![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Üniversitelerin güzel sanatlar bölümünden mezun olduktan sonra, sanatsal çalışmalarına devam eden günümüz sanatçılarından faklıydı hattatlar. Onlar için hat sanatı meşk işi, gönül işiydi. Bugünkü gibi okullarda alınan kuru bilgilerle öğrenilebilecek bir sanat değildi hattatlık. Özellikle İslâm ülkelerinde uygulanan bu sanatın, öğretimi ve eğitimi de sıkı kurallar ve kendisine has ahlâk felsefesi içerisinde yürütülürdü. Hat sanatını tatbik etmeyi, hatttatlar 'meşk etmek' diye tanımlarlardı. Hat ustaları devletçe kendilerine verilen resmi kurumlarda veya resmi olmayan medrese gibi mekanlarda öğrencilerine eğitim verir, kendi evlerinde de haftanın bazı günlerinde yazı meşk ederlerdi. Onlar bunu sanatlarının zekatı olarak görürler, bunun karşılığında ise hiçbir şey almazlar, hatta kendilerine verilen hediyeleri bile rüşvet olarak kabul ederlerdi.
Dünya çapında bir hocaydıGeçtiğimiz asırda yaşayan ve hayatı boyunca onlarca talebe yateştiren Mısırlı Seyyid İbrahim de işini meşkle yapan hattatlardandı. Son devir hattatlarının en önemli isimlerinden birisi olan Seyyid İbrahim, 1897 yılında Kahire'de dünyaya gözlerini açtı. Ezher Üniversitesi'nde eğitim gördükten sonra 1917-1920 yılları arasında Mısır Milli Üniversitesi'nde misafir öğrenci olarak derslere devam eden Seyyid İbrahim, 1930'lu yıllarda Dr. Ahmed Zeki Ebu-Şadi tarafından kurulan "Apollo" şiir grubuna girdi ve 30.000'den fazla beyit ezberledi. Onun hatla olan arkadaşlığı ise edebiyata olan ilgisinden çok daha önce başlamıştı. Çocukluğunun geçtiği mahallede bulunan camilerdeki ve tarihi binalardaki eserler, onun hat sanatına ilgi duymasında etkili olmuştu. Özellikle Ümmü Abbas çeşmesi üzerindeki Osmanlı hattatı Abdullah Zühdi'ye ait celi sülüs hattıyla yazılmış kitabe ve İranlı hattat Senglah'a ait nesta'lik hattıyla yazılan Mehmed Ali Paşa Camii'ndeki yazılar, onun hat sanatına yoğun bir sevgi duymasında etkili olmuştu. Daha sonra hat sanatını detaylarıyla Türkçe ve Farsça meşk kitaplarından öğrenen Seyyid ibrahim, hattat Muhammed Mu'niszâde'nin meşk kitabından yararlanarak hat sanatı konusundaki bilgisini genişletti. İslam aleminin son dönemlerde yetiştirdiği en büyük hattatlardan birisi olan Seyyid İbrahim, Kahire'de bulunan Tahsinü'l Hutut Medresesi'nde 50 yılı aşkın bir süre zarfında birçok ülkeye mensup yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Onun yetiştirdiği önemli hatatlar arasında; Haşim el-Bağdadi, Iraklı kızkardeşler Cenne ve Ferah Adnan, Cezayirli Muhammed Şerifi, Suudi Arabistanlı Ahmed Ziya İbrahim ve Nasır el- Meymun, Kuveytli Mustafa Bin Nahi, Bahreynli Abdül-ilah el-Arab, Birleşik Arap Emirliklerinden Muhammed Mendi ve Hüseyin el-Seri, Libyalı Ebu-bekr Sasi, Suriyeli Şeyh Beşir el-Edlibi, Amerikalı Anne Royal ve Louis Oryan ve Filistinli Riyad Cevheriyye ile Muhammed Siyam bulunmakta. Bu büyük hat sanatçısını sağlığında müslüman ülkelerden birçok kişi görmek için yanına gelmiş ve onunla tanışmıştı. Onun bilinen ve en tanınan eserleri arasında, Hindistan'ın Bangalor şehrindeki Cama Camii'nin duvarlarını süsleyen levhalar, çok sayıda kitap başlığı, mezar taşı kitabeleri, kartlar, dergi ve gazetelerin isimleri ile posterler yer almakta. 94 yaşına kadar meşk etmeye devam eden son dönem hat sanatının en büyük hattatlarından biri olan Seyyid İbrahim, 1994 yılında ardında çok sayıda hatat ve eserlerini bırakarak dünyaya gözlerini kapadı.
Hat sanatından inceliklerBütün sanat dallarında olduğu gibi hat sanatında da ekoller oluştu. Bir hat üstadı öğrencisine bu sanatı iki aşamada öğretirdi. "Müfredat" denilen birinci aşamada Arap alfabesinde bulunan harflerin tek başına yazılması ve birbirlerine bağlanması öğretilirdi. "Mürekkebat" denilen ikinci aşamada ise öğrenciye cümle şeklindeki yazı örnekleri öğretilerek, öğrencilerin kendilerine has bir kompozisyon ve yazı düzeni oluşturabilmesi sağlanırdı. İstanbul en ünlü hattatları arasında Mustafa İzzet Efendi, Mehmed Şevki Efendi, Muhsinzâde Abdullah Bey, Abdullah Zühdi Efendi, Hasan Rıza Efendi, Hafız Osman, İsmail Zühdi, Mustafa Râkım, Pazarcıklı Mehmed Hulisi ve Zıyâeddin Efendi gibi büyük üstatlar bulunmaktaydı. Hat sanatının celi sülüs, sülüs, nesih, celi ta'lik, ta'lik, celi divani, divani, kufi, muhakkak, reyhani, rıkaâ, rık'a, mağribi ve hurdi ta'lik gibi türleri bulunmakta.
Havva Setenay İLHAN
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|