YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Kültür

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama


Hattatlık aşk gerektirir

Bugün kan kaybeden hattatlık, çağdaş sanatlardan farklı olarak aşk ve meşkle icra edilirdi. Yirminci yüzyılın son büyük hattatlarından birisi olan Seyyid İbrahim de işini aşkla yapanlardandı.

Üniversitelerin güzel sanatlar bölümünden mezun olduktan sonra, sanatsal çalışmalarına devam eden günümüz sanatçılarından faklıydı hattatlar. Onlar için hat sanatı meşk işi, gönül işiydi. Bugünkü gibi okullarda alınan kuru bilgilerle öğrenilebilecek bir sanat değildi hattatlık. Özellikle İslâm ülkelerinde uygulanan bu sanatın, öğretimi ve eğitimi de sıkı kurallar ve kendisine has ahlâk felsefesi içerisinde yürütülürdü. Hat sanatını tatbik etmeyi, hatttatlar 'meşk etmek' diye tanımlarlardı. Hat ustaları devletçe kendilerine verilen resmi kurumlarda veya resmi olmayan medrese gibi mekanlarda öğrencilerine eğitim verir, kendi evlerinde de haftanın bazı günlerinde yazı meşk ederlerdi. Onlar bunu sanatlarının zekatı olarak görürler, bunun karşılığında ise hiçbir şey almazlar, hatta kendilerine verilen hediyeleri bile rüşvet olarak kabul ederlerdi.

Dünya çapında bir hocaydı

Geçtiğimiz asırda yaşayan ve hayatı boyunca onlarca talebe yateştiren Mısırlı Seyyid İbrahim de işini meşkle yapan hattatlardandı. Son devir hattatlarının en önemli isimlerinden birisi olan Seyyid İbrahim, 1897 yılında Kahire'de dünyaya gözlerini açtı. Ezher Üniversitesi'nde eğitim gördükten sonra 1917-1920 yılları arasında Mısır Milli Üniversitesi'nde misafir öğrenci olarak derslere devam eden Seyyid İbrahim, 1930'lu yıllarda Dr. Ahmed Zeki Ebu-Şadi tarafından kurulan "Apollo" şiir grubuna girdi ve 30.000'den fazla beyit ezberledi. Onun hatla olan arkadaşlığı ise edebiyata olan ilgisinden çok daha önce başlamıştı. Çocukluğunun geçtiği mahallede bulunan camilerdeki ve tarihi binalardaki eserler, onun hat sanatına ilgi duymasında etkili olmuştu. Özellikle Ümmü Abbas çeşmesi üzerindeki Osmanlı hattatı Abdullah Zühdi'ye ait celi sülüs hattıyla yazılmış kitabe ve İranlı hattat Senglah'a ait nesta'lik hattıyla yazılan Mehmed Ali Paşa Camii'ndeki yazılar, onun hat sanatına yoğun bir sevgi duymasında etkili olmuştu. Daha sonra hat sanatını detaylarıyla Türkçe ve Farsça meşk kitaplarından öğrenen Seyyid ibrahim, hattat Muhammed Mu'niszâde'nin meşk kitabından yararlanarak hat sanatı konusundaki bilgisini genişletti.

İslam aleminin son dönemlerde yetiştirdiği en büyük hattatlardan birisi olan Seyyid İbrahim, Kahire'de bulunan Tahsinü'l Hutut Medresesi'nde 50 yılı aşkın bir süre zarfında birçok ülkeye mensup yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Onun yetiştirdiği önemli hatatlar arasında; Haşim el-Bağdadi, Iraklı kızkardeşler Cenne ve Ferah Adnan, Cezayirli Muhammed Şerifi, Suudi Arabistanlı Ahmed Ziya İbrahim ve Nasır el- Meymun, Kuveytli Mustafa Bin Nahi, Bahreynli Abdül-ilah el-Arab, Birleşik Arap Emirliklerinden Muhammed Mendi ve Hüseyin el-Seri, Libyalı Ebu-bekr Sasi, Suriyeli Şeyh Beşir el-Edlibi, Amerikalı Anne Royal ve Louis Oryan ve Filistinli Riyad Cevheriyye ile Muhammed Siyam bulunmakta. Bu büyük hat sanatçısını sağlığında müslüman ülkelerden birçok kişi görmek için yanına gelmiş ve onunla tanışmıştı. Onun bilinen ve en tanınan eserleri arasında, Hindistan'ın Bangalor şehrindeki Cama Camii'nin duvarlarını süsleyen levhalar, çok sayıda kitap başlığı, mezar taşı kitabeleri, kartlar, dergi ve gazetelerin isimleri ile posterler yer almakta. 94 yaşına kadar meşk etmeye devam eden son dönem hat sanatının en büyük hattatlarından biri olan Seyyid İbrahim, 1994 yılında ardında çok sayıda hatat ve eserlerini bırakarak dünyaya gözlerini kapadı.

