhuriyetin "değiştirilmesi teklif dahi edilmeyecek" bu en önemli ilkesi "cumhuriyet iradesi"nin taşıyıcısı bir Adalet Bakanlığı tarafından çoktan değiştirilmiş de kimsenin haberi bile yok! Dahası da var: 7 hakimin "Cuma namazı"na gittiklerinin "rapor"da yer almasını nasıl değerlendirdiği kendisine sorulan Adalet Bakanı da şu cevabı veriyor: "Ben de Cuma namazı kılıyorum, Cuma namazı toplu kılınır, arkadaşlar yanlışlık yapmış."(!) "Yanlışlık yapmış."(!) Meslekten hukukçu bir bakanın açıkması bundan ibaret...
Bir "hukuk devleti" hakimlerine bu "yanlışlığı" yaparsa, avukatlarına neler yapmaz? İşte önümüzde İstanbul Barosu'nun basın bildirisi. "Temiz toplum" kampanyasında avukatların nasıl devreden çıkarıldığını, "temizlendiğini" açıklayan çok önemli açıklamalar...
Arkası yarın...
4.ARALIK.2000
|
 |
|