Hat sanatından incelikler

Bütün sanat dallarında olduğu gibi hat sanatında da ekoller oluştu. Bir hat üstadı öğrencisine bu sanatı iki aşamada öğretirdi. "Müfredat" denilen birinci aşamada Arap alfabesinde bulunan harflerin tek başına yazılması ve birbirlerine bağlanması öğretilirdi. "Mürekkebat" denilen ikinci aşamada ise öğrenciye cümle şeklindeki yazı örnekleri öğretilerek, öğrencilerin kendilerine has bir kompozisyon ve yazı düzeni oluşturabilmesi sağlanırdı. İstanbul en ünlü hattatları arasında Mustafa İzzet Efendi, Mehmed Şevki Efendi, Muhsinzâde Abdullah Bey, Abdullah Zühdi Efendi, Hasan Rıza Efendi, Hafız Osman, İsmail Zühdi, Mustafa Râkım, Pazarcıklı Mehmed Hulisi ve Zıyâeddin Efendi gibi büyük üstatlar bulunmaktaydı. Hat sanatının celi sülüs, sülüs, nesih, celi ta'lik, ta'lik, celi divani, divani, kufi, muhakkak, reyhani, rıkaâ, rık'a, mağribi ve hurdi ta'lik gibi türleri bulunmakta.

Havva Setenay İLHAN


Kağıda basmak için tıklayın.

Kasvetli günlerin ressamı
Azerbeycanlı sanatçı Mehmet Şirzad'ın resim sergisi Beyoğlu Emlak Bankası Sanat Galerisi'nde devam ediyor. 1946'da Nahçivan'da doğan sanatçı, ilk ve orta öğrenimini Nahçivan'da tamamladıktan sonra, 1968 yılında Bakü Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'nü bitirdi. Resimlerinde genellikle Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nden kent ve köy manzaralarını işleyen sanatçı, yaşadığı dönemin önemli olaylarının etkilerini, eserlerinde kullandığı renk tonlarıyla belirtti. Özellikle "Karabağ Katliamı" sanatçının hayatında önemli bir iz bırakmış ve sanatçı kullandığı koyu renklerle bu konuya değinen kasvetli tablolar yapmış. Şirzad'ın genel anlamıyla Türklerin kent ve köy hayatını anlattığı resimleri 16 Aralık'a kadar sergilenecek.
Bu baykuşlar sevilmek istiyor
Turgay & Josie Tuna "Baykuşlar" sergisi TZT Kültür Merkezi Sanat Galerisi'nde açıldı. .Anadolu'da halk arasında "uğursuzluk" belirtisi olarak betimlenen baykuşlar, hep sevimsiz bulunmuştur. Çocukluk yıllarından beri baykuşlara özel ilgisi bulunan Turgay & Josie Tuna pekçok insan gibi baykuşlardan nefret etmeyip onlara sevgi beslemişler. Zamanla bu sevgi küçük baykuşlar olarak meyva vermiş. Turgay ve Josie Tuna baykuşların önemini şöyle vurguluyor: "... Çinliler'de insanları koruduğuna inanılan, eski Yunan'da tanrıça Athena'nın kutsal kuşu olmakla birlikte bilgeliği simgeleyen bu hayvan Amerikan Kızılderilerinin totemlerinden hemen hiç eksik olmamış. Romalı ozan Claudius Elianus onu kimi zaman güzel bir kadına, kimi zamanda usta bir büyücüye benzetmiş....Bu tutku bizleri, yılardan beri sürdürdüğümüz bir baykuş toplama merakına götürdü. Bu tutkuyla birlikte bizler de küçük baykuşlar yapmaya başladık..."


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED
Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...